Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
8°
Ara

Sessizliğe gömülen bakkal amcalar

YAYINLAMA:
Sessizliğe gömülen bakkal amcalar

İstanbul’un yedi tepesi artık sadece camilerin minareleriyle değil, gökyüzünü delen devasa alışveriş merkezlerinin siluetleriyle ölçülüyor. Bir zamanlar her sokağın kalbi olan, mahallenin "yazılmayan arşivi" konumundaki esnaf, şimdilerde o parlak cam kulelerin ve her köşe başını tutan zincir marketlerin gölgesinde hayatta kalma savaşı veriyor.

Eskiden mahalle; sadece bir yerleşim yeri değil, bir güven ağıydı. Manavın meyveyi "akşam çocuklara götürürsün" diyerek seçtiği, bakkalın veresiye defterine "aybaşı ödersin" notunu düştüğü o samimiyet, bugün yerini plastik kartların ve barkod seslerinin mekanik soğukluğuna bıraktı. İstanbul gibi metropollerde AVM’ler, şehirliler için birer "modern köy meydanı" haline gelse de, bu dönüşümün bedelini en ağır mahalle esnafı ödedi.

Kültürel bir kırılma

Süpermarketlerin sunduğu "tek çatı altında her şey" konforu, tüketicinin hız tutkusuyla birleşince; terzinin dikiş makinesi sustu, yorgancının iğnesi paslandı. Oysa mahalle esnafı sadece mal satan bir tüccar değildi; sokağın bekçisi, mahallenin dert ortağıydı. Bugün bir AVM’nin ışıltılı reyonları arasında kaybolan insan, o samimi selamın eksikliğini, ruhundaki boşluğu poşetlerle doldurmaya çalışarak gideriyor.

Güvenin yerini kampanya aldı

Zincir marketlerin agresif fiyat politikaları ve devasa reklam bütçeleri karşısında, kendi yağında kavrulan küçük esnafın rekabet şansı her geçen gün azalıyor. Ancak unutulan bir şey var: Bir süpermarket size asla "anahtarı bakkala bıraktım" dedirtemez ya da kargonuzu sizin yerinize teslim almaz. Mahalle esnafının yok oluşu, sadece bir ekonomik kayıp değil, toplumsal dayanışma geleneğimizin de sessizce toprağa verilmesidir.

Bizler İstanbul’un o meşhur kaosunda kaybolurken, ışıklı tabelalara kapılıp mahallemizin yaşayan hafızalarını tek tek kaybediyoruz. Belki bugün daha ucuz alıyoruz ama yarın borç isteyecek, kapımızı emanet edecek bir "komşu" bulamadığımızda, kaybettiğimizin paradan çok daha fazlası olduğunu anlayacağız.

Bir düşünün sizin mahallenizde hâlâ veresiye defteri tutan ya da selamınızı eksik etmediğiniz bir esnaf kaldı mı?

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *