Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Ara

Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını

YAYINLAMA:
Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını

14 Şubat Sevgililer günü yaklaştığında geçmişte yakın arkadaşlarımın sevdikleri için feda ettikleri ve karşı tarafın görmediği fedakarlıklar aklıma gelir. Ama sonuçta aşırı sevginin ayrılıklar ile sonuçlandığını defalarca görmüş oldum. Her şeyin fazlası iyi değildir denir. Bu durum sevgi için de geçerlidir. Birisine hak ettiğinden fazla ilgi ve sevgi ile yaklaştığınızda istisnasız sonuç ayrılıkla, küskünlük ile sonuçlanır. Bu durum insanların geninde var. İnsanların kalbi fazla sevgiyi hazmedemiyor diye yorumlanıyor. Bazı istisnalar çok ilgi ve sevgi isteyebilir ama sonuç yine olumsuzluklar ile sonuçlanabilir.

Aslında Aile sevgisi, çocuk sevgisi, arkadaş sevgisi gibi özellikle gençlerin kız arkadaşlarına veya kızların erkek arkadaşlarına olan sevgisini bir dengede tutmaları kalıcı bir dostluğa veya bekarları iyi bir evliliğe gitmesini sağlayabilir. Herkesin mutlulukta olduğu gibi, sevgiye bakışı ve sevgiye olan yaklaşımı farklılık gösterebilir.

Özellikle genç kızların erkek arkadaşlarının kendilerine karşı maddi açıdan beklentilerinin altında görmesi ve eleştirmesi bazen görünmeyen bir trajedinin arka sokağıdır.Türk sinemasının efsane ismi Yılmaz Güney'in "Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını lakin aç idik,yedik karanfil parasını..." sözü günceliğini hala koruyor. Lisede okurken yakın bir arkadaşım 2 yıl sevgili oldukları kız arkadaşı istediği pantolonu alamadığı için ayrılmışlardı. Bu arkadaşımıza pantolon için gerekli parayı aramızda toplayıp verdik. Ama arkadaşımız pantolon için kendisinden ayrılan birisine artık dönmeyeceğini söylemişti. Yine Lise yıllarında bir arkadaşımızın sevgilisi kendisinden altın kolye istemişti. Bu arkadaşımız kolyeyi alamadığı için bir daha kızın yanına gitmemişti.

Özellikle kızlar her zaman hediye konusunda bir beklenti içinde olur. Ama hediyenin değeri ve ölçüsü konusunda karşınızdaki insanın ekonomik durumunu göz ardı etmemesi gerekiyor. Son yıllarda tek taş yüzük, altın kolye, altından isminin baş harfi kolye, ünlü markalardan elbise gibi hediye isteyen veya bunlar için beklenti içinde olanların sayısı oldukça fazla oldukları görülüyor. Hediye bir ilgi, değer ve düşüncenin yansıması olarak kabul edin. Bundan dolayı pahalı hediyeler beklentisi içine girip veya kendi ağzıyla hediye isteyen insanlardan olmayın. 

Belki hediye size gelir ama size karşı duyulan duygular büyük erozyona uğramıştır. Aslında hediyeninin değerinden çok, hediye aracılığı ile karşı tarafa verilen değer ile ölçülmelidir.Bir insan gelen hediye ile mutlu olmuşsa inanın hediyenin içeriğinden çok, hediyeyi düşünüp vermesi daha önemlidir. Maalesef günümüzde hediyenin içeriği veya hediyenin değeri ile mutlu olanların sayısı oldukça fazladır.

Her yıl Dünyada ve ülkemizde büyük heyecan ile heyecanla beklenen 14 Şubat sevgililer günü 2026 senesinde de birbirini seven çiftler arasında aynı heyecanla cumartesi günü kutlanacak. Aşkın, özlemin ve sabrın bir araya geldiğinde çiftleri birbirine bağlayan bu özel duyguyu, asırlardır yılın tek bir gününde dünyaca kutlamaktayız.

Bazı kesimlere göre, 14 Şubat ile romantizm akımını ilk defa birleştiren isim, İngiliz şair Chaucer'dir. Şair 14. yüzyılda yaşamış, kuşların eşlerini seçtiği tarih olarak 14 Şubat'ı gözlemlemiştir. Bu nedenle o günlerden günümüze 14 Şubat Sevgililer günü hikayesi olarak Chaucer'in romantik bakış açısı anlatılır.

Bazı kesimlere göre ise, Sevgililer Günü’nün kökeni  Roma Katolik Kilisesi’nin Aziz Valentine’e adadığı 14 Şubat günüyle ilişkilendirilir. Efsaneye göre, MS 3. yüzyılda Roma'da İmparator II. Claudius, askerlerin evlenmesini yasaklamıştı çünkü evliliğin askerlerin savaşma azmini düşürdüğüne inanıyordu. Aziz Valentine, bu yasağa rağmen gizlice evlilik törenleri düzenlediği için tutuklandı ve 14 Şubat'ta idam edildi. Orta Çağ’da, bu tarih aşk ve romantizmle ilişkilendirilmiş ve zamanla Sevgililer Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *