Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
22°
Ara

Hoşçakal

YAYINLAMA:
Hoşçakal

Ölümün yaşı yoktur. Ama yaş aldıkça onun sessiz varlığını daha derinden hissederiz. Belki de bu yüzden kırgınlıkları büyütmemek, sevgiyi ertelememek, “sonra söylerim” dediğimiz cümleleri bugünden söylemek gerekir.

Çünkü hiçbirimiz bir vedanın hangi bakışa, hangi konuşmaya ya da hangi “hoşça kal”ın içine saklandığını önceden bilemeyiz. Ölümlü dünyada kırgınlık etmeye değmez. Hayat bazen bir sahneyi sessizce kapatırken bize küçük bir işaret bırakır; biz ise onun anlamını ancak çok sonra fark ederiz.

Yasemin’le yaşadığımız o gün de böyle bir işaretti.

Ortaokul sıralarında başlamıştı bizim arkadaşlığımız Yasemin’le. Aynı sırayı paylaştık; defterlerimiz, hayallerimiz, gençliğimiz yan yana büyüdü. Sonra yıllar aktı, biz büyüdük, evlendik. Tesadüf gibi görünen ama aslında kaderin ince bir örgüsüyle, eşlerimiz de aynı sırayı paylaşmıştı. Dört kişi, iki çift… ama aslında tek bir dostluk halkasıydık.

Çocuklarımız doğdu, büyüdü, birlikte oynadı, birlikte kavga etti, birlikte barıştı. Evlerimiz arasında gidip gelen kahkahalar, akşam sofraları, tatil valizleri, sahil yürüyüşleri… Bizim dostluğumuzun takvimi mevsimlerle değil, paylaşılan anlarla ilerlerdi.

Zaman ilerledikçe çocuklar üniversite çağına geldi. Görüşmelerimiz seyrekleşti ama her buluşmamızda o eski sıcaklık, o eski samimiyet hiç eksilmedi. Sanki araya zaman değil, sadece birkaç gün girmiş gibi olurdu.

Ve o gün…
Bir cenazede yan yanaydık yine. Sessiz, ağır bir gündü. Cenaze kalktıktan sonra eczaneden aradılar:
“İlaçlarınızı alın, bugün son gün.”

Cuma günüydü. Ben hızlı adımlarla eczaneye doğru yürümeye başladım.

Arkamdan bir ses yükseldi:

“Tülin… Tülin…”

Döndüm. Otuz metre kadar gerideydi.

“Efendim?” dedim.

“Mezarlığa mı gidiyorsun?” diye sordu.

“Yok,” dedim, “eczaneye… Sen?”

“Ben mezarlığa gidiyorum,” dedi.

O an bunu sıradan bir konuşma sandım.

“Hadi hoşça kal,” dedim.

“Hoşça kal,” dedi.

Meğer…

O son bakışıymış.

Son konuşmasıymış.

Son vedasıymış.

İnsan bazı ayrılıkların anlamını ancak yıllar sonra kavrıyor. O günün telaşında fark etmediğim şey, hayatın bize sessizce bir kapanış sahnesi sunduğuymuş. Yasemin’in sesi, yürüyüşü, o kısa cümlesi… Şimdi hafızamda sonsuza kadar sürecek bir veda gibi duruyor.

Bizim dostluğumuz uzun bir yoldu. Onun son adımı mezarlığa doğruymuş. Ben eczaneye yürürken, o sonsuzluğa yürüyormuş.

Ve o “Hoşça kal”…

Bugün hâlâ içimde yankılanıyor.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *