Ankara’nın NATO hâli
Ankara bu aralar alışık olduğumuz Ankara’dan biraz(cık) farklı... Biraz daha toparlanmış, biraz daha cilalanmış, biraz daha “misafir gelecekmiş” gibi hazırlanmış bir şehir var karşımızda.
Sebebi belli: NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi Ankara’da yapılacak. Türkiye, uzun yıllardır üyesi olduğu NATO’nun en önemli toplantılarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Devlet başkanları, heyetler, güvenlik ekipleri, basın mensupları ve diplomatik konvoylar birkaç günlüğüne başkentin ana gündemi olacak. Haliyle Ankara da bu büyük uluslararası buluşma için kendine çeki düzen veriyor.
Aslında buna şaşırmamak lazım. Büyük toplantılar şehirleri her zaman biraz tertibe sokar. Yollar temizlenir, güzergâhlar düzenlenir, duvarlar boyanır, peyzajlar yenilenir, eksikler hızla kapatılır.
Şehir, bir anlamda misafir ağırlayacak bir ev gibi hazırlanır. Nasıl ki eve önemli bir konuk gelmeden önce salon toparlanır, masa örtüsü değiştirilir, kırık dökük şeyler gözden uzaklaştırılır, Ankara’da da buna benzer bir telaş var.
NATO hazırlıkları kapsamında Ankara’nın bazı ana güzergâhlarında dikkat çekici çevre düzenlemeleri yapıldı. Yol kenarları elden geçirildi, peyzaj çalışmaları hızlandı, bazı noktalarda dikey bahçeler uygulandı. Beton yüzeyler yeşille örtüldü, geçiş güzergâhları daha düzenli, daha temiz, daha bakımlı görünür hale getirildi.
Bunlar rötuş gibi gözüken çok önemli değişiklikler… İnsan bazen neden iyi hissettiğini bilmez ama temizlenmiş bir sokak, düzeltilmiş bir kaldırım, bakımlı bir cephe ona kendini daha değerli hissettirir.
Ama işte insan şunu da düşünmeden edemiyor: Madem yapılabiliyormuş, neden hep yapılmıyor?
Bu özenli hâl sanki kentin asıl sahipleri için değil de birkaç günlüğüne buradan geçecek konvoylar için gösteriliyor gibi duruyor. Vatandaşın yıllardır yanından geçtiği, alıştığı, hatta artık görmezden gelmeyi öğrendiği eksikler bir anda fark ediliyor. Bir duvar boyanıyor, bir yol düzeliyor, bir güzergâh temizleniyor, bir görüntü toparlanıyor…
Mimarlık ve şehircilik biraz da öncelik meselesidir aslında, öyle değil mi? Bir kentin kime göre tasarlandığını, en çok nerelere özen gösterildiğinden de anlarsınız. Eğer özen sadece protokol güzergâhındaysa, şehir kendini misafire beğendirmeye çalışıyordur. Eğer özen mahalle arasına, otobüs durağına, okul yoluna, pazar yerine, yaşlıların yürüdüğü kaldırıma, çocukların geçtiği sokağa da yayılıyorsa, işte o zaman şehir gerçekten sakinlerini önemsiyordur.
Bizim ihtiyacımız birkaç günlük bir vitrin değil, kalıcı bir özen kültürü. Mesela sadece konvoy geçecek diye değil, çocuklar yürüyecek diye düzgün kaldırım… Sadece yabancı heyetler görecek diye değil, Ankaralılar her sabah bakacak diye temiz cephe. Sadece zirve yapılacak diye değil, hayat burada her gün devam ediyor diye bakımlı yollar, gölgeli sokaklar, erişilebilir duraklar, güvenli geçitler…
Ankara iyi ağırlasın misafirini, elbette.
Bir başkente de zaten bu yakışır.
