Anne, Baba, Ben Güvende miyim?
Çocuklarımızı korumak, yalnızca yanlarında olmak değil; onları hayata hazırlamaktır.
Bir çocuğun anne babasına sorduğu en önemli sorulardan biri belki de şudur:
“Anne, baba, ben güvende miyim?”
Bu soru, bazen evde sessizce otururken, bazen okula giderken, bazen de kalabalık bir caddede yürürken aklımıza gelir. Çünkü çocuklarımızın güvenliği, yalnızca onların nerede olduğu ile değil, çevresinde neler olup bittiğiyle de ilgilidir.
Peki çocuklarımız evde, okulda, yolda ve diğer yaşam alanlarında ne kadar güvende?
Güvende olmak ne demek?
Güvende olmak, yalnızca çocuğumuzun başına bir şey gelmemesi değildir. Onun kendini korkmadan ifade edebilmesi, yardım isteyebilmesi, hata yaptığında aşağılanmaması ve tehlikeli bir durum karşısında ne yapacağını bilmesidir.
Bir çocuk kendini güvende hissettiğinde, dünyayı keşfetmeye daha cesur yaklaşır. Soru sorar, oyun oynar, arkadaşlık kurar ve kendini geliştirme fırsatı bulur.
Güven duygusu, çocuğun gelişiminin temel taşlarından biridir.
Evde güven: Çocuğun ilk sığınağı
Çocuk için ev, kendini güvende hissetmesi gereken ilk yerdir. Ancak evin güvenli olması yalnızca kapıların kilitli olması anlamına gelmez.
Çocuğumuzun duygularını dinlemek, korkularını küçümsememek, kendini ifade etmesine izin vermek de güvenli bir ev ortamının parçasıdır.
Evde alınabilecek bazı önlemler:
* İlaçları, temizlik malzemelerini ve tehlikeli maddeleri çocukların ulaşamayacağı yerlerde tutmak.
* Pencere, balkon, priz ve kesici aletlerle ilgili gerekli önlemleri almak.
* Çocuğa evde yangın, deprem veya başka bir acil durumda ne yapacağını yaşına uygun şekilde öğretmek.
* “Bana her şeyi anlatabilirsin.” Diyerek açık iletişim kurmak.
Çocuk, evinde korkmadan konuşabiliyorsa kendini güvende hissetmeye başlar.
Okulda güven: Sadece öğretmenin görevi değil
Çocuklarımız günün önemli bir bölümünü okulda geçiriyor. Bu nedenle okul güvenliği, yalnızca okul kapısındaki önlemlerle sınırlı değildir.
Sınıfta kendini rahat hisseden, öğretmenine soru sorabilen, arkadaşları tarafından dışlanmayan ve bir sorun yaşadığında yardım isteyebilen çocuk daha güvenli bir eğitim ortamına sahip olur.
Okul ve aile arasında düzenli iletişim kurulması, çocuğun yaşadığı sorunların zamanında fark edilmesine yardımcı olur.
Çocuklarımızı dinleyelim.
“Bugün okulda seni mutlu eden ne oldu?”
“Canını sıkan bir şey yaşadın mı “?
“Bir sorun olduğunda kimden yardım istersin?”
Bu sorular, çocuğumuzun dünyasına açılan küçük ama önemli kapılardır.
Yolda güven: Kuralları bilmek yetmez
Evden okula, okuldan eve, parka veya bir arkadaşının yanına giderken çocuklarımız farklı risklerle karşılaşabilir.
Trafik, kalabalık, yabancılar ve çevresel tehlikeler konusunda yaşına uygun bilgiler vermek gerekir.
Çocuklarımıza:
* Karşıdan karşıya geçerken durmayı, bakmayı ve dinlemeyi öğretelim.
* Yaya geçitlerini kullanmanın önemini anlatalım.
* Araç içinde emniyet kemeri takma alışkanlığı kazandıralım.
* Kaybolduğunda güvenilir bir yetişkinden yardım istemeyi öğretelim.
* Yaşına uygun şekilde acil durumda arayacağı kişileri ve telefon numaralarını bilmesini sağlayalım.
Özellikle küçük çocukların trafikte tek başına hareket etmesine izin vermeden önce gelişim düzeylerini ve çevrenin koşullarını değerlendirmeliyiz.
Çocuğa güvenlik kurallarını anlatmak kadar, bu kuralları birlikte uygulamak da önemlidir.
Güvenli çocuk yetiştirmek, korkak çocuk yetiştirmek değildir
Bazen çocuklarımızı korumak isterken onları hayattan uzaklaştırabiliyoruz.
“Gitme, düşersin.”
“Konuşma, yanlış anlarsın.”
“Tek başına yapamazsın.”
Bu cümleler iyi niyetle söylense de çocuğun kendi becerilerine güvenmesini zorlaştırabilir.
Elbette çocuğumuzu tehlikelerden koruyacağız. Ancak her şeyi onun yerine yapmak yerine, yaşına uygun sorumluluklar vererek kendi güvenliğini sağlamayı da öğretmeliyiz.
Güvenlik eğitimi, çocuğa korku vermek değil; doğru karar verebilme becerisi kazandırmaktır.
Çocuğumuza öğretmemiz gereken en önemli şey
Çocuklarımız bazı durumlarda “Hayır.” Diyebilmeli.
Rahatsız olduğunda bunu söyleyebilmeli.
İstemediği bir davranış karşısında uzaklaşabilmeli.
Bir sırrın onu korkuttuğunu veya üzdüğünü anne babasına anlatabileceğini bilmeli.
Ve en önemlisi:
“Ne olursa olsun, sana inanmak ve seni dinlemek için buradayım.”
Bu cümle, çocuğun hayatındaki en güçlü güven duygularından biri olabilir.
Anne babalar olarak kendimize soralım
Çocuğum evde kendini güvende hissediyor mu?
Okulda yaşadığı sorunları bana anlatabiliyor mu?
Yolda karşılaşabileceği tehlikeleri biliyor mu?
Yardım istemesi gerektiğinde kime başvuracağını biliyor mu?
Ben onu dinliyor muyum, yoksa hemen öğüt vermeye mi başlıyorum?
Çünkü çocuk güvenliği, yalnızca çevremizdeki tehlikeleri fark etmekle değil, çocuğumuzun sesini duymakla da ilgilidir.
Son söz
Çocuklarımızı her tehlikeden uzak tutamayabiliriz. Ancak onları tehlikeleri fark edebilen, gerektiğinde yardım isteyebilen, kendini ifade edebilen ve güvenli kararlar verebilen bireyler olarak yetiştirebiliriz.
Evde, okulda, yolda ve hayatın her alanında çocuklarımızın güvenliği için hepimize görev düşüyor.
Unutmayalım:
Çocuklarımızın güvenliği, yalnızca anne babanın değil; okulun, toplumun ve hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bir çocuğun “Anne, baba, ben güvende miyim?” sorusuna vereceğimiz en güzel cevap, yalnızca “Evet.” Demek değil, onun gerçekten güvende olacağı bir dünya kurmak için çalışmaktır.