Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
19°
Ara
Damga Sağlık Sağlıkta hemşire krizi yaşanıyor!

Sağlıkta hemşire krizi yaşanıyor!

Kamu hastanelerinde hemşire başına düşen hasta sayısı ve personel yetersizliği TBMM gündemine taşındı. Yazılı soru önergesinde servis, yoğun bakım ve acil servislerdeki mevcut hasta-hemşire oranlarının açıklanması ve hemşirelerin sorumlu olduğu hasta sayısına ilişkin bağlayıcı bir üst sınır bulunup bulunmadığı soruldu

Okunma Süresi: 3 dk

Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesiyle gündeme gelen konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, hastanelerde artan iş yükünün hem sağlık çalışanlarının çalışma koşulları hem de hizmetin niteliği açısından ele alınması gerektiğini söyledi. Akarken, hemşire sayısının hizmet ihtiyacına göre planlanmasının önemine dikkat çekti.

Hemşirelerin hasta yükü gündemde
 

Hastanelerde hemşirelerin sorumlu olduğu hasta sayısının birimlere ve personel durumuna göre değişmesi, sağlık çalışanlarının iş yükünü de etkiliyor. Bazı servislerde bir hemşirenin 20-25 hastadan sorumlu olduğu yönündeki iddialar gündeme gelirken, bu rakamın Türkiye genelindeki resmi ortalamayı ifade etmediği belirtiliyor. Soru önergesinde, mevcut hasta-hemşire oranlarının resmi verilerle ortaya konulması istendi. Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, “Hemşirelerin sorumlu olduğu hasta sayısının artması, sağlık çalışanlarının iş yükünü doğrudan etkiliyor. Personel yetersizliği nedeniyle mevcut çalışanların daha fazla hastaya hizmet vermek zorunda kalması çalışma koşullarını zorlaştırıyor. Hastanelerin personel ihtiyacının belirlenmesinde hasta yoğunluğu ve görev yapılan birimin özellikleri dikkate alınmalı.” diye konuştu.

Hastane hastane değişiyor 
 

Hastaneler arasında çalışma çizelgelerinin farklılık göstermesi de sağlık çalışanlarının iş yükünü etkileyen başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Bazı hastanelerde acil, yoğun bakım ve palyatif bakım hizmetleri 24 saatlik çalışma çizelgeleriyle yürütülürken, bazı hastanelerde 8 saatlik çalışma ve nöbet usulü uygulanıyor. Çalışma düzenindeki bu farklılıkların, personelin bedensel ve ruhsal açıdan yıpranmasına neden olabildiğine dikkat çekiliyor. Hemşirelik hizmetlerinin yanı sıra laboratuvar ve radyoloji birimlerinde yaşanan personel eksikliği de iş yükünü artırıyor. Özellikle bazı ilçe hastanelerinde laboratuvar hizmetlerinin, sayıca yetersiz biyolog ve teknikerlerin sorumluluğunda yürütülmesi, işlerin planlı ve programlı şekilde ilerlemesini güçleştiriyor. Personel sayısının hizmet yoğunluğuna göre belirlenmemesi, mevcut çalışanların üzerindeki yükün artmasına neden oluyor.

Hasta güvenliği ve çalışma koşulları
 

Önergede servis, yoğun bakım ve acil servislerde hemşire başına düşen ortalama hasta sayılarının ayrı ayrı açıklanması istendi. Ayrıca hemşire yetersizliğinin hasta güvenliği, tıbbi hata riski, fazla mesai ve çalışanların tükenmişliği üzerindeki etkilerinin izlenip izlenmediği de Bakanlık’a soruldu.
Akarken, “Sağlık hizmetinde hasta güvenliği ile çalışanların çalışma koşullarını birbirinden ayrı değerlendirmek mümkün değil. Yoğun iş yükü altında çalışan hemşirelerin görevlerini sağlıklı koşullarda sürdürebilmesi için yeterli insan kaynağının sağlanması gerekiyor. Bu nedenle mevcut durumun verilerle ortaya konulması ve ihtiyaç duyulan personelin belirlenmesi önemli.” ifadelerini kullandı.


Ulusal standart önemli 
 

Yazılı soru önergesinde, hemşirelerin sorumlu olduğu hasta sayısına ilişkin bağlayıcı bir üst sınır bulunup bulunmadığı ve bu konuda yeni bir düzenleme hazırlanıp hazırlanmadığı da soruldu. Bunun yanında kamu hastanelerinde ihtiyaç duyulan ilave hemşire sayısının belirlenip belirlenmediğinin açıklanması talep edildi. Akarken, “Hemşire ihtiyacının yalnızca mevcut kadrolar üzerinden değil, hastanelerin ve birimlerin gerçek hizmet yükü üzerinden değerlendirilmesi gerekiyor. Hemşire başına düşen hasta sayısına ilişkin güncel verilerin düzenli olarak takip edilmesi, personel planlamasının da bu veriler doğrultusunda yapılması sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.” diye konuştu.
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *