Savcılığın Cebeci bölgesi, İBB iştirakleri ve bazı ihaleler üzerinden usulsüzlük yapıldığı ve kamu zararına yol açıldığı yönündeki iddialarını “içi boş” olarak nitelendiren Keleş, kimseye talimat vermediğini ve kimseden talimat almadığını ifade etti. Savunmasında Cebeci Maden Sahası’nın sıradan bir hafriyat döküm alanı olmadığını vurgulayan Keleş, bölgenin 2018 yılında Resmi Gazete kararıyla maden bölgesi ilan edildiğini hatırlatarak, “Cebeci bir İBB projesi değil, devlet projesidir” dedi. Yetkili kurumun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) olduğunu belirten Keleş, denetimlerin de İstanbul Valiliği başkanlığındaki komisyon tarafından yürütüldüğünü söyledi.
Kamuya büyük katkı
Maden sahasında ruhsat verme, faaliyet başlatma ve durdurma ile hafriyat izinlerinin tamamının MAPEG’in yetkisinde olduğunu ifade eden Keleş, “Yetkisi olmayan bir kurumun bu alanda sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir” diye konuştu. İBB iştiraki İSFALT’ın MAPEG tarafından açılan ihaleyi 2018 yılında kazandığını belirten Keleş, sürecin başında belediye açısından ciddi mali riskler bulunduğunu savundu. Keleş, yapılan düzenlemeler sayesinde İBB’nin yaklaşık 12 milyar liralık kamulaştırma yükünden kurtulduğunu öne sürerek, toplam kamu yararının 15 milyar lirayı aştığını iddia etti.
Kurumların talebi değerli
Savcılığın 185 milyon ton kaçak hafriyat dökümü ve 31 milyar liralık kamu zararı iddialarına da yanıt veren Keleş, söz konusu hesaplamaların hatalı hukuki değerlendirmelere dayandığını savundu. Cebeci’nin aktif bir maden sahası olduğunu belirten Keleş, bu nedenle İSTAÇ’ın bölgede gelir hakkı bulunmadığını söyledi. Güney Cebeci’de izinsiz döküm yapıldığı yönündeki iddiaları da reddeden Keleş, bölge için 2021 ve 2023 yıllarında MAPEG tarafından izin verildiğini, ayrıca heyelan riski nedeniyle yapılması gereken dolgu çalışmalarının da ilgili kurumların talebi doğrultusunda gerçekleştirildiğini ifade etti. Keleş, Cebeci Maden Sahası’na ilişkin tüm suçlamaların yetki ve mevzuat açısından hatalı değerlendirmelere dayandığını savunarak, iddiaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.