Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Ara

Mayısa övgü...

YAYINLAMA:
Mayısa övgü...

Malum mayıs ayındayız ve mayısı ortalamışken hazır yaz da yaklaşıyorken; bu güzel ayın bende hissettirdiği duyguları sizlerle paylaşmak istedim.

 

Mayıs ayının insana başka hissettiren bir tarafı var bence. Sanki dünya uzun bir uykudan uyanıyor gibi…

Sabahları pencereyi açınca içeri dolan o hafif rüzgâr,
ağaçların yeniden yeşermesi,
güneşin insanın içini ısıtan hâli…
Hepsi insana “yeniden başlayabilirsin” duygusu veriyor.

Kış aylarında fark etmeden yoruluyor insan.
Havalar değil sadece; ruh da kararıyor bazen.
Daha sessiz oluyoruz, daha içine kapanık.
Ama Mayıs gelince bir şey değişiyor.
İçimizde uzun zamandır kapalı duran bir pencere açılıyor sanki.

İnsan daha çok yürümek istiyor.
Daha çok gökyüzüne bakmak,
daha çok gülmek,
daha çok hayal kurmak istiyor.

Belki de bu yüzden şairler en güzel dizeleri bahar aylarında yazmış.
Cemal Süreya’nın şu sözü ne kadar güzel mesela:
“Her şeyin fazlası zarar, baharın fazlası hariç.”

Gerçekten de öyle değil mi?
Bahar insana iyi geliyor.
Sadece havayı değil, düşünceleri de değiştiriyor.

Mayıs bana hep umut duygusunu hatırlatıyor.
Çünkü doğa bize sessizce şunu gösteriyor:
Ne kadar sert bir kış yaşanırsa yaşansın, yeniden çiçek açmak mümkün.

Bence insan hayatı da biraz buna benziyor.
Bazen çok yoruluyoruz.
Kırılıyoruz, kayboluyoruz, içimize kapanıyoruz.
“Bir daha mutlu olabilir miyim?” diye düşündüğümüz zamanlar oluyor.

Sonra bir gün…
Hiç beklemediğiniz bir anda güneş açıyor.
Bir telefon geliyor,
bir dost sesi duyuyorsunuz,
sevdiğiniz bir şarkı çalıyor,
ya da sadece güzel bir havada yürüyüş yapıyorsunuz.
Ve içinizde küçücük de olsa bir yaşama sevinci beliriyor.

Mutluluk belki de gerçekten büyük şeylerde değil.
Bir çayın buharında,
deniz kokusunda,
akşamüstü gökyüzünün renginde saklı.

Mayıs ayı bana biraz bunu öğretiyor.
Hayatı sürekli yetişmemiz gereken bir yarış gibi değil de hissedilmesi gereken bir yolculuk gibi yaşamayı…

Şimdi etrafa bakınca insanlar da değişmiş gibi geliyor bana.
Yüzlerde biraz daha yumuşak bir ifade var.
Çocuk sesleri daha çok duyuluyor.
Sokaklar daha canlı.
Sanki herkesin içinde küçük de olsa bir yaz heyecanı başlamış.

Belki yaz henüz gelmedi ama haberi geldi.
Ve bazen güzel şeylerin haberi bile insanı mutlu etmeye yetiyor.

Ben Mayıs’ı bu yüzden seviyorum.
Çünkü insana her şeye rağmen hayatın devam ettiğini hissettiriyor.
Yeni başlangıçların hâlâ mümkün olduğunu,
umut etmenin hâlâ değerli olduğunu fısıldıyor.

Belki de insanın en çok ihtiyacı olan şey tam olarak budur:
İçine yeniden güneş doğması…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *