Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
19°
Ara

Bir hayvan bin sadaka

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Bir hayvan bin sadaka

Bir şehrin medeniyeti, yalnızca yükselen binalarıyla değil, sokaklarında yaşayan savunmasız canlılara nasıl davrandığıyla ölçülür. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte başlar onların günü. Bir çöp konteynerinin başında yiyecek arayan bir köpek, soğuktan korunmak için bir apartman boşluğuna sığınan kedi, bir lokma ekmek uğruna insanın merhametine muhtaç yüzlerce can. 

Onların ne makamı var ne de kapısını çalabilecekleri bir devlet dairesi. Ne dertlerini anlatabilecekleri bir dilleri var ne de haklarını arayabilecekleri bir kürsüleri. Sadece yaşamaya çalışıyorlar. Hem de çoğu zaman insanın acımasızlığıyla mücadele ederek. Bir yanda hayvan sevgisinden söz edenler, diğer yanda bir kap suyu çok görenler. Bir yanda merhamet nutukları atanlar, diğer yanda savunmasız bir cana eziyet edenler. 

Aylardan temmuz tam ortasındayız yaz ayının. Kuzey Egede bir sitede yazımı geçiriyorum. Kader ağlarını örüyor ve beni minik bir dilsiz canlıyla karşılaştırıyor. Bir barakanın köşesinde anne ve yavruları korkulu gözlerle bana bakıyor. Anne tedirgin yavrular henüz daha gözleri açılmamış minik kedi yavruları. 

Hikayemiz tam da burada başlıyor. İnsan yüreği naiftir dayanamaz. Bende de öyle oluyor. Başlıyorum üç yavru bir anneyi beslemeye. Gücüm yettiğince elimden geldiği kadarıyla destek oluyorum. Sonra yavrunun birisi ölüyor, daha sonra ikincisi, evlat kaybetmiş gibi hüzün kaplıyor yüreğimi. Bir anne kalıyor bir de son yavrusu. 

Ne kadar da beslesek de maalesef anne de ölüyor. Tek başına bir yavru kedi kalıyor. İyi bakamadık mı? Diye geçiriyorum içimden. Suçluluk duygusu taşıyorum içimde. İşlerim gereği İstanbul’a dönmek zorunda kalıyorum. Minik bir yavruyu orada bırakarak. Sığamıyorum İstanbul’a aklım o yetim minik yavruda. 

Edemiyorum atlayıp geliyorum Ege’ye siteye. Duruyor bıraktığım yerde “tüm ailem öldü ben yaşayacağım” dercesine hayata tutunmuş yaşıyor. O mahmur bakışıyla “beni al der gibi” bana bakıyor. Sağ olsun komşularımız plastik bir kap içinde suyunu ve mamasını eksik etmemişler. Beni görünce taklalar atıyor ellerimi yalıyor. Öyle bir bakış var ki; kıyamazsınız. 

Bir kız evladı daha sahibi daha oluyorum. Alıyorum onu; doğru veteriner aşılar, çip ve kimlik derken bir bakıyorum yerleşmiş yanıma. Bir bakışı var ömre bedel. Adını “Eylül” koyuyorum. Hazan zamanı o da ailesinin tamamını yitirmiş hazanı yaşamış bir can. Ağzı var dili yok. 

Eylül bana o kadar iyi geliyor ki; tüm stresimi alıyor. Bana sorumluluk yüklüyor. Bilmediğim şeylere, paramın nereye gittiğini bilmediğim yerlere hayır yapacağıma Eylül'e harcıyorum. Sayesinde geçinen onlarca arkadaşları da var. Ve ben onunla seyahatlerimde de birlikte gidiyorum. Ankara’ya Karadeniz'e İstanbul'a ben neredeyim Eylül orada. 

Şu an ailemde bir Eylülüm var. Hazan değil tam tersi huzur.  Tam bir yıl oldu. Benimle yatan benimle uyanan bir kızım olalı. Anlatmak ve tavsiye etmek istedim. Şu üç günlük dünya sadece insanlardan ibaret değil. Bir hayvanı sevin. Bu kedi olur, köpek olur, kuş olur veya herhangi bir canlı olur. İnanın “sadakanızın” tam olarak ulaştığı yer olduğunu hissedeceksiniz. Lütfen sokak hayvanlarına sahip çıkalım. Onlar Allah'ın sessiz kullarıdır. 
Sağlıcakla…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *