Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
23°
Ara

İnsanı düzeltmeden dünyayı düzeltebilir miyiz?

YAYINLAMA:
İnsanı düzeltmeden dünyayı düzeltebilir miyiz?

Merhaba değerli okurlar, bir süredir sizlerden uzak kaldım. Bunun nedeni, uzun yıllardır yaşadığım İstanbul Büyükçekmece'den Düzce'nin güzel ilçesi Akçakoca'ya taşınmış olmamdır. Taşınma sürecinin yoğunluğu nedeniyle yazılarıma kısa bir ara vermek zorunda kaldım. Şimdi ise kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Bugün sizlerle önemli bir soruyu tartışmak istiyorum:
İnsanı düzeltmeden dünyayı düzeltebilir miyiz?
Bu soruyu ilk duyduğumuzda çoğumuz, "İnsanların büyük bölümü zaten iyi ve karakterlidir" diyebiliriz. Peki gerçekten öyle mi?

Kendisinden çok daha zayıf ülkelere saldıran, milyonlarca insanın ölümüne neden olan savaş kararlarını alan siyasetçilere ve devlet yöneticilerine iyi insanlar diyebilir miyiz?
Son 25 yılda yalnızca Orta Doğu'da yaşanan savaşlara baktığımızda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür. Irak, Suriye, Yemen, Afganistan, Filistin, Libya ve Lübnan'da yaşanan savaşlar nedeniyle milyonlarca insan hayatını kaybetti. Üstelik bu rakamlara sadece çatışmalarda ölenler değil; savaşın yol açtığı açlık, hastalık, göç ve insani krizler nedeniyle yaşamını yitiren insanlar da dahildir.
Bir insanın ölümüne sebep olmak bile vicdanları sarsarken, milyonlarca insanın ölümüne yol açan kararların altında imzası bulunan kişileri nasıl değerlendirmeliyiz?
Sorun yalnızca savaşlar da değil.

Uyuşturucu ticaretinden insan kaçakçılığına, kumardan organize suçlara kadar birçok yasa dışı faaliyet, toplumları içten içe kemiriyor. Bu işlerden kazanç sağlayan, insanların hayatlarını karartan kişilere iyi insanlar diyebilir miyiz?
Bir de kendi ülkesine zarar verenler var.
Kamu gücünü kişisel çıkarları için kullananlar, makamını hizmet yerine menfaat aracı görenler, toplumun kaynaklarını kendi çevresine aktaranlar…

Kimisi kişisel ikbal peşinde, kimisi servet peşinde, kimisi ise sadece günlük çıkarlarının hesabını yapıyor. Sonuçta zarar gören yine toplum oluyor.
Asıl sormamız gereken soru şudur:
Neden kötü niyetli insanlar bu kadar etkili olabiliyor?
Neden barışı, adaleti, ahlakı ve dürüstlüğü savunan insanlar daha güçlü bir şekilde öne çıkamıyor?
Neden mevcut sistemlerin içine giren birçok insan kısa süre sonra değişiyor?
Neden bazı kişiler bir makama oturur oturmaz kendilerini hukukun ve adaletin üzerinde görmeye başlıyor?

Neden bazı koltuklar hizmet makamı olmaktan çıkıp ayrıcalık makamına dönüşüyor?
Benim kanaatimce bunun temel nedeni, gerçek anlamda medeni bir toplum olmayı henüz tam olarak başaramamış olmamızdır.

Bireysel çıkarlarımızı çoğu zaman toplumsal çıkarların önüne koyuyoruz. Siyasetçileri ve yöneticileri yeterince araştırmadan seçiyoruz. Onların bilgi birikimlerini, karakterlerini, dürüstlüklerini ve geçmişlerini incelemek yerine; siyasi kimliklerine, ideolojik etiketlerine veya kişisel yakınlıklara göre karar verebiliyoruz.

Oysa bizi yönetmeye talip olan insanları çok daha dikkatli değerlendirmeliyiz.
Çünkü bugün verdiğimiz bir oy, yarın çocuklarımızın yaşayacağı ülkenin kaderini belirleyebilir.
Yanlış tercih edilen yöneticiler, toplumların hayatını zorlaştırabilir; doğru tercih edilenler ise daha adil, daha huzurlu ve daha yaşanabilir bir gelecek inşa edebilir.
Dünyayı değiştirmek istiyorsak önce insanı değiştirmek zorundayız.
Daha adaletli, daha eğitimli ve daha bilinçli bireyler yetiştirmeden kalıcı bir değişim mümkün değildir.

Belki herkes üniversite okuyamayabilir; ancak herkes kitap okuyabilir, araştırabilir ve sorgulayabilir.

Duyduğuna değil, öğrendiğine inanabilen bireyler yetiştirebilirsek daha güçlü toplumlar kurabiliriz.
Yanlış yapan siyasetçileri değiştirmekten korkmayan, hesap sorabilen vatandaşlar olursak daha sağlıklı bir demokrasiye ulaşabiliriz.

Çünkü değişim önce bireyde başlar.
Sen değişmeden dünya değişmez.
Sen değişmeden hayat değişmez.
Sen değişmeden toplum değişmez.
İşimiz zor, fakat imkânsız değil.
İnsanı değiştirebilirsek, insanlığı da değiştirebiliriz.

Ve belki o zaman daha adil bir dünya kurabiliriz.
"İnsanlığın büyük bir kısmı kötü olmayabilir; ancak iyiler çoğu zaman dağınık, kötüler ise örgütlüdür."
 

Aklınızı açık tutun.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *