Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
24°
Ara

Türkiye'nin ikinci yüzyılı için ulusal direnç vizyonu

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Türkiye'nin ikinci yüzyılı için ulusal direnç vizyonu

Çok kıymetli Damga Gazetesi okuyucuları, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım attığımız bu dönemde, artık günü kurtaran çözümler yerine gelecek yüzyılı planlayan bir devlet vizyonuna ihtiyaç duyuyoruz. Dünya hızla değişiyor. Yapay zekâ, dijital dönüşüm, iklim değişikliği, enerji güvenliği, gıda arzı, su kaynakları ve doğal afetler artık ülkelerin güvenliğini doğrudan etkileyen temel unsurlar hâline gelmiştir.

Bugün devletlerin gücü yalnızca ekonomik büyüklükleriyle ya da askerî kapasiteleriyle ölçülmüyor. Gerçek güç; riskleri önceden öngörebilen, bilimsel verilerle karar alabilen, kriz anlarında hizmetlerini kesintisiz sürdürebilen ve vatandaşını her koşulda koruyabilen devletlerin gücüdür.

Yaklaşık yirmiş yıla yaklaşan meslek hayatım boyunca Jeolojik Analiz Uzmanı, Uzman Jeoloji Mühendisi ve İş Sağlığı ve Güvenliği Zemin Güçlendirme alanında yüksek lisans yapmış bir mühendis olarak kamu kurumlarında, yerel yönetimlerde ve özel sektörde farklı ölçeklerde görev yaptım. Son yıllarda özellikle zemin güçlendirme, fore kazık, derin karıştırma (DSM) ve kritik altyapı projelerinde edindiğim saha tecrübeleri bana önemli bir gerçeği tekrar tekrar göstermiştir.

Afetler engellenemeyebilir; ancak afetlerin büyük felaketlere dönüşmesi büyük ölçüde önlenebilir.

Bunun yolu ise bilimden, mühendislikten ve uzun vadeli planlamadan geçmektedir.

Türkiye, deprem kuşağında yer alan bir ülke olmasının yanında heyelan, taşkın, sel, kuraklık, orman yangınları, kıyı taşkınları, aşırı hava olayları ve iklim değişikliğinin etkilerini aynı anda yaşayan ülkelerden biridir. Buna enerji arz güvenliği, siber güvenlik ve kritik altyapıların korunması gibi yeni nesil riskleri de eklediğimizde, artık yalnızca afetlere müdahale eden değil, riskleri önceden yöneten yeni bir devlet anlayışına ihtiyaç duyduğumuz açıkça görülmektedir.

Ulusal Dirençlilik Stratejisi 

Kanaatimce Türkiye’nin ikinci yüzyılındaki en önemli projelerden biri Ulusal Dirençlilik Stratejisi olmalıdır.

Bu strateji yalnızca depremi değil; şehir planlamasını, eğitim sistemini, kritik altyapıları, enerji güvenliğini, su yönetimini, iklim değişikliğine uyumu, dijital dönüşümü ve afet yönetimini tek bir ulusal vizyon içerisinde değerlendirmelidir.

Ulusal Zemin Bilgi Bankası

Bu vizyonun temel taşlarından biri de Ulusal Zemin Bilgi Bankası olmalıdır. Bugün ülkemizde kamu kurumları, belediyeler, üniversiteler ve özel sektör tarafından on binlerce zemin etüdü, sondaj, laboratuvar deneyi ve jeolojik çalışma yapılmaktadır. Ancak bu veriler farklı kurumlarda dağınık şekilde tutulmakta, ortak bir sistem içerisinde değerlendirilememektedir.

Oysa Ulusal Zemin Bilgi Bankası ile ülkemizin tüm jeolojik ve jeoteknik verileri tek merkezde toplanabilir. Daha da önemlisi bu sistem; Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi, Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi, AFAD, belediyelerin coğrafi bilgi sistemleri, imar planları ve kritik altyapı yönetim sistemleriyle entegre çalışmalıdır.

Bir binanın yalnızca tapu kaydını değil, üzerine oturduğu zeminin jeolojik özelliklerini, deprem tehlikesini, sıvılaşma riskini, heyelan durumunu ve geçmiş mühendislik çalışmalarını da görebildiğimiz bir sistem, şehir planlamasında ve kentsel dönüşümde yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır.

Ulusal Dijital İkiz Türkiye 

Bunun yanında ülkemizin Ulusal Dijital İkiz Türkiye Sistemini oluşturması gerektiğine inanıyorum.

Yapay zekâ destekli bu sistem sayesinde şehirlerimizin, havalimanlarımızın, limanlarımızın, enerji tesislerimizin, barajlarımızın ve diğer kritik altyapılarımızın dijital modelleri oluşturularak deprem, sel, yangın ve diğer afet senaryoları önceden analiz edilebilir. Böylece karar vericiler, kriz yaşanmadan önce bilimsel verilere dayalı önlemler alabilir.

Ulusal Yapı Güvenliği Sistemi

Bir diğer önemli konu ise Ulusal Yapı Güvenliği Sistemidir.
Her yapının dijital bir kimliği olmalı; yapı yaşı, taşıyıcı sistemi, güçlendirme durumu, zemin özellikleri ve deprem performansı güvenilir bir veri tabanında kayıt altına alınmalıdır. Vatandaş, satın alacağı ya da kiralayacağı yapının güvenlik durumunu şeffaf şekilde öğrenebilmelidir.

Ulusal Sığınak ve Afet Yaşam Alanları 

Günümü güvenlik yaklaşımının temel yaklaşımı büyükşehirlerimizde Ulusal Sığınak ve Afet Yaşam Alanları planlanmalıdır. Bu merkezler yalnızca savaş ihtimaline karşı değil; deprem, büyük yangın, salgın hastalıklar, kimyasal kazalar veya uzun süreli enerji kesintileri gibi olağanüstü durumlarda vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek çok amaçlı yaşam merkezleri olarak tasarlanmalıdır.

Bütün bunların başarısı ise şehirlerimizi nasıl planladığımıza bağlıdır.

Artık şehirlerimizi beş yıllık veya on yıllık değil, en az yüz yıllık bir perspektifle planlamalıyız.

Yatay mimari anlayışı, güçlü ulaşım altyapısı, geniş yeşil alanlar, sosyal donatı alanları, yeterli otoparklar, afet toplanma alanları ve bilimsel zemin verilerine dayalı yerleşim planları yeni şehircilik anlayışımızın temelini oluşturmalıdır.

Çünkü şehirler yalnızca bugünün insanlarına değil, henüz doğmamış nesillere de emanettir.

Sonuç; Türkiye’nin sahip olduğu mühendislik birikimi, yetişmiş insan kaynağı ve köklü devlet geleneği bu dönüşümü gerçekleştirebilecek güçtedir. İhtiyacımız olan; kurumlar arasında tam entegrasyonun sağlandığı, verinin ortak kullanıldığı, yapay zekâ destekli karar sistemlerinin geliştirildiği ve bilimin devlet yönetiminin merkezine yerleştirildiği yeni bir anlayıştır. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimiz yalnızca daha fazla bina yapmak değil; daha güvenli şehirler, daha güçlü kurumlar ve daha dirençli bir toplum oluşturmak olmalıdır.

Çünkü geleceğin güçlü devletleri, afetlerden sonra yaraları saran değil; riskleri önceden gören, bilim ve mühendislikle yöneten, teknolojiyi etkin kullanan ve vatandaşını her koşulda koruyabilen devletler olacaktır. Türkiye’nin ikinci yüzyılı; bilimin, mühendisliğin, teknolojinin ve uzun vadeli devlet aklının yüzyılı olmalıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *