Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
24°
Ara

Sınav ve yaşam

YAYINLAMA:
Sınav ve yaşam

Her yıl olduğu gibi bu yılda hem liseye hem de yüksekokul/üniversiteye geçiş sınavı yapıldı ve katılanların sayısı katlanarak artmakta. Yapılan iki sınav ortaokul ve lisede nasıl eğitim ve öğretim aldıklarını ne kadarını öğrenmiş olduklarının göstergesi. Soru “hazırlayıcıların” özenle seçtikleri sorulara süre içinde nasıl yanıt verecekler göreceğiz.

Öğrenci yıllar içinde almış oldukları bilgi ve öğrenim teknikleriyle sorulara hazırlandı. Eğitim ve öğretim de yöneticiler değiştiği gibi sorular da şıklı ve açıklamalı olarak değişmekte. Özellikle sınav soruları öğrencinin aldığı bilgilere göre yanıt verecek kapasitede olmalı. Son çeyrek yüzyıldır sınav soruları ve biçimleri yaz boz tahtasına döndü. İktidar aynı olmasına rağmen her bakan ve ekibi değiştiğinde eğitim ve öğretim müfredatı değişmekte. İktidarın kendisi bile hangi bakanlıkta ne olacağını pek bilememekte.

Devlet yani “kurulu sistemin” üçlü gücü ve bir de sarayın varlığı yönetim biçimini hep kendine göre biçimlendirdi. Nalbant hayvanın ayaklarına nal çakmadan önce o bölgeyi temizlemesi gerekir. Kullandığı nalıncı keseri kendine doğru çekmesi ile yontma işlemi yapılır. Devleti yönetenlerde makam ve mevkilerini ister ihale ister itibar adıyla hep kendine doğru yontar. Hangi dönem olursa olsun kurumların işleyişi ve görevlendirme her istediğini yapan sadık “şahıslar” tarafından yapıldı ve yapılmaya devam etmekte. İktidar birilerine söz vermiştir, soruların hazırlanması, basımı ve dağıtım işini birilerine ihale etmiştir. Devletten iş almak devlete iş yapmak üç kuruşluk işi on liraya yapmak olduğundan “palazlanmanın” ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemektir.

Başta öğrenci ve ailesi olmak üzere sınavlara hem zaman hem de maddi olarak harcama yaparak hazırlanmakta. Öğrenci çocukluğunu yaşamadan oyun zamanlarından çalındı, aile okul yetmemiş dershane ve özel ders almak için maddi imkânlarını zorladı, böylelikle öğrenci ve ailesi hep birlikte sınava hazırlandı.

Ülkemizde eğitimli olmak hele yüksekokul ve üniversiteli olmak toplumsal yaşamda birçok kapıyı aralamakta. Mezun olduğunda kimi aile işinin başına, kimileri de devlet ya da özel kuruluşlarda “çalışmaya” başlar. Günümüzdeki toplumsal yapıda eğitim/öğretim sosyal ve ekonomik anlamda bir kurtuluş bir sıçrama olmakta. Son yarım yüzyıla yakın 12 Eylül Askeri Faşist Darbesinin YÖK müptelası nedeniyle özellikle üniversitelerde ki eğitim ve öğretim niteliği gün geçtikçe düştü. Okullar akademik eğitim ve öğretim kalitesi düşerken diploma dışında bir şey vermediği gibi diplomalarında denkliği ve geçerliliği sorgulanır hale geldi.

Okuldaki eğitim ve öğretim yeterliliği sorgulanmalı. Öğrenciler okullarında vakit geçirmenin dışında bir şey öğreniyor mu? Her kente devlet üniversitesi açarak herkesi üniversiteli yapmak eğitimsizliği çözüyor mu? Birde parası olan ya da “parasını” aklamaya çalışan şahıslar özel okul açmakta. Ülkenin birçok büyük kentlerinde açılan üniversiteler istisnalar dışında ya apartman ya da E-5 okulu olarak anılmakta.

Bugünden geriye bakalım 30/40 yıl içinde mezun olan gençler eğitim ve öğretim aldığı dalda iş buldu mu? Hele son 25/30 yıllık süre içinde mezun olanlar nerede çalışmakta? Okullardan mezun olanlar iş yaşamında ki emek ve birikim talebinden çok fazla. Talep fazlalığı nedeniyle hem mevcut çalışanların emek karşılığı ücret değeri düşerken hem de işsizlik nedeniyle farklı iş özellikle hizmet sektöründe daha düşük ücretle çalışmakta. Mezun olmakla iş bitmiyor yaşamı idame etmek için çalışmak fakat sorun iş bulmak.

İş bulmak işe girmek mezun olduktan sonra en zor olanı. Yeni mezunlar yüksek lisans bile yapsa özel sektörde asgari ücret üzerinden maaşları verilmekte. Özel şirketler yeni mezunlara pek güvenmemekte. Yeni mezunlarda eğitim aldığı dalda iş bulmuşsa tecrübe kazanana kadar düşük ücretle çalışmaya mahkûm.

Devlet/kamu kurumlarında ise eğitim aldığı dalda iş bulmak ve işe girmek birçok sınav ve mülakatı geçmek gerek. Sınavlara hazırlanmalı. Sınavları geçmek yetmiyor işe alım yapan kurumların sözlü yani “mülakat” sınavını da var. Mülakat hem kolay hem de bir o kadar deveye hendek atlatmaktan bile zor. 

Devlet ve kamu kurumlarında işe girmek için yazılı sınav sonunda kurumların kendi mülakat sınavları var. Yazılıda yüksek not bile alsan mülakatta daha düşük not alanların işe girdiği bilinmekte. İktidar partisinin ilçe ve il yöneticisinin yakını olmak düşük not bile olsa işe girmede kayırılmakta.

Özellikle eğitim fakültesi mezunları devlet dışında özel/vakıf okullarında asgari ücretle çalışmakta. Oysa üniversite yönetimi iş yaşamının ihtiyacına göre bölüm açıp öğrenci alması gerekir. Ülkede plan ve program pek ciddiye alınmıyor. Devlet ve özel eğitim kurumları eğitim ve öğretim yeri olması gerekirken ticarethane haline getirildi, öğrenci ve ailesi de müşteri oldu. Çocuklar iyi bir eğitim öğretim almak için sınavlara hazırlanırken çocukluklarını yaşayamamakta, ailelerde maddi ve manevi birikimlerini harcamakta. Sınavlar bir sıçrama ya da sınıf atlama yarışı olurken mezun olduklarında nerede nasıl ve hangi koşullarda çalışacakları bir muamma olarak karşımızda durmakta.

Kurulu sistemin devlet ve iktidarı eğitim ve iş yaşamını planlayıp program yapacak mı?

Dün olduğu gibi bugünde yöneticiler tarafından “bakarız”, “biz çözeriz” diyerek sav saklanacak mı?

Diplomalı işsizler ordusu çoğalırken çalışanlar da asgari ücrete mahkûm mu edilecek?

Dahası yapılan sınavlar işsizler ordusuna yeni diplomalıları da katmaya devam edecek mi?

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *