Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
24°
Ara

Dünyanın en kötü yolculuğu

YAYINLAMA:
Dünyanın en kötü yolculuğu

Geçtiğimiz günlerde eşimle birlikte kısa bir Eskişehir gezisinin ardından İstanbul’a dönmek için yola çıktık. Normal şartlarda tercihim her zaman trenden yana olur. Ancak bilet bulamayınca mecburen otobüse yöneldik. Saat ve güzergâh açısından bize uygun görünen tek seçenek ise Buzlu Turizm’in seferiydi.

Otobüsün hareket saati akşam 19.00 olarak görünüyordu. Ancak araç Eskişehir Otogarı’na yaklaşık yarım saat gecikmeyle geldi. Hareket etmesi ise 20.00’yi buldu. Yolculuğun daha ilk dakikalarında işlerin yolunda gitmeyeceği belliydi.

Yol boyunca neredeyse uğramadığımız ilçe ve terminal kalmadı. Bozüyük, Osmaneli, Bilecik, İzmit derken İstanbul’a ulaşmak adeta bir şehirlerarası yolculuktan çıkıp şehir içi minibüs hattına dönüştü. Ancak asıl sorun bu da değildi.

Otobüste muavin bulunmuyordu. Şoför hem bagajları yerleştiriyor, hem bilet kontrolü yapıyor, hem yolcularla ilgileniyor hem de aracı kullanıyordu. Yetmedi, direksiyon başında sigara içiyor, telefonla konuşuyor ve zaman zaman hız sınırlarını da ihlal ediyordu.

Daha da vahimi, otobüs yol boyunca defalarca hararet yaptı. İki kez otoyolda durmak zorunda kaldık. Olay yerine Otoyol Jandarması geldi. Yolcular olarak yaşadıklarımızı anlattık. O sırada öğrendik ki şoför Eskişehir-Antalya hattında görev yapıyormuş ve İstanbul güzergâhını neredeyse hiç bilmiyormuş. Hatta İstanbul’a geldiğimizde otogar girişini bulmakta zorlandı. Yolcuların tarifleriyle ilerledi.

Şimdi burada durup düşünmek gerekiyor.

Bir otobüs firması, bakımından emin olmadığı bir aracı nasıl sefere çıkarabilir? Bir şoför, bilmediği bir hatta nasıl tek başına görevlendirilebilir? Yolcuların can güvenliği bu kadar mı değersizdir?

İnternette kısa bir araştırma yaptığınızda aynı firma hakkında yüzlerce şikâyet görmek mümkün. Gecikmeler, bakımsız araçlar, yetersiz personel ve müşteri mağduriyetleri... Bu kadar çok şikâyetin olduğu bir yerde insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu firmalar denetlenmiyor mu?

Türkiye’de milyonlarca insan her gün şehirlerarası otobüslerle seyahat ediyor. Özellikle bayramlarda, tatillerde ve yaz aylarında bu sayı daha da artıyor. İnsanlar bilet satın alırken sadece bir koltuk kiralamıyor; aynı zamanda güvenli bir yolculuk hizmeti satın alıyor. Karşılığında bekledikleri şey ise son derece basit: Sağ salim varacakları yere ulaşmak.

Ne yazık ki bazı firmalar için bu beklenti bile lüks haline gelmiş durumda.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumların şehirlerarası yolcu taşımacılığında denetimleri artırması gerekiyor. Kâğıt üzerindeki evrak kontrolleriyle değil, sahadaki gerçek uygulamalarla ilgilenilmesi şart. Çünkü mesele sadece müşteri memnuniyeti değil; doğrudan insan hayatıdır.

Biz o gece İstanbul’a geç ulaştık. Yorulduk, sinirlendik ve kötü bir yolculuk deneyimi yaşadık. Ancak daha önemlisi, yol boyunca defalarca "Acaba başımıza bir şey gelecek mi?" endişesi taşıdık.

Hiçbir yolcu, satın aldığı bilet karşılığında böyle bir korku yaşamak zorunda değildir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *