Doğrudan temin muamması
“Şeffaflık ve denetim zayıfladığında kaybeden bizlerin geleceğidir.”
Kamu kaynaklarının kullanıldığı her alanda şeffaflık, denetim ve rekabet temel ilke olmalıdır. Ancak son yıllarda kamu ihalelerinde sıkça kullanılan doğrudan temin yöntemi, istisnai bir uygulama olmaktan çıkmış ve birçok kurumda adeta olağan bir satın alma yöntemi haline gelmiştir.
Oysa doğrudan temin, yalnızca acil ve sınırlı durumlarda başvurulması gereken bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Buna rağmen “özel sebep” gerekçesiyle bu yöntemin sürekli kullanılması, ihale sisteminin ruhuna aykırı bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Rekabetin olmadığı yerde şeffaflıktan, şeffaflığın olmadığı yerde ise kamu yararından söz etmek mümkün değildir.
22 Ocak 2026 tarihli ve 33145 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu İhale Tebliği (Tebliğ No: 2026/1) ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda yer alan eşik değerler ve parasal limitler, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2025 yılı Yİ-ÜFE artış oranı olan %27,67 esas alınarak güncellenmiştir. Bu düzenleme ile 1 Şubat 2026 tarihinden itibaren doğrudan temin limitleri önemli ölçüde yükselmiştir.
Yeni düzenlemeye göre 4734 sayılı Kanunun 22. maddesinin (d) bendi kapsamında büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki idarelerin doğrudan temin limiti ilk kez 1.021.827 TL’ye yükselmiştir. Diğer idareler için ise bu tutar 340.391 TL olarak belirlenmiştir.
Bir milyon lirayı aşan bir alımın ihalesiz yapılabildiği bir sistemde, ihale süreçlerinde şeffaflık ve rekabetin yeniden tartışılması artık kaçınılmazdır.
Daha da dikkat çekici olan ise bazı uygulamalarda ihale süreçlerinin parçalanarak doğrudan temin limitlerinin altında gösterilmesi, yani işlerin bölünerek ihalesiz alım haline getirilmesidir. Oysa bu uygulama kanunun ruhuna açıkça aykırıdır.
Bununla birlikte bazı durumlarda muayene ve kabul komisyonlarının kurulmadığı veya sağlıklı işletilmediği görülmektedir. İşin yapılması, kontrolü ve kabulünün aynı yapı içinde gerçekleşmesi denetim mekanizmasının zayıflamasına yol açmaktadır.
Kamu adına gerçekleştirilen işlerde, işi yapan firmadan bağımsız olacak şekilde en az üç kişiden oluşan bir kontrol teşkilatının görev alması ve iş bitiminde gerekli incelemeleri yapması büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca yapılan işlerden alınan numune ve testlerin özel sektör laboratuvarlarına bırakılması bazı durumlarda tartışmalara neden olabilmektedir. Kamu adına gerçekleştirilen projelerde numune ve test süreçlerinin mümkün olduğunca kamu eliyle ve bağımsız şekilde yürütülmesi, güvenilirliği artıracak ve oluşabilecek tereddütleri ortadan kaldıracaktır.
İşlerin kontrolü ve denetimi kâğıt üzerinde kalmamalıdır. Yapılan işlerin sahada gerçekten denetlenmesi, kamu kaynaklarının doğru kullanılması açısından büyük önem taşımaktadır. Denetimsiz yürütülen işler hem kamu zararına hem de haksız kazançların ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
Kamuya ait yapım işlerinde işin başlangıcından tamamlanmasına kadar tüm süreçler kontrol mühendisleri tarafından sahada etkin şekilde denetlenmelidir. Denetimin sürekli ve etkin olması hem yapılan işin kalitesini artıracak hem de kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını sağlayacaktır.
Kamuya ait yapım ve uygulama işlerinde mesai saatleri dışında, gece sabaha kadar veya hafta sonu özellikle pazar günü kontrolsüz çalışmalar yapılmasına izin verilmemelidir. Denetimin bulunmadığı saatlerde gerçekleştirilen çalışmalar hem iş güvenliği hem de yapılan işin kalitesi açısından ciddi riskler doğurmaktadır.
Öte yandan yapım işlerinde sürecin en kritik aşamalarından biri keşif ve metraj çalışmalarının hazırlanmasıdır. Bu çalışmaların alanında uzman, liyakat sahibi ve mesleki yeterliliği tartışılmayacak kişiler tarafından hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Çünkü yanlış veya eksik hazırlanan keşifler, daha işin başında kamu zararına yol açabilecek hatalı süreçlerin önünü açmaktadır.
Bu nedenle önce doğru teknik hazırlık, ardından şeffaf ihale süreçleri işletilmelidir. Liyakatli uzmanların hazırladığı projeler üzerinden yürütülen ihaleler hem kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını sağlayacak hem de ortaya çıkan işlerin kalitesini artıracaktır.
Unutulmamalıdır ki kamu kaynakları milletin emanetidir. Bu kaynaklar titizlikle korunmalı ve bu kaynaklar üzerinden haksız kazanç elde edilmesine asla izin verilmemelidir.