Her koltuğun bir emekliliği olmalı!
Yıllardır aynı yüzleri, aynı isimleri, aynı siyasi tartışmaları izliyoruz. Koltuklar değişiyor gibi görünüyor ama çoğu zaman koltukların sahipleri değişmiyor. Siyaset, yeni fikirlerin yarıştığı bir alan olmaktan çıkıp yıllarca sürdürülen bir iktidar mücadelesine dönüşebiliyor.
Gençlerin geleceğini, geçmişin gölgesinde bırakamayız. Siyaset, bir ülkenin geleceğini şekillendirme sanatıdır. Gelecek ise henüz doğmamış hayallerin, büyümekte olan gençlerin ve yarının dünyasında yaşayacak çocukların meselesidir. Peki, geleceği inşa edecek kararları alırken neden hâlâ geçmişin alışkanlıklarına bu kadar sıkı sıkıya tutunuyoruz?
65 yaşını aşan siyasetçiler, aktif siyasi görevlerini genç kuşaklara devretmeli. Bana göre bu tartışma, kişileri hedef almadan, ülkenin geleceği açısından ciddi biçimde ele alınmalıdır. Çünkü siyaset yalnızca geçmişin tecrübesiyle değil, geleceğin ihtiyaçlarını anlayabilme becerisiyle de yapılır. Bugün gençlerden yenilikçi olmaları, dünyayı takip etmeleri, teknolojiye uyum sağlamaları ve ülkenin sorunlarına çözüm üretmeleri bekleniyor. Ancak karar mekanizmalarının kapısına geldiklerinde çoğu zaman karşılarında yıllardır değişmeyen bir siyasi yapı buluyorlar.
Siyaset ömür boyu sürecek bir meslek olmamalı
Milletvekilliği, belediye başkanlığı veya üst düzey siyasi görevler kimsenin ömür boyu taşıyacağı kişisel unvanlar değildir. Bunlar halka hizmet etmek için üstlenilen sorumluluklardır. Siyasette uzun yıllar görev yapmak elbette birikim kazandırabilir. Ancak birikim, koltukta sonsuza kadar kalmanın gerekçesi hâline gelmemelidir. Bir insanın mesleğinde emekli olması, toplumdan kopması anlamına gelmez. Aksine, yılların deneyimini danışmanlıkla, eğitimle, sivil toplum çalışmalarıyla ve gençlere rehberlik ederek aktarması mümkündür.
Tecrübeli siyasetçiler, gençlerin önünü açarak da ülkelerine hizmet edebilirler. Mesele yaş değil, temsil adaleti. Elbette 65 yaşını geçen herkesin siyasetten uzaklaştırılması gerektiğini savunmak da kendi içinde yeni bir adaletsizlik yaratabilir. İnsanların seçme ve seçilme hakları, yalnızca yaşlarına bakılarak ortadan kaldırılmamalıdır.
Ancak bu durum, siyasette yaş sınırları, görev süreleri ve kuşaklar arası temsil konusunda tartışma yürütülmesine engel değildir.
Gelecek, gençlere emanet edilmeli
Artık siyasetin kişisel kariyer planlarının değil, toplumsal sorumluluğun alanı olduğunu hatırlamak zorundadır. 65 yaş üstü siyasetçiler, yılların birikimini genç kuşaklara aktarmalı; aktif görevlerin yeni isimlere açılması için daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bunu yaparken insanların demokratik hakları yaşlarına göre ellerinden alınmamalıdır.
Çünkü mesele insanları yaşlarından dolayı dışlamak değil, siyaseti birkaç kişinin sürekli yer aldığı bir alan olmaktan çıkarmaktır. Siyasette değişim bir tercih değil, demokrasinin kendisini yenileme ihtiyacıdır. Gençlere yalnızca geleceği vaat etmeyelim; geleceği kurabilecekleri alanı da açalım. Koltuklar geçicidir. Makamlar gelip geçer. Geride kalacak olan, kimin kaç yıl siyaset yaptığı değil, ülkenin geleceği için hangi kapıları açtığıdır.
Sağlıcakla…