Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar
Demet Ensari Şaylı fark yarattı
Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü (USTE) Danışma Kurulu Üyesi Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı, sağlık turizminin gelişimine katkı sunan çalışmalarda ve üniversite öğrencileriyle gerçekleştirilen eğitim buluşmasında yer alarak mesleki deneyimlerini sektörün farklı paydaşlarıyla paylaştı
USHAŞ tarafından “Türkiye’nin Küresel Sağlık Vizyonu: Ortak Akıl, İş Birliği ve Yol Haritası” temasıyla düzenlenen Ortak Akıl Çalıştayı’na USTE adına katılım sağlayan Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı, Türkiye’nin sağlık turizmindeki geleceğinin ele alındığı çalışmalarda aktif rol üstlendi. Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci’nin katılımıyla ve USHAŞ Genel Müdürü Av. Serdar Şenol’un öncülüğünde gerçekleştirilen çalıştayda kamu ve özel sektör temsilcileri ile sektör paydaşları bir araya geldi. On iki ayrı çalışma grubu ve üç oturum kapsamında yürütülen değerlendirmelerde, USTE Başkanı Dr. Fatih Seyran ile USTE Danışma Kurulu Üyesi Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı, masa sözcüsü olarak üç ayrı sunum gerçekleştirdi. Çalışma gruplarının değerlendirme ve önerilerinin katılımcılara aktarıldığı organizasyonda, Türkiye’nin sağlık altyapısının, nitelikli insan kaynağının ve hizmet sunum kapasitesinin uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşınması üzerinde duruldu. Çalıştay, sağlık turizminde kamu ve özel sektör iş birliklerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir yol haritası oluşturulması açısından önem taşıdı.
Emre Ersöz'den duygusal şarkı
Arabesk müziğin hüzünlü ve sitemkâr duygularını modern bir yorumla buluşturan Emre Ersöz, “Haram Mıyım Sana?” adlı yeni çalışmasını Bertan Records etiketiyle müzikseverlerin beğenisine sundu. Söz ve müziği Emre Ersöz’e ait olan şarkı, ayrılık acısını, karşılıksız kalan sevgiyi ve geri dönme ihtimaline rağmen kalpte korunan duyguları konu alıyor
Terk edilmenin ardından yaşanan kırgınlığı ve cevaplanmamış soruları merkezine alan “Haram Mıyım Sana?”, sevdiği kişinin gidişini kabullenmekte zorlanan bir insanın iç dünyasını anlatıyor. Şarkıda yer alan sitem dolu ifadeler, ayrılığın yarattığı çaresizliği ortaya koyarken, sevginin tamamen sona ermediğini de hissettiriyor. Özellikle nakarat bölümünde öne çıkan özlem ve yeniden kavuşma arzusu, eserin duygusal anlatımını güçlendiriyor. Yapımcılığını ve prodüktörlüğünü Emre Bertan’ın üstlendiği çalışmanın aranjörlüğünü İsa Önergil yaptı. Müzik yönetmenliği ve yaylı kompozisyonları Kadir Okyay tarafından gerçekleştirilen eserin kayıt, mix ve mastering işlemlerinde Emrah Moğulkoç imzası bulunuyor. Piyano ve bas gitarda İsa Önergil, klarnette Aykut Sütoğlu, akustik ve elektrik gitarda Can Güneş, kanunda Tolga Yeşilbahçe yer alıyor. Keman grubu NWS | New World Strings’in yanı sıra Kadir Göksu’nun ritim ve perküsyonları da şarkının müzikal yapısına katkı sağlıyor. Klip yönetmenliğini Akif Güler’in yaptığı video çalışması, İzmir’in Urla ilçesindeki Ayşe Hanım Konağı’nda çekildi. Görüntü yönetmenliğini Can Tekin’in üstlendiği klibin kamera çalışmalarında Engin Saltaş, kurgusunda ise Ömer Güven görev aldı. Işık çalışmalarını Emre Çetin’in yaptığı projede yönetmen yardımcıları Şindar Turgut ve İsmail Erbaş, yönetmen asistanları ise Asya Avcı ve Kübra Er oldu. Orkestra kayıtları Studio emREC’te, yaylı kayıtları Soundtrack Stüdyoları’nda gerçekleştirildi. Projenin dijital dağıtımını Rema Music International üstlendi.
Gülşah Toker'den öğrenciye destek
Eğitimde hedef, strateji ve kişiye özel planlama başarı getirir. Eğitimci, yazar ve eğitim koçu Gülşah Toker, öğrencilerin akademik hedeflerine ulaşmalarına destek olmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor
Kamu Yönetimi ve Türk Dili ve Edebiyatı alanlarındaki eğitimini pedagojik formasyonla destekleyen Toker, eğitim alanındaki birikimini yazarlık ve eğitim koçluğu çalışmalarıyla bir araya getiriyor. Çocuk edebiyatına da ilgi duyan Toker, Kalan Yayınları tarafından yayımlanan Önce Empati Sonra Düet adlı kitabıyla yazarlık alanındaki üretimlerini okurlarla buluşturdu. LGS ve TYT/YKS hazırlık süreçlerine odaklanan Toker; öğrencilerin hedeflerini belirlemeleri, çalışma alışkanlıklarını geliştirmeleri, kendilerine uygun çalışma planları oluşturmaları ve deneme sınavlarını analiz ederek eksiklerini görmeleri üzerine çalışıyor. Eğitim koçluğu yaklaşımında gerçekçi hedefler, kişiye özel planlama, düzenli takip ve sürdürülebilir çalışma disiplini ön plana çıkıyor. Her çocuğun içinde keşfedilmeyi bekleyen bir potansiyel olduğuna inanan Gülşah Toker, çocukları ülkemizin aydınlık geleceği olarak görüyor. Onların yalnızca akademik başarılarını değil, kendilerini tanımalarını, özgüven kazanmalarını ve kendi potansiyellerini keşfetmelerini de önemsiyor.
Hedefe uygun çalışmalar
Öğrencilerle kurduğu iletişimde pedagojik yaklaşımı, anlayışı ve iş birliğini esas alan Toker, her öğrencinin kendini rahatça ifade edebileceği ve gelişimini destekleyen bir öğrenme sürecinin önemini vurguluyor. Ona göre eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değil; çocuğu anlamak, doğru yönlendirmek ve kendi yolunu bulmasına rehberlik etmektir. Öğrencilere en önemli tavsiyesinin planlı ve düzenli çalışmak olduğunu belirten Toker, her öğrencinin kendi hedeflerine uygun bir çalışma programı hazırlamasını ve bu programa istikrarlı biçimde uymasını öneriyor. Kitap okuma alışkanlığının da akademik gelişimde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Toker, öğrencilere her gün en az 30 dakika kitap okumalarını tavsiye ediyor. Düzenli okumanın kelime dağarcığını geliştirdiğini, anlama becerisine katkı sunduğunu ve düşünce dünyasını zenginleştirdiğini ifade ediyor. Toker'in amacı, öğrencilerin yalnızca sınavlara hazırlanmalarına değil, kendi öğrenme süreçlerini tanımalarına ve sorumluluk alabilen bireyler olarak gelişmelerine de katkı sunmak. “Her öğrencinin öğrenme yolculuğu kendine özgüdür.”
Mehmet Daşgeldi ile Kayseri mutfağı!
Kayseri’de doğup büyüyen Mehmet Daşgeldi, gastronomi alanındaki mesleki deneyimini farklı şehirlerde ve seçkin işletmelerde geliştirerek mutfak dünyasında kendine özgü bir kariyer oluşturdu
Eğitim hayatını Kayseri’de tamamlayan Mehmet Daşgeldi, mesleki kariyerinin ilk yıllarından itibaren kendisini geliştirmeye ve farklı mutfak kültürlerini tanımaya odaklandı. Antalya ve Kıbrıs’ta uzun süre çalışarak edindiği bilgi ve birikimi, Kayseri’ye dönüşünün ardından hayata geçirdiği projelere taşıdı. Yenilikçi yaklaşımıyla kentte gastronomi alanında farklı bir bakış açısı ortaya koyan Daşgeldi, gerçekleştirdiği girişimlerle yerel işletmecilere de örnek oldu. Kayseri’de hayata geçirdiği projelerle gastronomi kültürüne farklı tatlar ve deneyimler kazandıran Mehmet Daşgeldi, kente suşiyi tanıtan isimlerden biri olarak da anılıyor. Geleneksel mutfağıyla öne çıkan Kayseri’de farklı dünya mutfaklarının tanınmasına katkı sunan Daşgeldi, yenilikçi girişimleriyle şehrin gastronomi anlayışının çeşitlenmesinde rol oynadı. Dünyada ikinci, Türkiye’de ise ilk olduğunu belirttiği restoran konseptiyle de dikkat çeken Daşgeldi, memleketinin yeme içme kültürüne katkı sunmayı hedefleyen çalışmalarıyla öne çıktı. Kayseri’deki çalışmalarının ardından İstanbul’a yönelen Daşgeldi, beş yıldızlı bir otelde mutfak şefi olarak görev almaya başladı. Yaklaşık altı yıldır İstanbul’da mesleki çalışmalarını sürdüren deneyimli şef, günümüzde farklı işletmelerin mutfak danışmanlığını da üstlenerek bilgi ve tecrübesini çeşitli projelere aktarıyor.
Kayseri mutfağına katkı
Mehmet Daşgeldi’nin Kayseri gastronomisine katkıları, kentin mutfak kültürünün gelişim sürecinde yenilikçi girişimlerin ve farklı lezzetlerin önemini de ortaya koyuyor. Kayseri’nin köklü yemek mirasına duyduğu bağlılığı yeni tatlara ve projelere açık bir anlayışla birleştiren Daşgeldi, gastronomi alanında emek veren isimlerin katkılarının birlikte değerlendirilmesinin önemini hatırlatıyor.
Merve Çörü çok başarılı
Çevre mühendisliği eğitimi ve on yılı aşkın mesleki deneyimiyle kalite yönetimi, çevre yönetimi ve iş sağlığı ve güvenliği alanlarında çalışmalarını sürdüren Merve Çörü, teknik uzmanlığını insan odaklı ve sürdürülebilir bir çalışma anlayışıyla birleştiriyor
İş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca mevzuat gerekliliklerini yerine getirmekten ibaret olmadığını belirten mesleki yaklaşım, risklerin henüz ortaya çıkmadan tespit edilmesini, çalışanların bilinçlendirilmesini ve iş yerlerinde kalıcı bir güvenlik kültürü oluşturulmasını esas alıyor. Risk değerlendirmeleri, saha denetimleri, çalışan eğitimleri ve önleyici faaliyetler; iş kazalarının önlenmesi ve güvenli çalışma koşullarının sürdürülebilir hâle getirilmesi açısından önem taşıyor. Bu yaklaşım, iş güvenliğinin günlük çalışma hayatının doğal bir parçası olarak benimsenmesini hedefliyor.
Mühendislerin rolü
Teknik uzmanlık gerektiren alanlarda kadınların bilgi, deneyim ve yönetsel becerileriyle önemli katkılar sunabildiğine dikkat çeken Çörü’nün mesleki yolculuğu; mühendislik disiplininin, sürekli gelişimin ve farklı sektörlerde kazanılan deneyimin önemini ortaya koyuyor. Kalite yönetimi ile iş sağlığı ve güvenliği süreçlerinin birbirini tamamladığına işaret eden bu yaklaşımda, sistemli çalışma, süreçlerin iyileştirilmesi, risklerin yönetilmesi ve çalışan farkındalığının artırılması temel unsurlar arasında yer alıyor.
İş dünyasına katkı
Günümüz iş dünyasında mühendislerin rolü yalnızca teknik sorunları çözmekle sınırlı kalmıyor.
Merve Çörü’nün mesleki yaklaşımı da bu alanları ortak bir perspektifte değerlendirmeye dayanıyor.
Kadın mühendislerin teknik bilgi ve mesleki deneyimleriyle iş dünyasının gelişimine katkı sunmaya devam ettiği günümüzde, kalite, çevre ve iş güvenliğini birlikte ele alan uzmanlık anlayışı sürdürülebilir çalışma kültürünün geliştirilmesi açısından önem taşıyor.
Sarah Bora'dan yeni şarkı
Almanya ve Türkiye arasında uzanan sanat kariyeriyle dikkat çeken Sarah Bora, yeni Türkçe pop şarkısı “Biliyorum” ile müzikseverlerle buluştu. 23 Ekim 2026’da yayımlanan şarkı, sanatçının Türkçe müzik alanındaki kariyerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor
Şarkıcı, oyuncu, televizyon sunucusu ve yazar kimlikleriyle tanınan Sarah Bora, Almanya eğlence sektöründeki çalışmalarıyla geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Ünlü Alman-Türk rap sanatçısı Eko Fresh’in eşi olan Bora, televizyon ve müzik projelerinin yanı sıra kişisel hikâyelerinden beslenen sanatsal çalışmalarıyla da öne çıkıyor. Almanya’nın Köln kentinde, Polonya kökenli bir ailede büyüyen sanatçı, farklı kültürlerin bir araya geldiği yaşam deneyimini kariyerine yansıtıyor.
Sarah Bora’nın yeni çalışması “Biliyorum”, değişen bir ilişkinin farkına varılmasına rağmen duygusal bağın devam etmesini konu alıyor. İlişkinin dönüşümü, kabullenme ve geride bırakılamayan duygular etrafında şekillenen şarkı, dinleyiciyi tanıdık bir duygusal hikâyenin içine davet ediyor. Söz, beste ve prodüksiyonu Umut Timur’a ait olan eser, modern Türkçe pop altyapısı, melodik yapısı ve akılda kalıcı nakaratıyla dikkat çekiyor. Bora’nın vokal yorumuyla hayat bulan çalışma, duygusal anlatımı çağdaş pop sound’uyla birleştiriyor.