Dirençli Türkiye...
Türkiye afet dirençlilik yasası
Cumhuriyetimizin İkinci Yüzyılında Dirençli Türkiye Ekosistemi İçin Bütünleşik Bir Kamu Politikası Önerisi...
“Güçlü devletler, yalnızca afetlerden sonra müdahale eden değil; afet gerçekleşmeden önce riskleri bilimsel veriler ışığında yöneten devletlerdir.”
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım attığımız bugünlerde Türkiye’nin önünde yalnızca ekonomik kalkınma, teknolojik dönüşüm veya küresel rekabet gibi hedefler bulunmamaktadır. Aynı zamanda ülkemizi depremlere, iklim değişikliğine, kritik altyapı risklerine ve diğer çok boyutlu afetlere karşı daha dirençli hâle getirecek yeni bir kamu yönetimi anlayışını inşa etmek zorundayız.
21'inci yüzyıl afet kavramı
Yirmi birinci yüzyılda afet kavramı artık yalnızca depremle sınırlı değildir. Depremler, seller, heyelanlar, orman yangınları, kuraklık, salgın hastalıklar, enerji krizleri, siber saldırılar ve kritik altyapıları etkileyen diğer tehditler; devletlerin güvenliğini, ekonomisini ve toplumsal düzenini aynı anda etkileyen çok katmanlı riskler hâline gelmiştir.
Bu nedenle afet yönetimini yalnızca afet gerçekleştikten sonra yürütülen müdahale faaliyetleri olarak değerlendirmek artık yeterli değildir. Asıl başarı; riskleri önceden görebilen, bilimsel veriler ışığında analiz edebilen ve kamu kurumlarını ortak bir strateji doğrultusunda yönlendirebilen yönetim modellerini hayata geçirebilmektir.
Yaklaşık otuz yıla yaklaşan meslek hayatım boyunca kamu kurumlarında, yerel yönetimlerde ve özel sektörde edindiğim deneyimler; yaptığım teknik incelemeler, araştırmalar ve saha gözlemlerimin yanı sıra Hollanda ve İsviçre’de yerinde inceleme fırsatı bulduğum şehir planlama uygulamaları ile Japonya’nın deprem mühendisliği ve afet yönetimi alanındaki bilimsel çalışmalarını değerlendirdiğimde ortak bir sonuca ulaştım.
Dirençli şehirler tesadüfen oluşmaz. Dirençli şehirler; bilimsel planlama, güçlü kurumlar, güvenilir veri yönetimi ve uzun vadeli kamu politikalarıyla inşa edilir.
30 yıllık birikim ve ülkemize borcumuz
2011–2023 yılları arasında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zemin ve Deprem İnceleme Şube Müdürlüğünde Kontrol Mühendisi olarak görev yaptığım süreçte, farklı disiplinlerden uzman çalışma arkadaşlarımla birlikte yürütülen teknik çalışmaların uluslararası düzeyde de karşılık bulduğunu görme fırsatı elde ettim. 2012 yılında Çin’in Guangzhou kentinde düzenlenen Guangzhou International Award for Urban Innovation kapsamında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin deprem hazırlığı ve kentsel dirençliliğe yönelik çalışmaları uluslararası ödüle layık görüldü. Bu süreçte görev aldığım ekip içerisinde bulunmak, afet risklerinin azaltılması ve dirençli şehircilik konusunda uluslararası uygulamaların önemini daha yakından değerlendirmeme katkı sağladı.
Bu deneyimler bana önemli bir gerçeği göstermiştir.
Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca yeni projeler değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı; tüm kurumları ortak bir vizyon altında buluşturacak, bilimsel veriye dayalı, disiplinler arası ve sürdürülebilir bir afet dirençliliği yönetim modelidir.
Türkiye afet dirençliliği
Bu nedenle Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye Afet Dirençlilik Yasası hazırlanmasının stratejik bir gereklilik olduğunu düşünüyorum.
Bu yasa yalnızca depremi değil; sel, taşkın, heyelan, orman yangınları, kuraklık, salgın hastalıklar, kritik altyapı riskleri, enerji güvenliği, su yönetimi, siber güvenlik ve iklim değişikliğinin oluşturduğu çok boyutlu riskleri birlikte ele alan yeni nesil bir yönetişim yaklaşımını esas almalıdır.
Afet yönetimi yalnızca müdahale kapasitesini artırmakla sınırlı kalmamalıdır. Risk azaltma, mühendislik, şehir planlaması, sağlık, çevre yönetimi, dijital teknolojiler, kritik altyapı güvenliği ve kurumsal koordinasyon aynı sistem içerisinde değerlendirilmelidir.
Önerdiğim ve paylaştığım projeler
Bu amaçla daha önce kamuoyuyla paylaştığım Yapı Kimlik Sistemi, Ulusal Zemin Bilgi Bankası, Ulusal Dijital İkiz Türkiye Modeli, Entegre Altyapı Veri Sistemi, Türkiye Su Projesi, Ulusal Kritik Altyapı Güvenliği Stratejisi, Ulusal Sığınak ve Afet Yaşam Alanları Sistemi ile Dirençlilik Etki Analizi önerileri birbirinden bağımsız projeler değildir.
Bu çalışmaların tamamı, “Dirençli Türkiye Ekosistemi” olarak adlandırdığım bütünleşik kamu politikası modelinin temel bileşenleridir.
Dirençli Türkiye Ekosistemi; yer bilimleri, mühendislik, şehir planlaması, sağlık hizmetleri, kritik altyapılar, dijital teknolojiler, yapay zekâ destekli karar sistemleri, çevre yönetimi ve kamu politikalarını ortak bir yönetişim mimarisi altında buluşturarak afet risklerini azaltmayı ve kamu hizmetlerinin sürekliliğini güvence altına almayı amaçlayan bütünleşik bir model önerisidir.
Türkiye’nin sahip olduğu mühendislik birikimi, yetişmiş insan kaynağı ve kurumsal deneyim, böyle bir dönüşümü gerçekleştirebilecek güçlü bir altyapı sunmaktadır. Ancak bu potansiyelin kalıcı bir kamu politikasına dönüşebilmesi için kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, bilimsel veriye dayalı karar alma süreçlerinin yaygınlaştırılması ve uzun vadeli stratejik planlamanın esas alınması gerekmektedir.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimiz yalnızca afetlerden sonra müdahale eden bir ülke olmak değildir.
Hedefimiz; riskleri önceden öngören, veriyi yöneten, şehirlerini bilimsel esaslarla planlayan, kritik altyapılarını koruyan, kamu hizmetlerinin sürekliliğini güvence altına alan ve geliştirdiği özgün modellerle uluslararası literatüre katkı sunabilen dirençli bir Türkiye inşa etmektir.
Akademik not
Bu yazıda paylaştığım değerlendirme ve politika önerileri; yaklaşık otuz yıla yaklaşan mesleki tecrübem, kamu kurumlarında yürüttüğüm görevler, teknik saha çalışmalarım, ulusal ve uluslararası araştırmalarım ile yerinde yaptığım incelemelerin bir sonucudur.
Bu kapsamda geliştirdiğim Türkiye Afet Dirençlilik Yasası, Yapı Kimlik Sistemi, Ulusal Zemin Bilgi Bankası, Ulusal Dijital İkiz Türkiye Modeli, Entegre Altyapı Veri Sistemi, Türkiye Su Projesi, Ulusal Kritik Altyapı Güvenliği Stratejisi, Ulusal Sığınak ve Afet Yaşam Alanları Sistemi ve Dirençlilik Etki Analizi önerilerini, “Dirençli Türkiye Ekosistemi” başlığı altında bütünleşik bir yönetişim modeli olarak ele alan kapsamlı bir akademik makale hazırlamaktayım.
Hazırlıkları devam eden bu çalışmanın tamamlanmasının ardından hakemli bir bilimsel dergide yayımlanması hedeflenmektedir. Amacım; yalnızca mevcut sorunları analiz etmek değil, bilimsel yöntemlerle temellendirilmiş, uygulanabilir ve uluslararası literatüre katkı sağlayabilecek bütünleşik bir afet dirençliliği yönetişim modeli ortaya koymaktır.
Bu gazete yazı dizisi, hazırlamakta olduğum akademik çalışmanın kamuoyuyla paylaşılan ilk aşamasını oluşturmaktadır. Yazı dizisinin devamında yer alacak her bölüm, bilimsel makalenin temel bileşenlerinden biri olarak daha ayrıntılı şekilde ele alınacaktır.
İnanıyorum ki bilimsel bilgi yalnızca akademik çevrelerde kalan bir değer olmamalıdır. Bilim; kamu politikalarına yön vermeli, şehirlerin geleceğini şekillendirmeli ve toplumun güvenliğine somut katkı sunmalıdır.
Çünkü geleceğin güçlü devletleri; yalnızca krizleri yöneten değil, riskleri önceden öngören, bilimi kamu yönetimiyle bütünleştiren ve geliştirdiği özgün modellerle insanlığa katkı sunan devletler olacaktır.
Dirençli Türkiye Yazı Dizisi Devam Edecek...
Bir sonraki yazı:
“Ulusal Dijital İkiz Türkiye Modeli: Afet Yönetiminde Yapay Zekâ Destekli Yeni Nesil Karar Sistemi”