TSYD'NİN MANŞET HABERİMİZE VERDİĞİ YANIT TAM ANLAMIYLA; CEHALETİN BELGESİ!
TSYD'DEN TARTIŞMALI AKILLARA DURGUNLUK VEREN AÇIKLAMA
Gazetemizin TSYD’nin basın tribünlerindeki akreditasyon uygulamasına yönelik haberinin ardından dernekten e-posta geldi. TSYD, haberimizi “tehditvari” olarak nitelendirirken, Mehmet Mert’in kişisel akreditasyon yasağının sürdüğünü bildirdi. Dernek, yasağın geçen yıl yaşandığı öne sürülen “usulsüz akreditasyon kartı talebi” nedeniyle devam ettiğini savundu. Ancak söz konusu olayın ayrıntıları, hangi kuralın ihlal edildiği ve buna ilişkin herhangi bir belge açıklanmadı. TSYD, diğer gazetecilerin akreditasyon başvurularının ise belirlenen kriterler doğrultusunda değerlendirileceğini duyurdu.
MERT: ELEŞTİRİYİ TEHDİTMİŞ GİBİ SUNMAK BÜYÜK BİR YANLIŞ
Mehmet Mert, TSYD’nin yanıtını “cehaletin belgesi” olarak değerlendirerek derneğe tepki gösterdi.
Mert, gazetecilerin kurumların uygulamalarını eleştirme ve kamuoyunu bilgilendirme hakkı bulunduğunu vurguladı. “Usulsüz talep” iddiasının somutlaştırılmasını isteyen Mert, belge ve gerekçe olmadan suçlama yapılmasını eleştirdi. Akreditasyon kriterlerinin herkes için eşit, şeffaf ve objektif uygulanması gerektiğini belirten Mert, haksızlık yapıldığını savundu. Mert, “Bizim meselemiz şahsi bir kart meselesi değil. Kuralların herkese eşit uygulanıp uygulanmadığını sorguluyoruz” dedi.

“Usulsüz talep” iddiası
TSYD’nin açıklamasında, söz konusu olayın hâlâ derneğin hafızasında olduğu belirtilirken, gazetemizde yayımlanan haberin “gerçeği yansıtmadığı” savunuldu. Ancak derneğin e-postasında, “usulsüz akreditasyon kartı talebi” olarak tanımlanan olayın ne olduğu, ne zaman ve hangi koşullarda gerçekleştiği, hangi kuralın ihlal edildiği ve bu iddiayı destekleyen herhangi bir belge kamuoyuyla paylaşılmadı. TSYD ayrıca gazetemiz çalışanı Hüsamettin Aslan ile görüşüldüğünü, Aslan’ın yaşanan süreci “talihsizlik” olarak değerlendirdiğini ve derneğin görevini doğru şekilde yerine getirdiğini ifade ettiğini belirtti. Dernek, kişisel akreditasyon yasağının sürdüğünü ancak bunun kuruma yönelik olmadığını, gazetemizin diğer çalışanlarının başvurularının ise ilgili kriterler doğrultusunda değerlendirileceğini açıkladı.
Mert'ten sert tepki
TSYD’nin açıklamasına gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Mert’ten sert tepki geldi.
Mert, derneğin gönderdiği e-postanın gazetecilik ve basın özgürlüğü açısından son derece sorunlu olduğunu belirterek, “Bu mail, cehaletin belgesidir” değerlendirmesinde bulundu. TSYD’nin eleştiriyi “tehdit” olarak görmesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Mert, gazetecinin görevinin kurumların uygulamalarını sorgulamak ve kamuoyunun bilmesini sağlamak olduğunu söyledi. Mert, “Biz TSYD’nin akreditasyon uygulamasını eleştirdik. Bunun karşılığında bize ‘tehditvari haber’ deniliyor. Bir haberin tehdit olup olmadığına, haberde ne yazıldığına bakılır. Yanlış olduğunu düşündüğünüz bir haber varsa, yanlış olan bölümleri belgeleriyle ortaya koyarsınız. Gazeteciyi suçlayarak, geçmişte yaşandığı iddia edilen bir olayı ayrıntı vermeden gündeme getirerek cevap veremezsiniz” ifadelerini kullandı.
Haksızlık yapılıyor
Mert, kişisel akreditasyon yasağının devam ettirilmesini de eleştirerek, TSYD’nin haksızlık yaptığını savundu. Akreditasyonun gazetecinin görevini yapabilmesi açısından önemli olduğunu belirten Mert, “Basın tribünlerine kimlerin hangi kriterlerle alınacağı elbette belirlenebilir. Ancak bu kriterlerin herkes için aynı şekilde uygulanması gerekir. Bir kişiye yasak koyup aynı kurumun diğer çalışanlarının başvurularını değerlendirmek, ortaya konulan kriterlerin ne kadar objektif olduğu konusunda soru işareti yaratıyor” dedi. Mert ayrıca, TSYD’nin açıklamasında geçen “usulsüz akreditasyon kartı talebi” iddiasının ayrıntılandırılmasını istedi. “Ortada ciddi bir suçlama var ama suçlamanın içeriği yok. Ne talep edilmiş? Hangi tarihte edilmiş? Hangi kurala aykırıymış? Bunun belgesi nerede? Bunların hiçbirine cevap verilmiyor. Bunun yerine ‘siz de biliyorsunuz’ deniliyor. Gazetecilikte ‘siz de biliyorsunuz’ diye bir delil yöntemi yoktur” diyen Mert, TSYD’nin daha şeffaf ve açıklayıcı bir tavır takınması gerektiğini ifade etti.
Eleştiri tehdit değildir
Mert, TSYD’nin “tehditvari haber” ifadesine de tepki göstererek, eleştirel gazeteciliğin tehdit olarak gösterilmesinin yanlış olduğunu söyledi. “Bir medya kuruluşu, bir meslek örgütünün uygulamasını eleştiriyorsa bunun adı tehditleştirme değil, gazeteciliktir. TSYD’nin yapması gereken, gazeteciyi susturmaya veya itibarsızlaştırmaya çalışmak değil, eleştirilen uygulamanın neden doğru olduğunu anlatmaktır” diyen Mert, tartışmanın kişiselleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Soru aynı: Kriterler herkese eşit mi?
Yaşanan tartışmanın merkezinde ise basın tribünlerindeki akreditasyon uygulamalarının hangi objektif kriterlere göre yapıldığı sorusu bulunuyor. Gazetecilerin görevlerini özgür ve eşit koşullarda yerine getirebilmesi için akreditasyon süreçlerinin şeffaf, ölçülebilir ve kişiden kişiye değişmeyen kurallara bağlanması gerektiği ifade edilirken, TSYD’nin açıklamasında bu kriterlerin ayrıntılarına yer verilmemesi yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi. Mehmet Mert ise tartışmayı sürdüreceklerini belirterek, “Bizim meselemiz şahsi bir kart meselesi değil. Mesele, spor basınında akreditasyonun hangi kurallarla yapıldığı ve bu kuralların herkese eşit uygulanıp uygulanmadığıdır. Bu soruları sormaya devam edeceğiz” dedi