Kumsal Yaşlı Bakım Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Bora, Gazeteci Mehmet Mert’in sorularını yanıtladı. Yaşlı bakım hizmetlerinin Türkiye’de hâlâ yanlış algılandığını belirten Bora, huzurevi ve bakımevlerinin birbirinden farklı hizmetler sunduğunu söyledi. Sektördeki denetimlerin sıkı olduğunu ifade eden Bora, bakım hizmetlerinin maliyetlerine ve fiyat aralıklarına da değindi. Pandemi döneminde yaşadıkları deneyimi de anlatan Bora, Türkiye’nin yaşlı bakımında Avrupa’daki bazı modelleri örnek alması gerektiğini belirtti.

Hiç bilmeyenler için bize huzurevi, bakımevi ile ilgili bilgi verir misiniz?
Yaşlı bakım ve huzurevi esasen iki farklı konsepttir. Huzurevi dediğimiz bölüm, daha çok sağlıklı yaşlılarımızın hizmet aldığı bir bölümdür. O da niçin? Evlerinde yalnızlık yaşamasınlar, sosyal hayatın içinde olsunlar diye. Diğer kısmı da bakımevi. Bakımevi de bakım ihtiyacına göre değişebilir. Bu da nedir? Yaşlılığa bağlı gelişen hastalıklar vardır. Alzheimer, demans, Parkinson gibi. Bu hastalıklar başlangıç aşamasında da olabilir, ilerlemiş de olabilir. Bu noktada profesyonel destek alınması lazım. Çünkü yaşlılarımızın bu hastalıklarla risk altında yaşamaması lazım. O yüzden bu tarz tesislerden bu hizmetin satın alınması gerekiyor. Toplumda maalesef huzurevlerine bakışta bir problem var. Problemsiz bir sektör yok. Emniyette, adalette, belediyelerde problem yok mu? Her yerde var. Tabii ki huzurevleri konusunda da çürük elmalar olabilir ama bunu genelleştirmek son derece yanlış bir durum. Nasıl hastalandığımızda bir hastaneye gidip sağlık hizmeti alabiliyorsak, bakıma muhtaç olduğumuzda da bakımevine gidebilmemiz lazım. Maalesef bu algının Türkiye'de ortadan kalkması belli bir süre alacak. Ama zamanla, basının da aracılığıyla bu algının ortadan kalkacağını düşünüyorum.
Bakımevlerinin, huzurevlerinin standardı nasıl oluşuyor? Bir yerin huzurevi, bakımevi olması için ne gerekir?
Bakımevleri ya da huzurevleri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlıdır. Bakanlık tarafından ruhsatları verilir ve denetlenir. Denetimler çok ciddidir. Bu sektöre yatırım yapacak arkadaşların Bakanlığın standartlarını iyi bilmesi lazım. Yönetmelikle talep edilen kriterler var. Bunlar sağlanmalı. Nedir peki bunlar? Gerek fiziki koşullar gerekse bu hizmeti sağlarken orada istihdam edilecek personelin nitelikleri ve sayıları yönetmeliklerle belirlenmiştir. Dolayısıyla bu hizmeti verebilmeniz için yönetmelikteki maddeleri yerine getirmeniz lazım. Aksi halde ruhsat alamazsınız. Ama maalesef yönetmelik 2006 yılına ait. Aradan 20 yıl geçmiş. Şimdi o yönetmelik güncellenecek. O zaman bu tesisleşmeler daha iyi olacak.
Her yatırımcı huzurevi açabilir mi? Burada bir diploma ya da uzmanlık aranıyor mu?
Bununla ilgili gerçek veya tüzel kişiler gidip yatırım yapabilir. Ama az evvel bahsettiğim gibi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın belirlediği şartları sağlamak şartıyla. Meslek gruplarımız var. Meslek elemanları gerekiyor. Psikolog, sosyal hizmet uzmanı arkadaşlar şart. Sağlık personeli gerekiyor; hemşireler ve doktorlar. Aynı zamanda yine hizmet sağlarken hasta bakım personeli arkadaşlar gerek. Onların da eğitimden geçmesi, sertifikalı olması lazım. Öyle yoldan geçen birinin hasta bakım personeli olma şansı söz konusu değil.
Denetimler yerinde mi peki?
Elbette. Denetimler oldukça sıkı. Ciddi bir denetim mekanizması var. Artık bir personel gerçekten huzurevinde çalışıyor mu ya da vaat edilen bir hizmet gerçekten veriliyor mu, bunlar beyan esaslı değil, kamera kayıtlarıyla inceleniyor.
Şimdi huzurevi var, huzurevi var. Fiyatları çok farklı olan yerler var. Bu fiyat farkı nasıl oluşuyor?
Yani mesela bir tatile gideceksiniz. Neye bakarsınız? Gideceğiniz otelin verdiği hizmetlere bakarsınız. Bakımevlerinde de birtakım farklılıklar vardır. Çünkü her bakımevi ya da huzurevi aynı hizmeti vermiyor. Biz kurumumuza gelen insanlara hasta ya da müşteri gözüyle bakmıyoruz. Onlar bizim için kutsal emanetler, diyoruz. Bu olaya böyle bakıyoruz.

Peki net bir fiyat aralığı var mı bu işlerde?
Bakım hizmetleri maliyetli bir iş. Çünkü insana insanla bakıyorsunuz. Maliyetler artıyor. Fiziki koşullar da belirleyici. Şimdi bir Çatalca kırsalında bir tesis düşünün, bir de Silivri'de deniz kıyısında bir tesis düşünün. Tabii ki bu iki tesis arasında bir fark olacaktır. Ama illa bir rakam vermek gerekirse, valiliğin belirlediği rakamlara göre aylık 30 bin liradan başlıyor, 120 bin liraya kadar yükseliyor.
Çok önemli bir iş yaptığınız bir gerçek…
Evet, evet... Pandemiyle beraber bir gerçek ortaya çıktı. Bakım hizmetleri sunma konusunda pandemi çok önemli bir referans oldu. Mesela İspanya'da, İtalya'da bakımevlerinde kalan yaşlıları çalışanlar terk etti. Ama Türkiye bu konuda çok iyi bir sınav verdi. Ben pandemi boyunca ailemle beraber tesiste üç ay boyunca yer yatağında yattım. Neden? Hem personelimi hem de bize emanet edilmiş insanları yalnız bırakmadım.

Herkes yaşlanınca bu hizmetten faydalanamıyor ama…
Maalesef öyle. Avrupa ne yapmış? Avrupa'da siz çalışırken sonrasında bakıma ihtiyacınız olabilir diye maaşınızdan bir kesinti yapıp fon yaratıyorlar. Ve siz Avrupa'da emekli olup belli bir yaşa gelince bu fondan yararlanıp hizmet alabiliyorsunuz. Türkiye'de henüz bu yok. Avrupa'daki bu sistem doğru bir sistem. Türkiye'de bunları düşünmeli. Çünkü ülke nüfusu yaşlanıyor. Yaşlı insanlara sağlıklı ve doğru hizmetleri verecek tesislere ihtiyaç var.

Peki, bu sektöre nasıl girme kararı aldınız?
Ben bu sektör öncesinde tıp merkezi işletmeciliği yapıyordum. Daha sonra birtakım araştırmalar yaptım. Geleceğin sektörleri noktasında bunun çok gelişeceğini düşündüm, bununla ilgili çalışmalar yaptım. İyi ki de sektöre girmişim diyorum.

Bu sektöre dair son olarak neler tavsiye edersiniz?
Öncelikle bu sektöre girecek arkadaşlara tavsiyem olsun. Önce merhametli olacaksınız. Biz herhangi bir ürün alıp satmıyoruz. İnsana bakıyoruz. Ve insanın en değerlisine bakıyoruz. Bizi yetiştirmiş; annelerimize, babalarımıza bakıyoruz. Dolayısıyla önce vicdan sahibi olmanız, iyi insan olmanız lazım. Ticaret sonra konu olacak bir mesele. Öncelik iyi insan olmakta. Bu işin püf noktası bu.