Saadet Partisi Esenyurt İlçe Başkanı Kemal Aygün; Damga Tv'de Gazeteci Mehmet Mert'in sorularını yanıtladı. Esenyurt'taki sorunların çözümü için canla başla çalışacaklarını anlatan Aygün, “Ben Esenyurt'ta mazlumların, sorunları olan insanların yarasına merhem olmayı düşünüyorum. Ancak o zaman siyaset yapmış oluruz. Ama bugün Türkiye'de Saadet Partisi'de dahil ayırmadan söylüyorum tüm partiler kendi partisine oy toplamak için siyaset yapıyor. Kimse insanlar için siyaset yapmıyor. Geldiğimiz nokta böyle üzücü bir nokta” ifadelerini kullandı.
Önce şunu sormak isterim; siyaset vs elbette konuşuruz ama hayat nasıl gidiyor?
Hayat nasıl gidiyor sorusuna ben şöyle cevap vermek isterim. Ben eski şairleri ve beyitleri çok severim. Onlardan bir tanesi şöyle demektedir; “Gelmekten maksat bu cihana bir güzel iş görmedir. Hakka kulluk eyleyip ukbada devlet sürmedir...” Yani hayat mükemmel ve muazzam gidiyor.
Sizi siyasete ne taşıdı?
Sadece sözler değil. Bizim siyasaet anlayışımız ülkemizdeki siyaset anlayışının biraz dışında. Biz siyaseti ibadetmiş gibi kabul edip yaparız. Bizim siyaset anlayışımız cihad ruhlu. Cihad deyince o da yanlış anlaşılıyor. Kılıç, silah vs akla geliyor ama aslında öyle değil. Cihad dediğimiz şey mücadeledir. Kötülükleri kaldırıp iyi şeyleri koyma mücadelesine biz cihad diyoruz. Bizim siyasi anlayışımız da buna konu edildiği için biz siyasete böyle bakıyoruz. Okuduğum beyitteki gibi bir anlayışa sahibiz. Burada güzel bir iş yapalım. Yarın ukbaya gidersek orada bir devletimiz olsun istiyoruz.
Siyasete Saadet Partisi ile mi girdiniz?
Evet. Siyasete Saadet Partisi ile girdim onunla da siyasi hayatım son bulur. Başka bir durumum söz konusu olmaz.
Saadet Partisi şu an ne durumda?
Şu an ülkede üçüncü bir yol oluşturmaya çalışıyoruz. 25 yıldır ülkede AK Parti ve CHP arasında sıkışmış bir siyaset var. Saadet Partisi bugün üçüncü bir yol oluşturarak bunu kırmaya ve aşmaya çalışıyor.
Üçüncü yolda birçok parti var…
Evet. Yeniden Refah, Deva gibi partiler var. Şu an Saadet, Yeniden Refah ve Deva gibi partiler öne çıkıyor. Ama zamanla buna yeni partiler de eklenebilir.
Esenyurt'ta ilçe başkanısınız. Esenyurt için neler vaat ediyorsunuz, Esenyurt özelinde neler söylersiniz?
İşin üzücü tarafı şu ki; bundan sonraki hayatımda deseler ki; “Siyasette en çok üzüldüğünüz bir anınız var mı?” Vereceğim cevap hep aynı olur; Biz geçtiğimiz Ramazan ayında her akşam ilçemizde iftarlar düzenliyorduk. İftarlardan bir tanesine birileri gelmek istedi. Geldiler. Biz konut mağdurlarıyız diye sorunlarını anlattılar. Biz onları Esenyurt'ta oluşmuş 30 bin konut mağduru sanıyoruz. Ama bunlar Esenyurt'taki bir emlakçı tarafından dolandırmış. Ve bu emlakçı şu an Esenyurt'ta ticari hayatına insanları dolandırarak devam ediyor. Bu insanlar da çok mağdurlar. Bir teyzemiz var, evlere temizliğe gidiyor. Anlatıyor; “Herkes erkenden işten eve giderken ben geç saatlere kadar çalışıyordum ev alabilmek için” diye. Ben bu insanlara çok üzüldüm. Sorunlarının çözümü için elimden geleni yaptım. İktidar sahipleriyle dahi görüştüm. Ama bir sonuç alamadık. Bu sefer daha çok üzüldüm. Ben Esenyurt'ta mazlumların, sorunları olan insanların yarasına merhem olmayı düşünüyorum. Ancak o zaman siyaset yapmış oluruz. Ama bugün Türkiye'de Saadet Partisi'de dahil ayırmadan söylüyorum tüm partiler kendi partisine oy toplamak için siyaset yapıyor. Kimse insanlar için siyaset yapmıyor. Geldiğimiz nokta böyle üzücü bir nokta.
Sorunlar neden çözülemiyor?
Aslında yasalar da insanların olanaklarını sınırlıyor. Evet bir şeyleri çözmek istiyorsunuz. Mesela Esenyurt İlçe Kaymakamı iyi bir devlet adamı. Herkes seviyor. Ama bir şeyi kaymakamın çözmek istemesi yetmiyor. Onun müracaat ettiği kurumların da bu sorunları hızlıca çözmesi gerekiyor amaa bu yok.
Esenyurt'taki kayyum yönetimini nasıl buluyorsunuz?
Kayyum uygulamasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Birçok ilçede kayyum uygulaması; o ilçelerin meclislerinde seçim yapılarak iade edildi ama Esenyurt'ta yapılmadı. Neden yapılmadığını bilmiyorum. Ama şunu söylemek yerinde olur. Esenyurt'ta kayyum Can Aksoy bazı siyasi partilerin çözemeyeceği sorunları çözdü. Mesela bazı parklar birine verilmişse oraları geri alarak insanların hizmetine kazandırdı. Mesela Necmettin Erbakan Parkı'ndaki Gümüş Kafe'yi aldı ve millete açtı. Oradan sağlanan gelir de belediyenin kasasına gidiyor. Böyle çok yer. Adamın teki belediyeden bir yeri kiralamış o da başkasına kiralamış, o da bir başkasına kiralamış böyle bir sorun vardı. Ama neyse ki bu çözüldü. Ben bunlar için teşekkür ederim. Ama bunlar yeterli mi? Yetmez. Esenyurt'un çok büyük sorunları var. O sorunların çözümü için de Esenyurt'un tozunu, çamurunu yutmuş birinin burada belediye başkanı olması lazım.
Esenyurt'un tozunu yutmuş insanlar da çok cesur davranmadı sanki…
Evet, evet. Maalesef geçmişte yönetimde oldular ama cesur olmadılar. Az önce söylediğim gibi insanlar siyasaeti kendi partilerine oy kazandırmak için yapıyorlar. Geldiniz, seçildiniz belediye başkanı oldunuz bu sefer de belli çıkar odaklarını hesap ederek hareket ediyorsunuz. Böyle olmaz. Kayyum yönetiminde olan Can Aksoy bunun biraz dışına çıkmayı başardı. Tabii siyasi bir handikapı veya meselesi olmaması da bir avantaj oldu.
Siyasette eleştireye açık olmak önemli değil mi?
Elbette. Üzülerek ifade etmek lazım. Bugün insanlar o kadar bazı şeylere şartlanmışlar ki eğer söz söylediğiniz bir konu kendi siyasi partilerine eleştiri olarak gidiyorsa; insanlar ne söylediğinize bakmadan sizi çöp sepetine yolluyor. Anlamsız cümleler kuruyorlar. Biz birçok konu hakkında söz söyledik, eleştiri getirdik. Ama söylediğim şeylerin hepsi Esenyurt'a yakışmayan, insanımıza yakışmayan, Esenyurt'ta yaşayan insanlara hakaret kabul ettiğim gerçekleri dile getiriyorum.
Türkiye'nin genel siyaseti üzerine konuşmak isterim. Siyasetin gidişatını nasıl görüyorsunuz?
Şimdi Aliya İzzetbegoviç der ki; “Her diriliş bir toplumun bilinçli ve öncü unsurlarıyla geniş insan kitleleri arasındaki iç mutabakat ve yapıcı temasla ortaya çıkar. Ben ülkemizde bir dirilişe ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Siyasetin artık kirlendiğini, siyasetin iş çözemez hale geldiğini, siyasetin insanların derdine derman olamayacağını görüp gözlemliyorum. Ama şunu da söyleyeyim; Bu ülkede hala dürüst insanlar var. Kendi makamından önce milletin düşünen insanlar da var. Ben bu insanları göreve davet ediyorum. Siyasetçisiniz ya da değilsiniz. Elinizi taşın altınak oyun. Ununu eleğini asmış insanların yeniden siyasete girmesi gerektiğini düşünüyorum. Sorun çözecek insanlara ihtiyaç var. Ben Türkiye siyasetinin artık bu kavgalardan, kutuplaşmalardan çıkmasını istiyorum. Mesela ben Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) programlarına katılıyorum diye linç ediliyorum. Niye kardeşim? Onlar da bu ülkenin insanı değil mi? Siyasetçi olmasak zaten sade vatandaş olarak yan yana gelmeyecek miyiz? Niye bu ayrışma? Cumhur İttifakı'nın paydaşları işte; hiçbir şekilde kendilerinden olmayan insanlarla masaya oturmaya tenezzül etmiyorlar. Kendilerinden olmayan hiçbir insanı muhatap almıyorlar. Böyle bir şey de kimsenin hakkı ve haddi değil. Bugünkü devlet onların olduğu kadar bizim de devletimiz.
Siyaset dışında bir kişilik yönünüz daha var. Kitap da yazıyorsunuz...
Evet. Şimdiye kadar 2 kitap yazdım. İlk kitabım Mirket. Bir aşk hikayesi anlatan roman. Kitapları seviyorum. Kısaca özetleyeyim; okumaya çok geç başladım. En çok hayıflandığım konuların da başında bu gelir. Geç okumaya başlamak üzücü. Ben ilk kitap okuduğumda 37, 38 yaşındaydım. Şu an 46 yaşındayım. İlk kitap okuduğumda kitap yazmak böyle bir şeymiş demek dedim. Ve ben de bir kitap yazmak istedim ve Mirket'i yazmaya başladım.
Diğer kitabınız da Kadıoğlu Abdullah…
Evet. O da benim dedem. Dedemiz yazdım bu kitapta ama dedemin hayatının roman tadında bir tarafı yok. Üçüncü kitabım da çıkacak. O da tarihi bir roman olacak. İleride ilçe başkanlığı kariyerimiz de sona erdiğinde elbette siyasetle ilgili de bir kitap yazmayı düşünüyorum.
Kemal Aygün kimdir?
Saadet Partisi Esenyurt İlçe Başkanı Kemal Aygün, klasik siyasetçi profilinden biraz farklı bir portre çiziyor. Yaklaşık 20 yıldır Esenyurt’ta yaşayan Aygün, yaklaşık üç yıldır yürüttüğü ilçe başkanlığı görevini makam odasından değil, ilçenin sokaklarından sürdürüyor. Kimi zaman motosikletiyle, kimi zaman yürüyerek mahalle mahalle gezen Aygün; gördüğü eksikleri, vatandaşın taleplerini ve ilçenin kronikleşen sorunlarını gündeme taşıyarak çözüm arıyor. Esenyurt’ta yaklaşık 20 yıldır yaşayan Kemal Aygün, ilçenin sadece siyasi gündemini değil, günlük hayatını da yakından takip eden isimlerden biri. Yaklaşık üç yıldır Saadet Partisi Esenyurt İlçe Başkanlığı görevini sürdüren Aygün, kendisini yalnızca parti çalışmalarıyla sınırlamayan bir anlayış ortaya koyuyor.
Makam odasından çok sokakta
Aygün’ün siyaset tarzının en belirgin özelliği ise sahadan kopmaması. İlçe başkanlığı odasında uzun saatler geçirmek yerine Esenyurt’un mahallelerini, caddelerini ve sokaklarını dolaşmayı tercih eden Aygün, karşılaştığı sorunları yerinde gözlemliyor. Vatandaşlarla konuşuyor, muhtarlarla bir araya geliyor, esnafın ve mahalle sakinlerinin taleplerini dinliyor. Bu yaklaşımı nedeniyle Aygün, ilçede “sokakta siyaset yapan” ilçe başkanı profiliyle öne çıkıyor. Özellikle ulaşım, temizlik, eğitim, altyapı, kamu alanlarının kullanımı ve mahallelerde vatandaşın karşılaştığı günlük sorunları gündeme taşımasıyla dikkat çekiyor. Son dönemde baz istasyonuna karşı imza kampanyası düzenlemesi ve ilçedeki çeşitli ulaşım ve çevre sorunlarını yerinde incelemesi de bu çalışma tarzının örnekleri arasında yer aldı.