Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
22°
Ara
Damga Röportaj Halk için mücadele ediyoruz

Halk için mücadele ediyoruz

CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından görevden alınan Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş, Damga TV'de Gazeteci Mehmet Mert'in sorularını yanıtladı. Demirtaş, “Bizim gösterdiğimiz mücadele halkın mücadelesidir. Biz halk için mücadele ediyoruz” dedi

Okunma Süresi: 8 dk

CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın kararıyla görevden alınan Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş, Damga TV ekranlarında Gazeteci Mehmet Mert'in konuğu oldu. Yaklaşık iki saat süren söyleşide Beylikdüzü'nün siyasi geçmişini anlatan Demirtaş, tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın yargı sürecini değerlendirdi, CHP'de yaşanan yönetim krizine ilişkin görüşlerini paylaştı. Erken seçim çağrısını yineleyen Demirtaş, Türkiye'de yaşanan siyasi sürecin yalnızca CHP'nin değil, toplumun tamamını ilgilendiren bir demokrasi mücadelesine dönüştüğünü savundu.

Nasıl gidiyor? Belde belediyelerinden bugünkü Beylikdüzü'ne uzanan süreci ikimiz de yakından biliyoruz. O dönem Yakuplu, Kavaklı, Gürpınar vardı. Şimdi ise koca bir Beylikdüzü var.Çok şey değişti. Tabii. Yakuplu'da 1994 seçimlerine, 1.300'ü taşınan seçmen olmak üzere toplam 3.300 seçmenle girdik ve belde olduk. O dönem Anavatan Partisi bunu adeta alışkanlık hâline getirmişti. Türkiye'nin farklı yerlerinden seçmen taşınmıştı.

Siz o dönem nerede siyaset yapıyordunuz?
Biz o zaman SHP'de siyaset yapıyorduk. Sonrasında SHP'den ihraç edildim. O süreçte İskender Abi'yi destekledik. Çünkü SHP'nin seçimi kazanamayacağı belliydi. Amacımız o dönem Anavatan Partisi'nin kazanmasını engellemekti.

İskender Bey MHP'de miydi?
Hayır, Doğru Yol Partisi'ndeydi. Biz de o dönemde bu nedenle destek verdik.

Bugün Beylikdüzü'nün nüfusu ne kadar?
410 binin üzerinde.

Beylikdüzü kimilerine göre İstanbul'un modern yüzü, CHP'nin Kadıköy, Bakırköy, Beşiktaş ve Şişli gibi kalelerinden biri. Kimilerine göre ise Esenyurt'la komşu, şehrin dışında kalan bir ilçe. Siz Beylikdüzü'nü nasıl tanımlıyorsunuz?
Esenyurt'a komşu olmak bir suç değil. Esenyurt'ta da geçmişte aynı planlama anlayışı devam etseydi bugün çok daha farklı bir ilçe olurdu. Vadileri, meydanları, yeşil alanları olan iki kardeş ilçe görebilirdik. Sosyal demokrat belediyecilik anlayışı sürseydi bu bozulma yaşanmazdı. Gürbüz Çapan geniş yolların, geniş caddelerin ve meydanların medeniyet olduğunu söylerdi. Esenkent bunun en güzel örneklerinden biriydi. Ben orada 19 yıl oturdum. Bugün birçok siteden daha planlı ve daha yaşanabilir bir yerdi. Siyasi olarak anlaşamayabiliriz ama İhlas'ın yaptığı bazı siteleri de başarılı buluyorum. Esenkent'te inanılmaz derecede yeşil alan vardı. Ancak Gürbüz Çapan'dan sonra 7 bin 200 konutluk yerleşim 11 bin konuta çıktı. İş yerleri de yüzlerden binler seviyesine ulaştı. Planlama tamamen bozuldu.

Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık iki dönem üst üste seçildi ancak bugün cezaevinde. Siz de sık sık kendisini ziyaret ediyorsunuz. Bu süreci nasıl yönetiyorsunuz?
Biz direnişe alışkınız. Kendi adıma da söylüyorum, örgüt olarak da buna hazırlıklıyız. Beylikdüzü İlçe Örgütü ve duyarlı vatandaşlarımız bu süreçte bize ciddi destek veriyor. Kolay mı? Elbette değil. Belediye Başkanımız yaklaşık 16 aydır cezaevinde. Bunun yanında sekiz belediye bürokratımız da tutuklu. Bu durum belediyenin çalışmalarını ister istemez etkiliyor. Moral ve motivasyon düşüyor. Bazı hizmetlerde aksamalar yaşanabiliyor. Vatandaşlardan bize gelen şikâyetleri belediyeye hızla iletiyor ve çözüm üretilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Mehmet Murat Çalık'ın duruşmasını baştan sona izledim. Savunmasında kendisine yöneltilen iddiaların tamamını belgeleriyle çürüttü. Eğer iddialar bunlarsa ve savunma da buysa, bana göre orada 10 dakika içinde tahliye edilmesi gerekirdi.
Aynı şekilde birçok belediye başkanı ve bürokratın duruşmalarını da takip ettim. İddiaların hiçbirinde somut delil ve belge göremedim. Suç varsa elbette herkes cezasını çekmelidir. Ancak insanlar iddianame bile hazırlanmadan aylarca cezaevinde tutuluyor. Bu doğru değil.

Devletin hâkimine, savcısına bu kadar kolay talimat verilip insanların tutuklanabileceğine inanıyor musunuz?
Açıkçası buna inanmak istemiyorum. Ama yaşadıklarımız farklı bir tablo ortaya koyuyor. Ben 12 Eylül 1980 darbesi olduğunda 16 yaşında bir lise öğrencisiydim. Büyükçekmece'de okuyordum. Okullar açıldığında kapılarda jandarma vardı. Bir süre sonra sayıları azaldı, ardından tamamen kalktı. Yaklaşık üç yıl sonra ülke o baskı ortamından çıkmaya başlamıştı. Bugün ise yaklaşık 25 yılın 20 yılı baskıyla geçti. Kamunun hemen her alanında insanlar kendilerini baskı altında hissediyor. Öyle bir noktaya geldik ki insanlar devlete değil, "AK Parti devleti" anlayışına göre hareket edildiğini düşünüyor. Oysa devlet hiçbir siyasi partinin devleti olamaz. Yargı da siyasetin talimatıyla hareket edemez. Ben ne hâkimlerin ne de savcıların bu durumdan memnun olduğunu düşünmüyorum. Hiç kimsenin mutlu olduğunu sanmıyorum.

Ekrem İmamoğlu, Mehmet Murat Çalık ve tutuklu diğer belediye başkanlarının yargı süreçlerinin nereye varacağını düşünüyorsunuz?
Biraz ironi yapayım... Bu gidişle herhalde vatandaşın yüzde 50'sini tutuklamak zorunda kalacaklar. Çünkü Türkiye'de yapılanlara ciddi bir itiraz var. Araştırmalar da bunu gösteriyor. Kimisi bizim gibi açıkça konuşabiliyor, kimisi kendi çevresinde dile getiriyor. Ama bize gelen insanların büyük çoğunluğu yapılanların yanlış olduğunu söylüyor. Hatta AK Parti seçmeninin önemli bir kısmı da bu süreçleri doğru bulmuyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Çözüm çok açık; sandık milletin önüne konulmalı ve erken seçime gidilmeli. Halk kararını versin. Kim kazanırsa da herkes o sonuca saygı duysun. 25 yılın büyük bölümünde seçimleri AK Parti kazandı. Millet karar verdi, biz de buna saygı duyduk. Bugün de yapılması gereken budur.

Bir kesim de şunu söylüyor: Geçmişte Refah Partisi kapatıldı, Fazilet Partisi kapatıldı, HDP hakkında davalar açıldı, AK Parti kapatılmak istendi. O dönemlerde insanlar sokaklara dökülmedi. CHP'de ise ortada parti kapatma kararı yok, sadece yönetimle ilgili bir süreç yaşanıyor. Sizce verilen tepki biraz fazla sert olmadı mı?
Hayır. Çünkü bugün yaşanan mesele yalnızca CHP'nin meselesi değil.  Göreve getirilen kayyum heyeti ve yapılan uygulamalar tamamen kurultayın rövanşını alma amacı taşıyor. Açıklamalarına bakıyorsunuz, elle tutulur hiçbir şey yok.

Birileri "arınma" diyor. Peki neden arınacak CHP?
Mehmet Murat Çalık çocuklara "Beslenme Saati" uygulamasını başlattığı için mi arınacak? Ekrem İmamoğlu kreşler açtığı için mi arınacak? Yaşam Vadileri yaptığı için mi arınacak? Tarikatlara ve cemaatlere aktarılan kaynakları kestiği için mi arınacak? Bunlar mı suç? Türkiye'nin asıl konuşması gereken konu, yıllardır kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığıdır. Bugün garanti ödemeleri, köprüler, otoyollar ve benzeri projeler için harcanan kaynaklar yeniden milletin kasasına kazandırılsa, Türkiye'nin uzun yıllar ekonomik sıkıntı yaşamayacağını düşünüyorum.

Ama sonuçta kurultayla ilgili hukuki süreç devam ediyor.
Kurultay yapıldı. Olağanüstü kurultay yapıldı. Delegeler iradesini ortaya koydu. Bugün eleştirenlerin büyük bölümü de o delegelerle seçime girdi. Madem öyleydi, neden kazanamadılar? Demek ki delegeler başka bir tercih yaptı. Siyasette bunu kabul etmek gerekir.

Bugün görüyorum ki CHP'nin iktidar olma sorunu değil, kendi içindeki yönetim sorunu var. Yeni parti kurulacağı konuşuluyor. Siz yeni partinin çözüm olacağını düşünüyor musunuz? Ayrıca Özgür Özel hakkında da çeşitli iddialar ortaya atılıyor. Böyle bir durumda B ve C planlarınız var mı?
Bir Özgür gider, bir başka Özgür gelir. Artık ok yaydan çıktı. Bu mücadele yalnızca birkaç kişinin mücadelesi değil. Halkın mücadelesine dönüştü. Kastamonu mitinginden sonra oradaki arkadaşlarla konuştum. Bana, "Artık halk bu işe el koydu." dediler. Ben de aynı kanaatteyim. Bugün mesele sadece Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ya da başka isimler değil. Toplum artık bu süreci sahiplenmiş durumda. O yüzden bu hareket birkaç kişiyle sınırlı değil, geniş bir halk hareketine dönüştü.

Silivri'deki duruşmalara ilginin son dönemde azaldığı yönünde yorumlar yapılıyor. Siz de aynı görüşte misiniz?
Mülayim Demirtaş: Hayır, ben öyle düşünmüyorum. Ben de duruşmaları yakından takip ediyorum. Özellikle belediye başkanlarımızın ve bürokratlarımızın yargılandığı salonlar dolu oluyor. Avukatların savunmaları sırasında insanlar biraz geride bekliyor olabilir ama ilgi azalmış değil. Mehmet Murat Çalık'ın, Ekrem İmamoğlu'nun ve diğer belediye başkanlarının duruşmalarında ciddi bir katılım var.
 

Yeni partide, Özgür Özel'in yanında yer alacağınızı zaten söylemiş oldunuz. Peki mevcut ilçe binasını mı kullanacaksınız, yoksa yeni bir bina mı arıyorsunuz?
Öncelikle mevcut binayı kullanabilmek için hukuki altyapıyı hazırlıyoruz. Şartlar oluşursa orada devam ederiz. Olmazsa da yeni bina aramak gibi bir düşüncem yok. Gerekirse sokakta çadır kurar, mücadelemizi oradan sürdürürüz. Bizim için önemli olan bina değil, örgütlü mücadeledir.

Yani kira sözleşmesini de buna göre düzenlemeyi düşünüyorsunuz.
O gün geldiğinde şartlara göre değerlendireceğiz. Belki de görevden almalar duracak. Şu an ne olacağını kimse tam olarak bilmiyor.

Her ayrılık aynı değildir!

“AK Parti de Refah Partisi'nden ayrılarak kuruldu ve bugün 25 yıldır ülkeyi yönetiyor. Önemli olan doğru zamanda, doğru yerde durabilmektir. Ben Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı televizyon programlarını da izledim. Çok temel sorulara bile net cevaplar veremediğini gördüm. Benim eleştirim kişilere değil, siyaset anlayışına. Bu ülkenin artık kontrollü muhalefete değil, iktidar hedefi olan güçlü bir siyasete ihtiyacı var. İnsanlar iş istiyor. Emekli geçim derdinde. Asgari ücretli ay sonunu getiremiyor. Ev kadınları mutfağı düşünüyor. Gençler atanamıyor. Siyasetin bunlara çözüm üretmesi gerekiyor.”

Biz bunlara alışığız!

“Biz bugün yaşadığımız zorbalıkları yeni yaşamıyoruz. Biz buna sendikal mücadele dönemlerinden alışığız. Çalıştığım sendikada yıllarca şubemizi kapattılar. Başka şubeye bağladılar. Biz yine seçim kazandık. Yine kapattılar, yine kazandık. En sonunda örgütlenmeyelim diye sendikanın kendi binasını sattılar ve bizi plazalara taşıdılar. Yani bunlar bizim ilk kez yaşadığımız şeyler değil. Mücadele eden insanlar her dönem benzer baskılarla karşılaşmıştır.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *