Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Kapalı
15°
Ara
Damga Röportaj “HER TEMAS İZ BIRAKIR”

“HER TEMAS İZ BIRAKIR”

Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Halis Dokgöz, yeni kitabı “Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan”da suçun, adli bilimin ve insanın karanlık tarafının izini sürüyor. Cesetsiz cinayetlerden kan lekesi analizine, zehirlenmelerden kayıp çocuklara, Frankenstein'dan Sherlock Holmes'a uzanan kitap, okuru adli tıbbın laboratuvarlarından kültür ve sanat dünyasının ayrıntılarına taşıyor.

Okunma Süresi: 6 dk

Prof. Dr. Halis Dokgöz, “Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan” kitabıyla suçun ve insanın karanlık dünyasına ışık tutuyor: “Bazen gerçeği ortaya çıkaran şey, gözden kaçan küçük bir ayrıntıdır.”

Bir cinayeti aydınlatmak için mutlaka bir ceset gerekir mi?

Bir kan lekesi bize cinayetin nasıl işlendiğini anlatabilir mi?

Zehirlenme nasıl anlaşılır? Kaza ile cinayet birbirinden nasıl ayrılır? Bir davranış, bir sanat eseri ya da bir edebiyat karakteri adli bilimler açısından bize ne söyleyebilir?

Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Halis Dokgöz, A7 Kitap tarafından yayımlanan “Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan” adlı kitabında bu soruların peşinden gidiyor.

16 bölümden oluşan kitapta cesetsiz cinayetlerden kan lekesi model analizine, zehirlenmelerden hipotermiye, mutilasyon cinayetlerinden kayıp çocuklara kadar çok sayıda konu ele alınıyor.

Ancak Dokgöz'ün kitabını klasik bir adli tıp kitabından ayıran önemli bir özellik var: Adli bilimlerin izini yalnızca otopsi masasında değil, edebiyatta, sinemada, sanatta ve toplumsal olaylarda da sürüyor.


“HER TEMAS İZ BIRAKIR”

Kitabınızın adı oldukça çarpıcı: “Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan.” Bu isim bize ne anlatıyor?

Kitabın merkezinde adli bilimlerin temel ilkelerinden biri olan “Her temas iz bırakır” düşüncesi bulunuyor.

Bu iz kimi zaman bir kan lekesinde, kimi zaman beden üzerinde, kimi zaman bir davranışta ortaya çıkıyor.

Bazen de bir romanın, filmin veya sanat eserinin ayrıntısında karşımıza çıkıyor.

Ben de kitabımda bu izlerin peşinden gidiyorum.

Çünkü adli bilimlerde çoğu zaman büyük resmi anlamamızı sağlayan şey, gözden kaçabilecek küçük ayrıntılardır.


“CESET YOKSA CİNAYET DE YOK MU?”

Kitapta “no body homicide”, yani cesetsiz cinayetler de ele alınıyor. Ceset bulunmadan bir cinayet nasıl ortaya çıkarılabilir?

Adli bilimlerin önemli çalışma alanlarından biri de cesedin bulunamadığı cinayet vakalarıdır.

Cesedin olmaması, cinayetin kanıtlanamayacağı anlamına gelmez.

Olay yerindeki izler, kan lekeleri, davranışsal bulgular ve diğer adli deliller bir arada değerlendirildiğinde olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin önemli sonuçlara ulaşılabilir.

Bu nedenle adli bilimlerde tek bir bulguya değil, bütün izlerin bir arada değerlendirilmesine bakılır.


BİR KAN LEKESİ NELER ANLATABİLİR?

Kan lekesi analizleri de kitapta önemli bir yer tutuyor. Bir kan lekesine bakarak olayın nasıl gerçekleştiği anlaşılabilir mi?

Kan lekeleri olayın oluş biçimi hakkında önemli bilgiler sağlayabilir.

Lekenin şekli, dağılımı ve bulunduğu yer, olayın nasıl gerçekleşmiş olabileceğine ilişkin değerlendirmelerde kullanılabilir.

Ancak burada da ayrıntılar önemlidir.

Bir bulguyu tek başına yorumlamak yerine olayın bütününü değerlendirmek gerekir.


“KAZA MI, İNTİHAR MI, CİNAYET Mİ?”

Adli tıbbın en zor sorularından biri de bu üç ihtimali birbirinden ayırmak olsa gerek.

Evet. Özellikle bazı vakalarda kaza, intihar ve cinayet ayrımı oldukça güçleşebilir.

Ölümün arkasında kalan fiziksel ve davranışsal izlerin doğru değerlendirilmesi gerekir.

Adli tıp burada yalnızca ölüm nedenini belirleyen bir alan değil; olayın nasıl gerçekleştiğinin anlaşılmasına katkı sağlayan bir bilim dalı olarak da önem taşıyor.


FRANKENSTEIN'DAN SHERLOCK HOLMES'E

Kitabınız yalnızca adli vakalardan oluşmuyor. Edebiyat ve sanat da kitabın önemli parçaları arasında. Neden?

Çünkü adli bilimler hayatın dışında değil.

Mary Shelley'nin Frankenstein'ından Arthur Conan Doyle'un Sherlock Holmes'una, Sokrates'ten Agatha Christie'ye, Dostoyevski'den Francisco Goya'ya kadar çok farklı isim ve eser üzerinden adli bilimlerle kültür ve sanat arasındaki ilişkiyi görmek mümkün.

Sherlock Holmes örneğinde olduğu gibi, ayrıntılardan yola çıkarak sonuca ulaşma fikri ile adli bilimlerin çalışma yöntemi arasında güçlü bir bağ bulunuyor.


“SUÇU ANLAMAK İÇİN İNSANI ANLAMAK GEREKİR”

Kitapta suçun yanı sıra insan davranışlarının da izini sürüyorsunuz.

Adli bilimler yalnızca bir bedeni incelemekten ibaret değil.

Suçun arkasında insan var.

Bu nedenle suça, mağdura, faile, davranışlara ve toplumsal koşullara birlikte bakmak gerekiyor.

Kitapta suça sürüklenen çocuklar, kayıp çocuklar, hayvan hakları, Capgras sendromu ve ebeveynin çocuğunu öldürmesini ifade eden filisid gibi konulara da yer verilmesinin nedeni bu geniş perspektif.


ZEHİRLER, ZEHİRLENMELER VE EDEBİYAT

Zehirlenmeler de kitapta dikkat çeken başlıklardan. Bunu edebiyatla da ilişkilendiriyorsunuz.

Zehirlenmeler adli tıbbın önemli konularından biri.

Kitapta bu konuyu yalnızca bilimsel açıdan değil, edebiyat ve sanat üzerinden de ele alıyorum.

Madame Bovary ve Agatha Christie'nin eserleri üzerinden zehirler ve zehirlenmeler konusuna bakmak, bilimsel bilgiyi farklı bir perspektifle değerlendirme imkânı sağlıyor.


“HAZ İLE ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR SINIR VAR”

Samuel Beckett, David Carradine, Sade ve Pier Paolo Pasolini gibi isimlerin de kitapta yer almasının nedeni nedir?

Bu isimler üzerinden haz ile ölüm arasındaki sınırı ele alıyorum.

İnsan davranışlarının uç noktaları, ölüm biçimleri ve bunların adli bilimler açısından değerlendirilmesi kitabın önemli başlıklarından biri.

Burada da ayrıntılar belirleyici.


DEXTER'DAN PALU AİLESİ'NE

Kitapta hem popüler kültürden “Dexter” gibi örnekler hem de Türkiye'den Palu Ailesi gibi gerçek vakalar bulunuyor. Bu iki alan arasında nasıl bir bağlantı kuruyorsunuz?

İkisinde de suç ve adalet ilişkisi üzerinden hareket edilebilir.

Dexter, popüler kültürde suç ve adalet kavramlarının nasıl ele alındığını gösteren bir örnek.

Palu Ailesi ise gerçek bir olay üzerinden adli bilimlerin soruşturmalardaki rolünü değerlendirme imkânı sunuyor.

Benim için önemli olan, farklı alanlardan örneklerle adli bilimlerin hayatımızdaki yerini göstermek.


“ADLİ BİLİMLER SADECE LABORATUVARDA DEĞİL”

Kitabınızın genelinde okura vermek istediğiniz temel mesaj nedir?

Adli bilimlerin yalnızca laboratuvar, otopsi masası veya olay yeri incelemesinden ibaret olmadığını göstermek.

Tarih, edebiyat, sinema, sanat ve toplumsal olaylarla da adli bilimler arasında bağlantılar kurulabilir.

Bazen bir cinayetin çözümünde en önemli ayrıntı çok küçük bir izdir.

Bazen de yıllardır herkesin gözünün önünde olan bir ayrıntı fark edilmemiş olabilir.

Bu nedenle ayrıntıya bakmak gerekiyor.


KARİKATÜR VE ADLİ TIP AYNI İNSANDA NASIL BULUŞTU?

Sizin bir başka dikkat çekici yönünüz de karikatürist olmanız. Bilim insanlığı ile karikatüristliği nasıl bir arada yürütüyorsunuz?

Bilimsel çalışmalarımın yanı sıra karikatür de çiziyorum.

Karikatürlerim Gırgır, Limon, Çarşaf, Cumhuriyet, Milliyet, Radikal ve Sabah gibi gazete ve dergilerde yayımlandı.

Kişisel sergiler açtım, ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüller aldım.

Karikatür de aslında ayrıntıyı görme sanatıdır.

Belki de bu nedenle bilimle çizginin aynı noktada buluştuğu alanlar var.

Halen BirGün gazetesinde “Metafor” köşesinde çiziyorum.


“TOPLUMA ADLİ BİLİMLERİ ANLATMAK ÖNEMLİ”

Adli tıp uzmanı olarak televizyon ve medyada da yer alıyorsunuz. Bilim insanının topluma doğrudan ulaşması neden önemli?

Adli tıp ve adli bilimler yalnızca akademik çevrenin konusu değil.

Toplumun da bu alanlarla ilgili doğru bilgiye ulaşması gerekiyor.

Bu nedenle televizyon, görsel medya ve yazılı basın aracılığıyla topluma yönelik programlara katılıyor ve danışmanlık yapıyorum.

HBO Max'te yayımlanan “Palu Ailesi: Karanlık Sarmal” belgeselinde de adli tıp değerlendirmeleri yaptım.

Bilimsel bilginin toplumla buluşmasını önemli buluyorum.


“AYRINTIYI GÖRMEK, GERÇEĞE ULAŞMANIN İLK ADIMI”

Son olarak kitabınızı okuyacaklara ne söylersiniz?

“Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan” yalnızca cinayetleri veya adli vakaları anlatan bir kitap değil.

Okuru izlerin peşine düşmeye davet ediyor.

Bir cesedin, bir kan lekesinin, bir davranışın, bir romanın veya bir sanat eserinin ayrıntısına baktığınızda farklı bağlantılar görebiliyorsunuz.

Çünkü her temas iz bırakıyor. Önemli olan o izi görebilmek ve doğru okuyabilmek.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *