Yazı tarzı
Artık kimse eskisi gibi uzun yazıları okumuyor. Bu eğilim, gelecekte daha da belirginleşecek. Kısa ve öz yazmak, günümüzün en akıllıca yaklaşımı haline geliyor. Ben de yazılarımı bu şekilde sürdürmeyi tercih edeceğim. Özellikle günlük gazete yazıları, ilgi çekmek isteyen yazarlar için uzun olmazsa daha verimli oluyor. Akademik dergilerde bile, insanlar yalnızca ilgilendikleri alanlara yoğunlaşarak okuyorlar. Benim yazı tarzım da bundan sonra kısa ve net olacak.
Milli maç
Biz millet olarak beklentilerimizi çoğu zaman abartıyoruz. Uzun bir aradan sonra tekrar Dünya Kupası elemelerine katılan milli takımımıza büyük sorumluluklar yükledik. Camilerde namaz sonrası düzenlenen programlar, bu abartının en somut örneği oldu. Maç oynandı ve maalesef yenildik. Şimdi ise milli takımın yenilgisi yüzünden derin bir duygusal çöküntü yaşıyoruz. Bu durum, olaylara dengeli bakamama sorunumuzun bir göstergesi. Dünyanın en güçlü takımları arasında yer alan İspanya, nüfusu Ankara’nın Keçiören ilçesinden daha küçük olan bir ülkenin milli takımını yenemiyorsa, bizim yenilmemiz çok normal. Bazen evdeki hesap çarşıya uymuyor. Gelecek maçta da belki kaybedeceğiz; bunu zayıf bir ihtimal olarak görüyorum ama bu ihtimal dışı değil. Önemli olan, Dünya Kupası'na katılmak için gösterdiğimiz azmi, mücadeleyi ve kararlılığı sonuna kadar sürdürmek.
İran savaşı
İnanmakta zorlanıyorum ama İsrail’in Amerika’yı kandırarak başlattığı söylenen İran savaşı sona ermiş gibi görünüyor. İmzalar atılmış, taraflar birçok konuda anlaşmış. Söylenenlere göre, savaş öncesinde zaten açık olan Hürmüz Boğazı tekrar açılmış, daha önce defalarca yok edilen sözde nükleer tesisler yeniden yok edilmiş ve bir daha olmayacakmış. Anlatılanları yersek, biz de söylediklerinize inandık. İnsanlık, bu süreçte öylesine sahtekarlıklar, ikiyüzlülükler ve ahlaksızlıklar gördü ki, olan bitenlere söylenecek tek laf var: Yediğiniz her lokma boğazınızda kalsın ve o boğaz hiç açılmasın. Ben ilahi adaletin bir gün mutlaka tecelli edeceğine, zalimin zulmüyle abad olamayacağına herkesin şahit olacağına inanıyorum.
Belediyeler
Belediyeler, özellikle CHP’li belediyelere yönelik düzenlenen baskınlarla sıkça gündemde. Son iki yılda düzenli olarak bir belediye başkanı gözaltına alınıp tutuklanıyor. En son, uzun yıllar yaşadığım ve gazetecilik yaptığım Silivri’nin CHP’li belediye başkanı, beraberindeki çok sayıda kişiyle birlikte gözaltına alındı. Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu’nu çok iyi tanımıyorum ve bu yüzden değerlendirme yapmayı doğru bulmuyorum. Dileğim, hem Bora Başkan’ın hem de gözaltına alınan arkadaşlarının suçsuzluklarını ispat edip, yeniden güzel Silivri’ye hizmet etmeye devam etmeleri. Bence asıl sorun, belediye başkanlarının yaptıklarından çok, halkın adalete olan güveninin zedelenmesi. Maalesef vatandaşların çoğunluğu yargıya güvenmiyor ve verilen kararların çoğunun siyasi olduğuna inanıyor. Böyle bir ortamda, belediye başkanı gerçekten hırsız olsa bile bu durum halk nazarında etkisiz kalıyor.
Afşin
Doğduğum ilçe, Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesi. Depremde ciddi zarar gören Afşin, uzun bir aradan sonra büyük hizmetlerle adını tekrar duyuruyor. İlçenin belediye başkanı arkadaşım Koray Kıraç. Bu onun ilk dönemi ve tabiri caizse arı gibi çalışıyor. En son yaptığımız görüşmede, ilçenin ve Türkiye’nin önemli dini değerlerinden biri olan Eshab-ı Kehf Mağarası’nın turizm açısından hak ettiği yerde olacağını söylemişti. Bunun için ve birçok konuda büyük bir mücadele veriyor. Rabbim önündeki engelleri kaldırır inşallah. Ben inanıyorum ki Koray Başkan, Afşin için tam da olması gereken bir değer. Açıkça söylüyorum, onun yanındayım ve beni mahcup etmeyeceğine güveniyorum.
