Cazın kraliçesinin ardından...
Bazı sanatçılar vardır; şarkı söylerler. Bazıları vardır; bir döneme damga vururlar. Bir de öyle isimler vardır ki, sesleri zamanın ötesine geçer, nesiller değişse de kalplerde yaşamaya devam eder. Ella Fitzgerald işte tam da böyle bir sanatçıydı.
Bugün onun ölüm yıl dönümü. Aradan geçen yıllara rağmen bir şarkısı radyoda çaldığında ya da bir caz listesinde adına rastladığımızda, sanki eski bir dostun sesi kulağımıza değmiş gibi hissederiz. Çünkü Ella Fitzgerald sadece şarkı söylemiyordu; insanın ruhuna dokunuyordu.
Caz tarihinin en büyük yorumcularından biri olarak kabul edilen Fitzgerald, sesinin berraklığıyla, kusursuz tekniğiyle ve eşsiz doğaçlama yeteneğiyle müziğin sınırlarını genişletti. Ancak onu büyük yapan yalnızca teknik başarısı değildi. Onun sesinde samimiyet vardı. Acıyı da sevinci de umudu da aynı içtenlikle taşıyabiliyordu.
Bugünlerde hayatın telaşı içinde çoğumuz yoruluyoruz. Gürültünün, hızın ve kaygının arasında nefes almakta zorlanıyoruz. İşte tam da böyle zamanlarda Ella Fitzgerald dinlemek insana iyi geliyor. Çünkü onun sesi, müziğin yalnızca eğlence olmadığını; aynı zamanda bir şifa, bir sığınak ve bir teselli olduğunu hatırlatıyor.
Eğer bugüne kadar Ella Fitzgerald dinlemediyseniz, kendinize küçük bir iyilik yapın. "Summertime" yorumunu açın. Ardından "Dream a Little Dream of Me" ve "Misty"yi dinleyin. Ama özellikle "Mack the Knife"ın Berlin konser kaydını mutlaka dinleyin. Şarkının sözlerini unuttuğu anda bile müziği öylesine ustalıkla doğaçlıyor ki, ortaya yalnızca bir performans değil, adeta bir sanat dersi çıkıyor. Bugün bile müzikseverlerin ve caz tutkunlarının hayranlıkla andığı bu kayıt, Fitzgerald'ın neden bir efsane olduğunu tek başına anlatmaya yetiyor.
Ella Fitzgerald'ın şarkılarında insanı yormayan bir zarafet vardır. Gösterişten uzak ama etkileyici; sade ama unutulmaz. Belki de bu yüzden onun sesi onlarca yıl sonra bile eskimiyor. Çünkü gerçek sanat, modaların ötesinde yaşar.
Dünyada savaşlar, krizler, ayrılıklar ve hayal kırıklıkları hiç eksik olmadı. Fakat sanat da hiçbir zaman insanı yalnız bırakmadı. Ella Fitzgerald'ın sesi bunun en güzel örneklerinden biridir. O ses bize hâlâ şunu fısıldıyor: Hayat bazen zor olabilir ama güzel bir şarkı, karanlık bir günü aydınlatmaya yeter.
Bugün Ella Fitzgerald'ı anarken yalnızca büyük bir caz sanatçısını hatırlamıyoruz. Aynı zamanda müziğin iyileştirici gücünü, sanatın insan ruhuna açtığı kapıları ve güzel seslerin ölümden sonra da yaşamaya devam ettiğini hatırlıyoruz.
Bazı insanlar dünyadan ayrılır. Bazı sesler ise sonsuza kadar kalır.
Ella Fitzgerald'ın sesi de onlardan biri...