Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar
Sinemadan edebiyata
15 Nisan 1993’te İstanbul’da doğan Caner Kaldı, sinema ve edebiyat arasında kurduğu güçlü bağ ile dikkat çeken çok yönlü bir sanatçı olarak öne çıkıyor. Yönetmenlik ve senaristlik alanındaki üretimlerini, insan psikolojisi, toplumsal hafıza ve bireysel çatışmalar ekseninde şekillendiren Kaldı, anlatı dilindeki derinliğiyle hem görsel hem de yazınsal dünyada kendine özgü bir yer edinmiş durumda
Mersin Üniversitesi Sinema Bölümü mezunu olan Kaldı, eğitim sürecinin ardından dört yıl boyunca profesyonel düzeyde film okuma ve analiz eğitimlerine katılarak anlatı kuramı, dramaturji ve senaryo yapısı üzerine yoğunlaştı. Bu birikimini bir dönem sinema öğretmeni olarak da paylaşan Kaldı, genç kuşaklara sinemanın anlatı gücünü aktaran isimler arasında yer aldı. Kısa film alanında üretken bir kariyere sahip olan sanatçı, bugüne kadar altı kısa film yazıp yönetti. “Ölüler” (2017) ile 10. Yıldız Kısa Film Festivali’nde gösterim seçkisine girerken, “Sonbahar” (2019) ile 5. Marmaris Film Festivali’nde finalist oldu. 2022 yapımı “Çığlık” adlı kısa filmi ise 23. İzmir Kısa Film Festivali Panorama Bölümü ve 2. Gemlik Film Festivali’nde gösterim başarısı elde etti. Ayrıca “Çığlık” projesiyle ulusal ve uluslararası birçok senaryo yarışmasında finalistlik ve birincilik ödülleri kazanan Kaldı’nın bu başarıları, Kameraarkası.org platformunda da yer alarak dikkat çekti.
Sektörel deneyimi çok yüksek
“Allegoria” (2020) projesinde görüntü yönetmeni olarak görev alan Kaldı, farklı disiplinlerdeki deneyimiyle sinema dilini çeşitlendirdi. 2020 yılında “Şeref Bey” dizisinde kamera asistanı olarak görev alan sanatçı, sektörel deneyimini sahada da pekiştirdi. 2025 yılında hayata geçirdiği “Sessiz Çizgiler” adlı belgesel projesiyle 13. Boğaziçi Film Festivali’nde finalist olan yönetmen, aynı projeyle uluslararası platformlarda da dikkat çekti. 2026 yılında yayımlanan ilk romanı “Bir Evliliğin Ölüm Kokan Gizemi” ile edebiyat dünyasına adım atan Kaldı, psikolojik gerilim türünde kaleme aldığı eseriyle kısa sürede ilgi gördü. Alakarga Yayınları etiketiyle yayımlanan roman, basında geniş yer bulurken, özellikle BirGün Gazetesi’nin kültür-sanat sayfalarında dikkat çekti.
Sinemadaki atmosfer kurma becerisini edebiyata başarıyla taşıyan Caner Kaldı, üretimlerinde karanlık temaları derinlikli bir anlatıyla işleyerek okur ve izleyicisini çarpıcı bir iç yolculuğa davet ediyor. Özgün projeleri, güçlü vizyonu ve çok yönlü sanatsal birikimiyle Kaldı, çağdaş anlatı dünyasında adından söz ettirmeye devam ediyor.
Müzik dünyasında Beycanlar
Müzik dünyasında son dönemde dikkat çeken çıkışlardan biri, Burak, Eyyup ve Yakup’tan oluşan Beycanlar grubunun “Deli Halay” isimli çalışması oldu
Eğlence ve ritim odaklı yapısıyla kısa sürede dijital platformlarda ilgi gören şarkı, özellikle sosyal medya üzerinden yayılan dans videolarıyla birlikte geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Grubun “Deli Halay” adlı parçası, YouTube’da yayınlanmasının ardından kısa sürede hareketlilik oluştururken, izlenme ve etkileşim oranlarıyla da dikkat çekti. Son dönemde müzik sektöründe özellikle enerjisi yüksek, dinleyiciyi harekete geçiren ve eğlence odaklı projelerin yeniden yükselişe geçtiği görülüyor. Kısa video platformlarının etkisiyle birlikte bu tarz şarkılar çok daha hızlı yayılırken, Beycanlar’ın çalışması da bu akımın öne çıkan örnekleri arasında gösteriliyor. Özellikle genç dinleyici kitlesinin yoğun ilgisi, grubun görünürlüğünü kısa sürede artırmış durumda. “Deli Halay”ın yayınlanmasının ardından oluşan etkileşim, sadece dijital platformlarla sınırlı kalmadı. Sosyal medyada paylaşılan performans videoları ve kullanıcı içerikleri, şarkının daha geniş bir kitle tarafından keşfedilmesini sağladı. Bu durum, grubun müzik piyasasında daha güçlü bir yer edinmeye başladığı yönünde yorumlanıyor. Beycanlar üyeleri ise verdikleri kısa değerlendirmelerde, ortaya koydukları işe inandıklarını ve dinleyici ilgisinin kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade ediyor.
Her yerden dinleyicisi var
Özellikle şarkının farklı ülkelerden dinleyicilere ulaşması, müziğin sınır tanımayan yapısına dikkat çeken unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Grup, aynı zamanda yeni projeler üzerinde çalıştıklarını ve önümüzdeki dönemde farklı çalışmalarla dinleyicilerin karşısına çıkmayı planladıklarını belirtiyor. Müzik kulislerinde ise Beycanlar’ın yeni üretim süreci merakla takip ediliyor. Henüz resmi detaylar paylaşılmamış olsa da grubun aktif bir hazırlık içinde olduğu konuşuluyor. Müzik çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, Beycanlar’ın kısa sürede yakaladığı bu çıkışın tesadüf olmadığı, özellikle sosyal medya stratejisi ve müzikal enerji açısından doğru bir noktada konumlandığı yorumları yapılıyor. Eğlence odaklı müziklerin yeniden yükseldiği bir dönemde “Deli Halay”, bu akımın dikkat çeken örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Önümüzdeki süreçte Beycanlar’ın nasıl bir yol haritası çizeceği ve yeni projelerinin müzik piyasasında nasıl bir etki yaratacağı ise şimdiden merak konusu olmaya devam ediyor.
20 yıllık aşka müzikle taç
Sanat ve duygunun en saf haliyle buluştuğu özel bir proje, anlamlı bir gün vesilesiyle müzikseverlerle buluştu. Sanatçı Cüneyt İlhan, 20. evlilik yıldönümünü unutulmaz kılmak için eşine yazdığı şarkıları “Aşk (İnci Tanem’e Şarkılar)” adlı albümde topladı
Bugüne özel olarak yayınlanan albüm, sanatçının eşi Nilgün’e duyduğu sevginin, bağlılığın ve yıllara yayılan duyguların notalara dökülmüş hali olarak dikkat çekiyor. Beş özel eserden oluşan albüm, dinleyicilere hem romantik hem de samimi bir müzikal yolculuk sunuyor. Albümde yer alan parçalar: Beni Sensiz Bırakma, Her Şeyim Oldun, Sevdiğim, Vız Gelir, Doğum Günü. Söz ve müziği tamamen Cüneyt İlhan’a ait olan eserlerin düzenlemesi ise Burak Canözer imzası taşıyor. Sanatçının kendine özgü yorumu ve besteleri, albümü kişisel bir aşk hikâyesinden evrensel bir duyguya dönüştürüyor. 20 yıllık bir evliliğin, sevginin ve sadakatin müzikle anlatıldığı bu özel proje, dinleyicilere sadece şarkılar değil, aynı zamanda gerçek bir aşk hikâyesi sunuyor. Cüneyt İlhan, bu anlamlı çalışmasıyla hem eşine unutulmaz bir hediye veriyor hem de dinleyen herkese “aşk”ın zamansız gücünü hatırlatıyor.
Sağlık turizminde yeni vizyon
Türkiye’de sağlık turizmi alanında son yıllarda dikkat çeken isimlerden biri olan Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı, bilimsel yaklaşımı, saha çalışmaları ve vizyoner projeleriyle hem akademik hem de sektörel düzeyde önemli çalışmalara imza atmaya devam ediyor
Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü (USTE) Danışma Kurulu Üyesi olarak görev yapan Şaylı, Türkiye’nin sağlık turizmindeki potansiyelini ortaya koymaya yönelik kapsamlı projeleriyle öne çıkıyor. Son dönemde özellikle Kastamonu üzerine yürüttüğü saha çalışmalarıyla dikkat çeken Şaylı, bölgenin doğal kaynaklarını, temiz çevresini ve rehabilitasyon odaklı yapısını bilimsel verilerle analiz ederek ilgili bakanlıklara kapsamlı raporlar sundu. Bu çalışmalar kapsamında Nadir Alparslan ve Şuayıp Birinci ile gerçekleştirilen üst düzey görüşmeler, sağlık turizmi politikalarının geliştirilmesi açısından önemli adımlar olarak değerlendirildi. Şaylı’nın çalışmaları yalnızca saha analizleriyle sınırlı değil. “Klimaterapi”, “Longevity turizmi” ve “rakım fizyolojisi” gibi dünya genelinde yükselen sağlık yaklaşımlarını Türkiye’ye entegre etmeye yönelik projeler de yürütüyor. Özellikle doğa temelli iyileşme modelleri, orman terapisi (Shinrin-yoku) ve yüksek irtifa uygulamaları gibi yenilikçi başlıklar, onun çalışmalarında öne çıkan alanlar arasında yer alıyor. Bu kapsamda Türkiye’nin sahip olduğu doğal zenginliklerin sağlık turizmine kazandırılması gerektiğini vurgulayan Şaylı, bilimsel altyapı ile desteklenmeyen projelerin uzun vadede sektöre zarar verebileceğinin de altını çiziyor.
Ortak projeler yönetiliyor
Yaklaşık iki yıl süren Kastamonu çalışmalarını tamamlayan Şaylı, yeni dönemde odağını Nevşehir ve Kapadokya bölgesine çevirmiş durumda. Nevşehir’in benzersiz coğrafyası, mağara yapıları ve doğal atmosferinin sağlık turizmi açısından büyük fırsatlar sunduğunu belirten Şaylı, bölge için “Şifa Haritası” hazırlığına başladıklarını ifade ediyor. Bu proje sürecinde Dr. Fatih Seyran ile birlikte ortak projeler yürüttüklerini de özellikle vurgulayan Şaylı, akademik ve sektörel iş birliklerinin bu alandaki gelişimi hızlandıracağını belirtiyor. Bu kapsamda üniversiteler, kalkınma ajansları ve yerel yönetimlerle iş birlikleri planlanıyor. Aynı zamanda Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü çatısı altında Türkiye genelinde eğitimler, çalıştaylar ve uluslararası iş birlikleri yürüten Şaylı, sağlık turizminin yalnızca tedavi odaklı değil; koruyucu, geliştirici ve yaşam kalitesini artırıcı bir perspektifle ele alınması gerektiğini savunuyor. Ev içi yaşamdan başlayarak günlük hareketlerin omurga sağlığı üzerindeki etkilerine kadar geniş bir yelpazede toplumu bilinçlendiren çalışmalara da imza atan Şaylı, sağlık alanında farkındalık oluşturmayı sürdürüyor. Bilimsel yaklaşımı, gönüllülük esasıyla yürüttüğü projeleri ve Türkiye’yi uluslararası sağlık turizminde üst sıralara taşıma hedefiyle Dr. Fzt. Demet Ensari Şaylı, sektörün geleceğine yön veren isimler arasında yer almaya devam ediyor.
Aşkın küllerinden doğan eser
Müzik dünyasına duygusal derinliği yüksek yeni bir eser kazandıran sanatçı Galip Çağatay, “Sayende” adlı şarkısıyla dinleyicilerle buluştu. Aşkın bitişini, hatıraların ağırlığını ve geride kalan duygusal izleri etkileyici bir dille anlatan eser, sözleri ve melodisiyle dikkat çekiyor
Şarkının sözleri Galip Çağatay’a aitken, müzik Galip Çağatay ve Ayhan Günyıl imzası taşıyor. Aranje çalışması da Ayhan Günyıl tarafından yapıldı. Güçlü bir müzikal ekip tarafından hazırlanan eser, enstrümanların uyumuyla duygusal atmosferini derinleştiriyor. Piyano ve keyboardda İlker Yeter, trombonda Burak Dursun, gitarda Ayhan Günyıl, bas gitarda Mehmet Özen, bateride Gencay Kıymaz ve perküsyonda Mehmet Akatay yer alıyor. Kayıthane Stüdyosu’nda kaydedilen şarkının mix & mastering süreci Koray Püskül tarafından tamamlandı. Klip yönetmenliğini Mustafa Zahit Kahveci üstlenirken, sanat yönetmenliği ve make-up & styling çalışmaları Deniz Simay Arasan tarafından gerçekleştirildi. Klipte ayrıca gitar performansıyla öğrencisi Baran Görceğiz de yer aldı; çekim sürecine Ali Döş destek verdi. Sanatçı, şarkının ortaya çıkışında emeği geçen tüm isimlere teşekkür ederken özellikle aranjör ve yol arkadaşı Ayhan Günyıl’a ayrıca vurgu yaptı. Murat Aziret, Emrah Anul ve tüm müzisyen ekibi de bu teşekkürün içinde yer aldı.Duygusal sözleriyle öne çıkan “Sayende” şu dizelerle dinleyiciye ulaşıyor: “Çiçeğimdin döndün dikenim oldun / Bata bata ölümümün sebebi oldun /Sevdiğimdin döndün düşmanım oldun / Yana yana alevinin dumanı oldum” Aşkın bir zamanlar umut olan yüzünün zamanla nasıl bir vedaya dönüştüğünü anlatan eser, dinleyicide güçlü bir melankoli hissi bırakıyor.
Türk operasının efsane ismi
Türkiye’nin uluslararası alandaki en güçlü opera seslerinden biri olarak gösterilen Tenor Sedat Can Öztoprak, 2026 yılında kariyerinin en önemli sahnelerinden birine Viyana’da çıkmaya hazırlanıyor
Bu özel davet, Türk opera tarihinde uluslararası görünürlüğü en yüksek projelerden biri olarak değerlendiriliyor. Sanatçı, bu önemli davetle ilgili duygularını “Operanın kalbi Viyana’da yabancı bir eserin dünya prömiyerinde başrolde yer almak, bir Türk opera sanatçısı için büyük bir gurur. Türkiye’yi uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmek benim için onur verici” sözleriyle ifade etti. 2026 yılı repertuvarı da oldukça yoğun olan sanatçı; Viyana’da “Carmen” operasında Don José, “Sihirli Flüt”te Tamino, Berlin’de “Gianni Schicchi”de Rinuccio ve İtalya’da “Don Giovanni” operasında Don Ottavio rolleriyle sahne alacak. Aynı yıl içerisinde New York’ta düzenlenen uluslararası bir organizasyonda da ödüle layık görülen Öztoprak, bu başarısıyla kariyerine yeni bir uluslararası unvan daha ekledi.
Ödüllü bir isim
Sanatçı, “New York’tan gelen bu ödül, yıllardır verdiğim emeğin ve ülkem adına taşıdığım sorumluluğun bir karşılığıdır” ifadelerini kullandı. Öztoprak, 12 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen 29. Eurasian Economic Summit Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde de sahne aldı. Dünya genelinde birçok devlet kanalından canlı yayınlanan zirvede performans sergileyen sanatçı, aynı zamanda açılışta İstiklal Marşı’nı seslendirmek üzere yeniden davet aldı. Etkinlik, uluslararası diplomasi ve ekonomi dünyasının önemli isimlerini bir araya getirirken, sanatçının performansı büyük ilgi gördü. Bugüne kadar 100’ün üzerinde ulusal ve uluslararası ödüle layık görülen Tenor Sedat Can Öztoprak; “Yılın En Başarılı Opera Sanatçısı”, “Uluslararası En Başarılı Türk Tenor”, “Türk Operasına Damga Vuran Sanatçı” ve “Cumhuriyetin 100. Yılına Damga Vuran Sanatçı” gibi çok sayıda unvanla anılıyor. Sanatçının başarılarının, Türk opera tarihinde benzeri görülmemiş bir uluslararası görünürlük sağladığı ifade ediliyor. 2026 yılı ayrıca sanatçının yaşamı ve kariyerini konu alan bir kitabın yayımlanmasıyla da dikkat çekiyor.