Arınma
Kayyum Kılıçdaroğlu’nun, iktidarın yargı yoluyla kendisine armağan ettiği genel başkanlığı bırakmaya niyeti yok ki olağanüstü kongreye giderek CHP’deki tartışmaları bitirmek yerine “arınma”dan bahsederek siyasi rakiplerini ihraç etme yolunu seçiyor.
“Ergenekon ve Balyoz” davalarını yaşadık. Yüzlerce yurtseverlerin ordudan uzaklaştırılması için araç olarak kullanılan davalardı bunlar. Arkasında ölümler, intiharlar ve gözyaşları arasında binlerce mağdur yurtsever bırakan bu davaların savcı ve hakimlerinin kimler olduğunu biliyor toplum. Anıtı dikilecek denilenlerin resimleri de kalmadı… Kim, neyi arındırdı?..
CHP’li belediyelere yönelik açılan davaların sonucunu beklemeden arınmadan bahseden Kılıçdaroğlu, bu davaların, yapılacak ilk seçimde iktidarı değiştirmeye aday görünen, halkın umudu olmuş Özgür Özel liderliğindeki CHP’yi seçmenin gözünde umut olmaktan çıkarma girişimleri olarak algılandığını fark edemiyor mu? Yoksa davaları takip etmeyi mi bıraktı? Çöken iddianameleri, etkin pişmanlıktan yararlananların şimdiki pişmanlıkları, Kılıçdaroğlu’na bir şey anlatmıyor mu?
Anadolu insanı ağalık düzeninden çok çekti. Siyasetteki ağalardan da haz almıyor artık. Kendisini yönetecekleri kendinin belirlemesi hakkına saygı gösterilmesini bekliyor. Atananı değil, seçtiğini görmek istiyor başında. Yani anlayacağınız, siyaseten marabalık düzenini kabul etmiyor.
CHP öncelikle dededen milletvekili doğanlardan arınmalı. 13 seçim kaybeden genel başkan ve yöneticilerden arınmalı.
Bana göre siyasetin topyekûn bir arınmaya ihtiyacı var. Bunun için de işe siyasi etik yasasından başlamak gerekir. Siyasetin zenginleşme aracı olmayacağı kanunlarla ortaya konulmalı. Bırakın siyasetçiyi herkes kazancının hesabını vermeli devlete.
Siyasi parti genel başkanlarının “Kral” olmasının önüne geçilmeli. Seçime girecek bütün adaylar siyasi partinin bölgedeki tüm üyelerin katılımıyla belirlenmeli. Siyasi parti genel başkanlarını da o partinin tüm ülkedeki üyeleri seçmeli. İki dönem milletvekilliği yapanlar tekrar aday olmak isterlerse seçim bölgelerinden çıkardıkları milletvekili sayısının sonuna geçmeliler. Arka arkaya iki genel seçimi kaybeden parti yönetimleri görevlerini bırakmalı…
Anlayacağınız, siyaset halkla yapılır. Halka rağmen siyaset olmaz. Seçmende karşılığının kalmadığını görmek istemeyen liderler partilerine zarar vermekten başka bir şey yapamazlar, tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün yaptığı gibi.
Eskiden tembel öğrenciler, ders kitaplarının arasında Tommiks Teksas çizgi roman kitapçıklarını saklarlardı. Anne-babalar, çocuklarının elindeki ders kitabını görünce ders çalıştıklarını sanırlardı. Oysa çocuğun okuduğu ders kitabı değil Tommiks Teksas çizgi romanıydı. CHP’li seçmenler, Kılıçdaroğlu’nun elindeki kitabın arasındaki AKP kitapçığını görüyor artık.
Sayın Kılıçdaroğlu, yolunuzun yanlışlığını görmek İsterseniz Güven Park’tan Anıtkabir’e yürüyenleri tekrar tekrar izleyin…
Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarken Bandırma Vapurunda mürettebat dahil sadece 48 kişi vardı. İzmir'i düşmandan kurtardığı ve Kurtuluş Savaşı'nı zaferle taçlandırdığı 9 Eylül 1922’de ise ardında şanlı Türk ordusu yürüyordu.
CHP mutlaka birilerinden arınmalı. Acaba önce kimden başlamalı dersiniz?..