“Mevzu memleketse söyleyecek sözümüz olacaktır”
Kaldığımız yerden,
Yeniden merhaba!
Bazen insan konuşmaktan çok susmayı tercih eder. Ben ise hiçbir zaman bildiğini, gördüğünü ve düşündüğünü paylaşmaktan uzak duran biri olamadım. Ancak hayatın, iş dünyasının ve üstlendiğim sorumlulukların getirdiği nedenlerle köşe yazılarıma uzun bir süre ara vermek zorunda kaldım.
Bu süre zarfında kalemimden hiç kopmadım. “Aşiretler ve Göç” isimli kitabımı yayımlayarak, ülkemizin sosyolojik gerçeklerinden biri olan ‘Aşiret’ olgusunun yanlış bilinen yönlerine ışık tutmaya çalıştım. Aynı zamanda, insanlık tarihinin en önemli olgularından biri ve bana göre dünyanın en büyük zenginliklerinden biri olan ‘Göç’ ü farklı boyutlarıyla araştırdım. Hâlen ikinci kitabım üzerinde çalışmalarımı sürdürüyorum.
Bugün ise yaşadığımız gelişmeler, toplumun değişen ihtiyaçları ve ortak geleceğimize dair taşıdığım sorumluluk duygusu bana yeniden kaleme sarılmam gerektiğini hatırlattı.
Bu köşede siyaseti sadece siyaset olsun diye değil, insanımıza olan etkisi üzerinden değerlendireceğim. Ekonomiyi rakamların ötesinde; vatandaşın sofrasına, iş dünyasına ve günlük hayatına yansımasıyla ele alacağım. Yerel yönetimleri, yatırımları, sosyal hayatı ve ülkemizin geleceğini; yapıcı, çözüm odaklı ve hakkaniyeti önceleyen bir bakış açısıyla değerlendirmeye gayret edeceğim.
Amacım, hiç kimsenin sözcüsü olmak değil; toplumun ortak sesine kulak vermektir. Eleştirirken çözüm öneren, doğru yapılanı ise hakkını teslim ederek takdir eden bir anlayışla yazacağım. Çünkü inanıyorum ki güçlü toplumlar; konuşabilen, tartışabilen, farklı görüşleri dinleyebilen ve ortak akıl üretebilen toplumlardır.
Yıllar sonra yeniden sizlerle buluşmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyorum. Dileğim; Mevzu’nun sadece gündemi yorumlayan bir köşe değil, aynı zamanda fikirlerin olgunlaştığı, çözümün üretildiği, sağduyunun ve ortak vicdanın sesi olan bir buluşma noktası hâline gelmesidir.