Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
7°
Ara

Biz de bilirdik memleketimizde yaşamasını

YAYINLAMA:
Biz de bilirdik memleketimizde yaşamasını

Ülkemizde 1980'li yıllardan itibaren ekonomik sebeplerden dolayı başlayan köylerden büyük şehirlere yaşanan göç, kent yaşamında yaşanan uyum sorunu yanında parçalanan Ailelerin trajedisi halen devam ediyor. Özellikle Anadolu'da köylerde yaşayan yaşlı insanlar çocukları ve torunları ile sadece telefon ile iletişim kurmak onları derinden üzmekte olduğu görülüyor.

En fazla göç veren illerin başında gelen Kars ve Ardahan nüfusunun % 80'ni büyükşehirlerde ve Avrupa'da yaşıyorlar. Nüfusun büyük çoğunluğu doğdukları yerleri ve Ailelerini bırakıp bilmedikleri şehirlere çalışmak için gitmişler. Bu duruma tek kelime ile anlatmak istesek ''Çaresizlik'' diyebiliriz. Çünkü ülkemizde Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Doğu Anadolu illeri yeterli yatırım alamamıştır. Ekonomik sorunlar ve artan nüfus ile birlikte tek bir çare kalıyor. Daha iyi bir hayat için ve çalışmak için batıya göç etmek seçeneği kalıyor.

1990 yıllarında Ardahan Göle ilçesinden İstanbul'a gitmek isteyenlerin kullandığı eski Göle otogarı halla oradan geçerken içim burkuluyor. Göle otogarında çocuklarını yolcu etmeye gelen Annelerin ağlamaları içimi yakıyordu. Çalışmak için 16-18 yaşlarındaki gençler arkalarını çocukluğunu ve çalışmak için geçirecekleri gençliklerin farkında olup durumu sineye çekmeleri ayrı bir trajedi olarak görülebilir.

Ben 15 yaşımda ortaokul eğitimini bitirdikten sonra tek başıma Ailemi bırakıp İstanbul'a geldim. Lise eğitimi için çalıştığım yerin muhasebecisini veli olarak götürüp kaydımı yaptırdım. Üniversite sınavı olacağı günün akşamı işte çalışıyordum. Yatacak yerim olmadığı için mecburen yatacak yer veren otelde çalışıp okudum. Zaman geçti ekonomik durumum düzeldi. Çok istediğim gazetecilik mesleği yapıyorum. Ama geride bıraktığım yarım kalmış çocukluk, doyunca yaşanmamış gençlik ve köyde bıraktığım Ailem olarak bir geçmiş bıraktım. İnsanın çocukluğu anavatanıdır. İyi ve başarılı yetişkin bir insan olmak için herkesin çocukluğunu Ailesi yanında doyasıya yaşamalıdır diye düşünüyorum.

Herkesin kendine göre bir yaşam hikayesi veya bir başarı hikayesi vardır. Büyük Şehirlerde yaşayanların istisnasız büyük bir kısmının Aileleri o şehre göç edip gelmiştir. Şehirde yaşayanlar ise birinci kuşak ve ikinci kuşak çocukları veya torunları olarak kendini tanıtırlar. İnsanlar nerede yaşarsa yaşasın, ister köyde ister şehirde ama bazen arkasına bakıp ”Neredengeldim” diye bakması lazım. İnsanların hayatlarındaki başarıları için özgüven çok önemlidir. Bir arkadaşımın özgüven için söylediği çok güzel bir sözü aklımda her zaman yer edinmiştir. ”Bir insanın özgüvenin tam olması için babasının kapısına diktiği ağaca sırtını verip oturması gerekir” demişti. Yani kişi Ailesinin arkasında olduğunu görüp ve uzun süre göç etmeyen ve bir yerlere gidip gelmeyen, bir Ailenin kalıcı olduğuna olan kişinin inancı onun girişimci ruhunda önemli etkileri olup daha başarılı bir kişiliğe sahip olmasını sağlayacaktır.

Yaşadığımız şehirlerde en fazla birbirimize sorduğumuz sorular başında ”Neden bu şehre geldin? veya ” Neden memleketinde yaşamadın? diye cevabı aslında belli olan sorular ile muhatap oluruz. Aslında bizde bilirdik memleketimizde yaşamasını, bizde bilirdik çocuk yaşta çalışmak yerine memleketimizde sevdiklerimizle beraber yaşamasını, bizde isterdik memleketimizin dağlarında gezip koşmayı, bizde bilirdik genç yaşlarda ayrılmak zorunda kaldığımız sevdiğimiz dostlarımızla ve akrabalarımızla yaşamasını, bizde bilirdik daha önce hiç görmediğimiz şehirlerde trafik çilesi içinde zaman geçirmek yerine memleketimizde yeşillikler ve binlerce çiçek içinde kuş sesleri içinde yaşamasını. Bizde bilirdik gözlerimizi kapatıp son nefesimizi memleketimizde vermeyi. Coğrafya keder mi bilemiyorum. Bazen artık yaşlı biri olduğunuzu hatırlayıp, gömülmek için doğduğunuz topraklarla buluşacak günü bekliyorsunuz.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *