Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
10°
Ara

En azından biri farkında

YAYINLAMA:
En azından biri farkında

Önceki gün Gazete Damga’yı ziyaret eden AK Parti İstanbul Milletvekili Seyithan İzsiz, mesai arkadaşlarımızla kahvaltıda bir araya geldi. Ardından Gazete Damga İmtiyaz Sahibi Mehmet Mert’e gündeme dair açıklamalarda bulundu.
 

Röportajda dikkat çeken başlıklar vardı. İzsiz, “Sayın Kılıçdaroğlu da benim Cumhuriyet Halk Partisi listelerinde olmamı çok arzuladı” dedi. 2026 yılı içinde emeklilerin kök maaşlarına zam gelebileceğini öngördüğünü söyledi. “Bugünlere gelirken milletin içinden geldik. Parklarda yattık, ekmek arası simit yedik” sözleriyle de sahadan kopmadığını anlattı.
 

Ama bence en önemli cümlesi şuydu:


“Hiç kelimeyi eğip bükmeye gerek yok. Özellikle emeklilerimiz özelinde bizim mutlak surette ekonomik manada vatandaşımıza dokunmamız lazım.”


Evet, mesele tam da bu.


Bugün emekli zor durumda. Asgari ücretli zor durumda. İşsizler hayatın en ağır yükünü omuzlarında taşıyor. Pazara çıkan, markete giren, kirayı düşünen herkes aynı gerçekle yüzleşiyor: Gelir yetmiyor.
 

İktidar kanadından zaman zaman ekonomiye dair pembe tablolar çiziliyor. “Program işliyor”, “sabır gerekiyor”, “enflasyon düşecek” deniliyor. Bunlar elbette söylenebilir. Ama ekonominin rakamları varsa, vatandaşın da mutfağı var.


O mutfakta tencere kaynıyor mu, kaynamıyor mu? Asıl mesele budur.


İzsiz’in sözlerini bu yüzden önemsiyorum. Çünkü sahada olan bir siyasetçi sokağın sesini duymak zorundadır. Düğüne giden, cenazeye katılan, pazara çıkan, esnafla oturan bir milletvekili eğer gerçekten dinliyorsa bu tabloyu görmemesi mümkün değildir.


Emekli sadece zam beklemiyor, insanca yaşamak istiyor. Asgari ücretli biraz nefes almak istiyor. İşsiz ise umudunu kaybetmemek için direniyor.


İzsiz’in “vatandaşa dokunmak lazım” sözü, aslında AK Parti’nin sahada en çok duyması gereken uyarıdır. Bu sadece emekli meselesi değil, toplumun geniş kesimlerinin alım gücü meselesidir.
 

Ben bu röportajda şunu gördüm: AK Parti’de en azından biri olan bitenin farkında. Eğmeden bükmeden “vatandaşa dokunmak lazım” diyebiliyor.
 

Bu önemli ama yeterli değil. Çünkü vatandaş artık sadece farkında olunmasını değil, çözüm istiyor. Emekli maaşında, asgari ücrette, işsizlikle mücadelede ve hayat pahalılığı karşısında somut adım bekliyor. Şimdi mesele, bu farkındalığın icraata dönüşüp dönüşmeyeceğidir.


Çünkü bu ülkede artık en büyük gerçek şudur: Vatandaş geçinemiyor. Bunu kim görür, kim söyler, kim çözüm için adım atarsa, halk da onu görür.


İşçinin baretinin yanında durmak


Son bir dipnot da buraya düşelim.


Sayın İzsiz, düğünlerde ve cenazelerde vatandaşın yanında olduğunu söylüyor. Bu elbette kıymetli. Ancak vatandaş sadece düğünde, cenazede değil; hakkını ararken de yanında siyasetçi görmek istiyor.
 

Maaşını, tazminatını ve özlük haklarını almak için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçileri, Çatalca’da aylarca direnen Polonez işçileri, Soma’dan Ankara’ya sesini duyurmaya çalışan Fernas işçileri bunun en açık örnekleri.


Naçizane tavsiyem şudur: Sayın İzsiz gibi sahada karşılığı olan siyasetçiler, sadece davetlerde değil, emeği için direnen işçinin yanında da daha görünür olmalı.


Zira Doruk Madencilik işçilerinin sorunu çözüme kavuştuysa bunda kamuoyunun, dayanışmanın ve siyasetin ilgisinin payı büyük.


Çünkü bazen bir düğüne gitmek değil, bir işçinin baretinin yanında durmak daha büyük ‘İz’ bırakır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *