Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
14°
Ara

Bakırköy'de hizmet gösterisi: Gerçekler ve algı arasında

YAYINLAMA:
Bakırköy'de hizmet gösterisi: Gerçekler ve algı arasında

Gitmeli miydim? Evet, çünkü sorumluluk var

Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu bugün “hizmet dolu iki yıl” lansmanını gerçekleştirdi. Açıkçası programa gidip gitmeme konusunda kararsızdım. Bir pazar günümü buna ayırmaya değer mi diye düşündüm. Ancak yaklaşık 17 yıldır Bakırköy’e dair bana sorulan hiçbir soruya yalan yanlış cevap vermemiş, bilmemenin yanı sıra emin olmadığım konuda konuşmamış biri olarak, “Orada mıydın?” sorusuna net bir “Evet” diyebilmek ve doğruyu aktarma sorumluluğuyla programa katıldım.

Salon ne söylüyor? Katılım gerçeği

Salona baktığımda katılımcı profilinin büyük çoğunluğunun Cumhuriyet Halk Partisi üyeleri, belediye personeli, başkan yardımcıları, müdürler ve dört muhtardan oluştuğunu gördüm. Sivil toplum temsilcileri yok denecek kadar azdı, Kent Konseyi ise yoktu. Protokol adına dikkat çeken tek isim CHP İl Kadın Kolu Başkanı Hatice Selli Dursun’du. Onun da zaten bir Bakırköylü olarak orada bulunması şaşırtıcı değildi. Bu tabloya bakınca “protokol katılımı yoktu” demek abartı olmayacaktır.

Mesaj mı, mizah mı?

Başkan Ovalıoğlu sahneye alkışlarla çıktı ve konuşmasına Ekrem İmamoğlu’nu cezaevinde ziyaret ettiğini söyleyerek başladı. İmamoğlu’nun kendisine ve ekibine teşekkür ettiğini aktarması ise, salondaki tablo ile birlikte düşünüldüğünde ironikti.

İmar ve ruhsat: Söylenen ile yaşanan aynı mı?

Başkanımız  25 yıldır bekleyen imar planlarının hayata geçtiğini ve inşaat ruhsatlarının en geç 1,5 ayda verildiğini söyledi. Ancak sahadaki gerçeklik bambaşka. Vatandaşın en temel sorunu yıkılan binalar ve alınamayan ruhsatlar. Hızlı tarama sisteminin artık belediye bünyesinde yapılmaya başlandığı anlatıldı ama yıkım sonrası sürecin nasıl yönetileceğine dair tek kelime edilmedi.

Boş koltuklar, dolu ekranlar

Temel atma törenine de bizzat katıldığım ve o dönem AKM’ye alternatif olarak bir ilçe belediyesinin büyük hizmeti olarak gördüğüm 1054 kişilik Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nin üst katı tamamen boştu. Büyük ekranlarla kalabalık bir izlenim oluşturulmaya çalışılsa da gerçek katılım bunu karşılamadı. Bu tablo ister istemez benim gibi belki de pek çok kişinin kafasında şu soruyu doğurdu: Gösteriş mi, ihtiyaç mı? 

Dün eylem, bugün salon

Yakın zamana kadar maaşları için eylem yapan sendikaların bugün salonda yer alması dikkat çekiciydi. Özellikle günlerdir tazminat ve ücret talepleriyle açlık grevi başlatan maden işçilerine zahmet buyurup günler sonra gelen tepkiler üzerine destek veren DİSK,in ve Belediye-İş Sendikası’nın lansmana katılması, “dün eylemde bugün salonda” dedirtti.

Müjde diye sunulanlar: Gerçekten yeni mi?

Başkan Ovalıoğlu 14 Haziran’da Florya sahilinde yapılacak ‘müjde’ verdi Bakırköylülere. Ne yapılacakmış diye soranlara ‘Triatlon yarışları’ Bu yarışlar Türkiye Triatlon Federasyonu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile denize nazır Beykoz, Küçüksu ve Kavacık civarında her yıl yapılan bir organizasyondur ve bu güne kadar sahil kasabası olan Bakırköyde yapılmaması bir eksikliktir. Yani Ayşegül Ovalıoğlu var diye bu organizasyon yapılmayacak ve dolayısı ile hizmet gibi sunulması gerçeklikle bağdaşmayan söylem olarak hafızalara kazınmıştır.

Kartaltepe’deki huzurevinin Gündüz Yaşlı Bakım Evi, bir nevi “yaşlı kreşi” mantığı ile yapılacağı zaten biliniyordu; ancak bu projenin şartlı bağış kapsamında İstanbul Dünya Ticaret Merkezi tarafından yapılacağı lansmanda söylenmedi. Bu proje Ocak Ayı meclis toplantısında tüm siyasi partilerin oy birliği ile kabul edilmişti. Dolayısı ile yeni değil, yeniden sunum oldu ama buna da neyse.

Bilime rağmenİki saatlik konuşma

Programın en dikkat çekici yönlerinden biri de süresiydi. Başkan yaklaşık iki saat konuştu. Oysa kendisinin de bir beyin cerrahı olduğu düşünülürse, sağlıklı bir yetişkinin odaklanarak etkin dinleme süresinin 20–30 dakika olduğu bilinir. Bu sürenin ardından dikkat dağılır, verim düşer. Dolayısıyla iki saatlik bir konuşma, bir noktadan sonra dinleyici için yorucu ve hatta eziyete dönüşebilir. Bunu en iyi bilmesi gereken kişi de beyin cerrahi başkanımızın bizzat kendisiyken, açık bir iletişim hatasını tercih etmesi en azından beni şaşırttı.

Yeni mi, yeniden mi?

Anlatılan hizmetlerin önemli bir kısmı da mevcut yapıların isim ve işlev değişikliğinden ibaretti. Örneğin BAKGEM’in gençlik merkezine, Ataköylüler Evi’nin emekliler evine dönüştürülmesi… Yani bunları Bakırköylüler zaten biliyor Sayın Başkanım. Salondakilerin çoğunluğu Bakırköylü olduğuna göre anlattıklarınızın karşılığı belkide sizinle birlikte göreve gelenlerde var ama oy aldığınız yerelde yok. Bunlara yeni yatırım değil, yeniden etiketleme olarak bakılıyor bilginize. Buna rağmen “Artık yürümüyoruz, koşuyoruz” söyleminizin sahada karşılığı üzgünüm ama maalesef yok. 

Bitmeyen vaatler

Yunus Emre Kültür Merkezi ve Botanik Park gibi bahsedilen projeler de zaten var olan ve  daha önce de “yapılacak” denilen bakıma muhtaç alanlar. 2025 Mayıs ayı, yani bundan tam bir yıl önceki meclis toplantısının videosu izlenirse sayın başkanımızın Botanik  Parkla ilgili bütçe ayırdıklarını söylemesi ve buna rağmen Nisan 2026’da aynı şeyi söyleyip alkışlanması katılımcların nezaketi diye düşünüyorum. Aynı şeylerin bugün yeniden anlatılması başarı değil, gecikmedir.

Birde Fahri Korutürk ve Ebuziya caddelerinin “prestij cadde” yapılacağı da açıklanan projeler arasındaydı. Prestij Cadde üzerindeki sallansa yıkılacak binalar ve binalarda görüntü kirliliğinde zirve yapan asılı tabelalar ne olacak doğrusu bilemedim. 

Sahne, çanta ve fotoğraf

Programın sonunda katılımcılara, yapılan sunumun görsellerinden oluşan bir kitapçık, çikolata ve not defterinden oluşan bez çantalar dağıtıldı. Ardından toplu fotoğraf çekimi için sahneye davet yapıldı. Burada en dikkat çekici anlardan biri de, yapıldığı söylenen hizmetlerde (!) hiçbir emeklerinin olmadığını, herkese teşekkür edilirken adlarının dahi anılmamasından anladığımız sevgili meclis üyelerimizin bazılarının fotoğraf karesine girmek için attığı depardı. Başkanımız  hizmette sınır tanımayıp artık  'yürümüyoruz koşuyoruz' söyleminin vücut bulmuş halini sağolsun pek muhterem meclis üyelerimiz gösterdi.

Belkide o pek kıymetli meclis üyelerimiz ‘Olsun bizim başkanımız genel başkanımıza dahi teşekkür etmedi. Zaten İmamoğlu resimleriyle doldurduğu sunumunda Özgür Özel’in ne adını ne de fotosunu kullanmadı’ diyerek kendilerine haklı bir gerekçe bulmuştur. 

Eleştiriye tahammül meselesi

Program çıkışında ise benim için günün en çarpıcı anı yaşandı. Yaklaşık 75 yaşlarında bir amcanın birazda bana bakarak bir gazeteci aradığını fark ettim. Buyur amca diyince’ “Sen Selvi Sarıtaç mısın?” diye sordu. “Evet” dedim. Ardından yazılarımla Bakırköy’e zarar verdiğimi el kol hareketleri de yaparak yüksek sesle söyledi. Belki de kendisine destek verecek birileri olur diye yükseldi ama amca söylendiğiyle kaldı. Kendisine, “Yazdıklarımdan rahatsızsanız hemen iki adım ötede adliyeye gidip şikayetçi olun” dedim hiç uzatmadan. Amca bir iki bağıracak havasına girdi ama komut aldığı her kim ise sanırım uzaktan işaret etti ki uzatmadan çekti gitti. Amcanın arkasından giden kişiyi de gördüm bu arada ama neyse diyelim ve devam edelim. 

Asıl sorun ne?

Bakırköy’e zarar veren şey eleştiri değil; eleştiriden rahatsız olan anlayıştır. Sormayan, sorgulamayan, sorgulatmayan, kraldan çok kralcı reflekslerdir asıl Bakırköy’e zarar veren…  

SON SÖZ 

Yazımın sonunu yazdıklarımı takip edip, Bakırköy'e zarar verdiğimi söyleyen, meydana çıkınca 'Bize soran sorgulayan insanlar lazım' diye naralar atan o pek sevgili amca ve  amcagillere  seslenerek bitireyim. Madem yazılarımı takip ediyor ve rahatsız oluyorsun, sana bir önerim var saygıdeğer büyüğüm: Bana gelmeden önce, aynı soruları gidip Belediye Başkanımız Ayşegül Ovalıoğlu’na “Bu eleştiriler varsa neden çözüm yok?. Bu yazılanları ben okuyup sinirleniyorum, sen neden cevap vermiyorsun” diye sor. Belki o zaman anlamlı bir cevap bulabilir, Bakırköy’e faydalı olabilirsin…

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *