Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından çalışanların ekonomik güvenceye sahip olmasının önemine dikkat çekildi. Akarken, “Beklentimiz; çalışanı belirsizliğe sürükleyen formüller değil, emeği esas alan, adil, güvenceli ve öngörülebilir bir ücret sistemidir” dedi.
ÜCRET SİSTEMİ SAĞLIKÇILARI BELİRSİZLİĞE SÜRÜKLÜYOR
Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının gelirlerinde önemli yer tutan teşvik ve ek ödeme sistemlerinin giderek daha karmaşık hale geldiğini belirten Akarken, çalışanların ne kadar gelir elde edeceğini öngörmekte zorlandığını söyledi. Kurum ve bireysel hedef katsayıları gibi uygulamaların ücret sistemini daha da karmaşıklaştırdığını ifade eden Akarken, temel gelirin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Akarken, sağlık çalışanlarının büyük sorumluluk taşımasına rağmen emeklerinin karşılığını karmaşık formüller içerisinde aramak zorunda kaldığını belirtti. Teşvik ve ödeme modellerinin sadeleştirilmesini isteyen Akarken, çalışanların gelirlerinin daha adil ve öngörülebilir hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.
SAĞLIK ÇALIŞANI İÇİN EMEKLİLİKTE GELİR KAYBI BÜYÜYOR
Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının bir diğer önemli sorununun ise emeklilik döneminde yaşanan gelir kaybı olduğunu belirten Akarken, ek ödemelerin prime esas kazanca tam olarak yansımamasının uzun vadede çalışanların aleyhine sonuçlar doğurduğunu söyledi. Çalışırken alınan maaş ile emekli aylığı arasındaki farkın giderek büyüdüğünü ifade eden Akarken, çalışanların yalnızca bugününün değil geleceğinin de güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Aile hekimliği uzmanlarının da uzmanlık eğitimi ve üstlendikleri sorumlulukla orantılı bir ödeme sistemine ihtiyaç duyduğunu belirten Akarken, sosyal hizmet çalışanlarının 24 saat esaslı çalışma düzeninde yaşadığı hak kayıplarına da dikkat çekti.
REFAH PAYI UYGULAMASI ŞART
Temmuz 2026 enflasyon verilerinin ardından memur ve emeklilerin zam beklentilerinin yeniden gündeme geldiğini hatırlatan Akarken, yalnızca enflasyon farkının yeterli olmayacağını söyledi. Akarken, “Enflasyon farkı yeni bir kazanım değil, geçmiş dönemde yaşanan kaybın telafisidir. Kamu çalışanlarının yaşam koşullarını dikkate alan refah payı uygulamasına ihtiyaç vardır” dedi.
4 temel başlık var
Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının karşı karşıya olduğu sorunların geçici düzenlemelerle değil, kalıcı bir ücret ve özlük hakları reformuyla çözülmesi gerektiğini belirterek; teşvik ek ödemeleri, aile hekimliği uzmanlarının ödeme sistemi, emekliliğe esas kazançlar ve enflasyon karşısında yaşanan kayıplar olmak üzere dört temel başlıkta değerlendirmelerde bulundu.
Aile hekimliğinde sıkıntı çok
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinde aile hekimliği uzmanlarının kritik rol üstlendiğini belirten Akarken, uzmanlık eğitiminin mevcut ödeme sisteminde yeterince karşılık bulmadığını ifade etti. Aile hekimliği uzmanlarının kronik hastalıkların takibi, koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, gereksiz hastane başvurularının azaltılması ve etkili sevk sisteminin oluşturulmasında önemli sorumluluk taşıdığını belirten Akarken, ödeme politikalarının bu sorumluluğu dikkate alması gerektiğini belirterek, “Aile hekimliği uzmanlığı yalnızca bir unvan olarak görülmemeli. Yıllar süren uzmanlık eğitimi, üstlenilen sorumluluk ve toplum sağlığına yapılan katkı ödeme sisteminde mutlaka karşılığını bulmalıdır. Sağlık hizmetlerinin güçlenmesi, uzmanlığı değersizleştirerek değil; emeği ve eğitimi ödüllendirerek mümkün olabilir.” diye konuştu.