AK Parti MKYK üyesi ve İstanbul Milletvekili Seyithan İzsiz Damga Gazetesi'ni ziyaret etti. Damga Gazetesi çalışanları ile kahvaltıda bir araya gelen İzsiz, ardından Mehmet Mert'in moderatörlüğünde DAMGA TV'nin de canlı yayın konuğu oldu. İzsiz, erken seçim tartışmalarından, Esenyurt'un yerel gündemine, İYİ Parti'den AK Parti'ye geçiş sürecine kadar samimi açıklamarda bulundu.
Ahlaktan ayrılmayacağız
Yoğun bir çalışma temponuz var. Gün içinde sizi çok farklı programlarda görebiliyoruz. Bu enerjiyi nereden alıyorsunuz?
Sayın Cumhurbaşkanımız bana, “Seyithan, bak çok çalışmamız lazım” dediklerinde ben kendilerine, “Sayın Cumhurbaşkanım, müsterih olun ve lütfen şundan emin olun ki ben sahada en yoğun çalışan arkadaşınız olacağım” dedim. Bu şundan kaynaklıydı: Çünkü ben Büyükçekmece kökenli bir siyasetçiyim. Hatırlarsanız eski Büyükçekmece’de bir ilçe merkezi ve 9 belde belediyesi vardı. Sonra 2008 Büyükşehir Yasası’ndan sonra üç ilçe buradan çıktı. Bu üç ilçeye de çok hâkim olan bir arkadaşınızım. Esenyurt, Beylikdüzü, Büyükçekmece; Bahçeşehir’in bir kısmı da Başakşehir’e katıldı. Hem milletimize olan aşkımız, milletimize olan sevdamız, bölge insanımıza olan vefa duygumuz; insanımıza doğulu batılı demeden, rengine, ırkına bakmadan hizmet üretme gereksinimimiz var. Bununla birlikte zaten AK Parti iktidarının kuruluşundan bugüne kadar çarşıda, pazarda, sokakta, hanede olan siyasetin sahada tekrardan hâkim olması gerekiyordu. Bunun için de ben Sayın Cumhurbaşkanımıza bunun belki de en önemli, en değerli örneklerinden biri olacağıma dair hem söz verdim hem de bir milletvekili olarak zaten milletinvekilinin sürekli milletin içerisinde olması lazım. Tevazudan, hedeften, ahlaktan asla ayrılmadan ve milletin hizmetkârı olduğu doğrusuyla her daim milletin içerisinde olması lazım. Çarşıdan, pazardan eksik olmaması lazım. Düğünlerden, taziyelerden eksik olmaması lazım. Bununla birlikte memlekete dair de projeler üretmesi lazım. Yani varsa aksayan bir durumu Meclis’e taşıması lazım. Varsa bir güzelliği de elbette halkı bundan mutlaka haberdar etmek lazım. Naçizane bunun gereğini yapmaya gayret ediyorum.
Cumhurbaşkanımızın beklentisi normal
Bir rivayet odur ki Sayın Erdoğan size görev vermiş. “Seyithan, git Esenyurt için çalış” dedi mi?
Sayın Cumhurbaşkanımızın hepimize verdiği görev var. Sayın Cumhurbaşkanımız her toplantı öncesi, “Çarşıdan, pazardan, sokaktan eksik olmayacaksınız. Tevazunuzdan, edebinizden ayrılmayacaksınız ve AK Parti teşkilat kültürünün gerekliliğini sahada yansıtacaksınız” diye buyuruyor. Bu hâlde her birimizin de kendisini sorumluluk makamında hissetmesi gerekir. Her bir arkadaşımız; belediye başkanıdır, milletvekilidir, bakandır, il başkanıdır, ilçe başkanıdır... Elbette bunu, teşkilatına güzel örnek olması bakımından sahada zaten icra etmesi lazım. Bu itibarla, benim bölge hâkimiyetimden ötürü Sayın Cumhurbaşkanımızın özellikle bölgemizle alakalı; hem aktif hem hiperaktif yapımdan kaynaklı, hatta teşkilat kökeninden gelmemden de kaynaklı elbette benden beklentilerinin olması son derece normal. Dolayısıyla ben de Sayın Cumhurbaşkanımıza layık olmaya, buna iyi bir yol arkadaşlığı yapmaya ve bütün teşkilat mensuplarımıza güzel bir örnek olmaya gayret ediyorum.
Akşener'e AK Parti'liyim dedim
İYİ Parti'den AK Parti'ye geçiş süreciniz çok konuşulmuştu. Bununla ilgili eklemek istedikleriniz var mı?
Ben doğrusu siz ve birtakım ortamlarda kimi arkadaşlarınız sormadıkça bu mevzuya girmiyorum. Girmeyi doğru bulmuyorum. Şu manada: İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Akşener, 2023 seçimlerine iki yıl kala, yani 2021’den itibaren… Hatırlarsanız biz Turgut Özal Stadı’nda bir iftar yemeği vermiştik. O iftar yemeğinde yaklaşık 50 bin insan vardı. Hemen bir gün sonra bir danışmanı bana ulaşmıştı. Sayın Akşener’in danışmanı olarak kendisini tanıtmıştı. Hanımefendinin de benimle tanışmak istediğini ifade etmişlerdi. Ben de kendilerine elbette bir devlet büyüğümüzün davetine icabet edeceğimi ve en nihayetinde bundan keyif alacağımı ifade etmiştim. İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Akşener’i Kısıklı’daki konutunda ziyaret etmiştim. Daha sonra sağ olsunlar, bizi evimizde iki defa şereflendirmişlerdi. Geçen bu iki yıl içerisinde Sayın Akşener her buluşmamızda beni İYİ Parti’ye davet etmişti. Ama ben de her buluşmamızda, “Efendim, ben AK Partiliyim. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızı çok seviyorum ve ben Sayın Cumhurbaşkanımıza olan sevgimden dolayı siyaset yapmaya başladım. AK Parti’nin kuruluşundan bugüne kadar tüm kademelerinde, tüm noktalarında görev aldım. En nihayetinde yeniden eğer ben siyaseti aktif olarak yapacak isem AK Parti’nin bir mensubu olarak parlamentoda olmayı arzu ediyorum” demişimdir. Ama en nihayetinde kendileri şunu söylemişlerdi: “Seyithancığım…” diye bana zaten seslenir. Ben de kendilerine bir annem gözüyle bakarım ve çok severim kendilerini. Demişti ki: “Seyithancığım, bizim Doğu ve Güneydoğu seçmenimize yönelik, yani İstanbul 3. bölgede ciddi bir noksanlığımızı görüyoruz. Dolayısıyla da bu konuda bize çok güç katacağına inanıyoruz. Ayrıca mesleki kariyerini de inceledik. Kendi bölgemde, özellikle kendi sektöründe çok aktif olduğunu gördük. Bize büyük değer katacağını düşünüyoruz.” demişti. Günün sonunda ben kendilerine, “Efendim, ben son ana kadar AK Parti’nin bir mensubu olarak parlamentoya gitmek adına bunu zorlayacağım Sayın Genel Başkanım” demiştim. Son haftaya girilirken bunun çok mümkün olmayacağını gördüm ve bunun üzerine kendilerini aradım. “Efendim, eğer teklifiniz hâlâ geçerli ise ben hayırlısıyla inşallah geliyorum” dedim. Bu arada bir dipnot: Bu iki yıl içerisinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Beyefendi de hanemizi şereflendirdiler. Sayın Kılıçdaroğlu da benim Cumhuriyet Halk Partisi listelerinde olmamı çok arzuladılar ama en nihayetinde ben AK Partili olduğumu her fırsatta kendilerine de seslendirdim. Bu itibarla şuraya geliyorum: Sayın Akşener’in bu düşüncesinde ne kadar haklı olduğunu seçim sonuçları zaten gösterdi. O dönem İstanbul 3. Bölge'de, parlamentoda bulunan, milletvekili kaybetmeyen ve sayısal olarak oyunu artıran tek parti İYİ Parti’dir.
Emeğim helali hoş olsun
Hala İYİ Parti'den istifa etmeniz ile ilgili eleştiriler almanızı nasıl yorumluyorsunuz?
Sizin vasıtanızla bugüne kadar hiç seslendirmediğim bir şeyi seslendirmek istiyorum. Zira ben siyaset yapan her bir siyasiye büyük bir saygı duyuyorum, muhabbet duyuyorum. Ama şunun gerçekliğinin de tespit edilmesini arzu ediyorum. Bazen sosyal medya paylaşımlarında şöyle yorum yapan kimi kardeşlerime denk geliyorum: “Siz kimin oyuyla seçildiniz, nereye geçtiniz?” şeklinde. Bakın, eğer bugün İYİ Parti… Ersin Beyaz bizim birinci sıra adayımızdı, benim de kardeşimdir, çok da severim. Bölgemizin insanıdır, itirazım yok. Üçüncü sıradaki hanımefendinin bölgemizle bir alakası dahi yoktu. Ama gittiği her yerde, bir adres olması bakımından söyleyeyim, Ardahan Kültür Evi’ne gidiyor ve dostlar kendilerine diyorlar ki: “Hanımefendi hoş geldiniz, sefa geldiniz ama siz Seyithan Bey’e teşekkür edin.” Şaşırıyor hanımefendi, “Niçin teşekkür edecekmişim?” diyor. “Çünkü Seyithan Bey sizi parlamentoya taşıyacak” diyorlar. Şimdi ben nezaketsizlik yapmak istemem, istemezdim de. Ama benim en nihayetinde kattığım değeri de Allah’a hamdolsun kardeşlerimizin görmelerini arzu ediyorum. Bir örnek olması bakımından tekrar şöyle söylemek istiyorum, yani Sayın Akşener’in ne kadar haklı olduğuna dair… Bir kardeşimiz bir gün seçim ofisinde ziyaretime geldi ve bana aynen şöyle bir cümle kullandı. Kürtçe bunu kullanacağım müsaadenizle.(Kürtçe konuşuyor) Dedi ki:Türkçe meali şu: “Kardeşim, biz 50 yıldır adresimiz belli, bizim oy verdiğimiz partimiz belli. Ama sen bizi öyle bir hâle getirmişsin ki şimdi biz evde diyoruz ki: Bir oy partiye, bir oy Seyithan’a. Şimdi öyle olmamış olsaydı belki İYİ Parti İstanbul 3. bölgede 300 bin oy çıkarırdı. Dolayısıyla buradaki meselemiz şu: Helal hoş olsun. Ben bütün dostlarımıza; Sayın Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu Beyefendi başta olmak üzere, Buğra Kavuncu Bey benim abimdir, aynı zamanda parti sözcüsüdür malumunuz. Orada siyaset yapan her bir grup başkanvekiline, milletvekilimize, il başkanımıza çok ayrı bir saygım var. Rabbim onlara muvaffakiyetler nasip etsin. Ama zaman zaman bu sualler geldiğinde de halkın doğru bilgi alması adına cevapladım.
Emeklilerin maaşlarına zam gelmeli
Türkiye'de ekonomik gidişatı nasıl görüyorsunuz? İstenilen düzeyde mi?
Çok açık yüreklilikle şunu söyleyeyim: Ben çok realist, çok gerçekçi bir siyasetçiyim. Aynı zamanda iş adamlığını da öyle yaptım. Yıllardır buna tanıklık ediyorsunuz. Hiç kelimeyi eğip bükmeye gerek yok. Özellikle emeklilerimiz özelinde bizim mutlak surette ekonomik manada vatandaşımıza dokunmamız lazım. Bu manada ben 2026 yılı içerisinde de emeklilerimizin kök maaşlarına zamların geleceğini öngörüyorum. Bilgi dahilinde söylemiyorum ama böyle bir öngörüm var. Bir diğeri şu: Bir ekonomi programımız var, yolunda gidiyor. Çok değerli neticeler alacağımızı öngörüyorum ve 2026’nın ikinci yarısı itibarıyla bunun ziyadesiyle sahada hissedileceğini düşünüyorum. Bu manada kurmaylarımıza da inanıyorum, bunu da söyleyeyim. Bir diğeri şu: Çok dinamik bir nüfusumuz var ve çok üretken bir nüfusumuz var. Ama bununla beraber bizim aynı zamanda memleket olarak çok önemli bir lokasyon durumumuz var. Özellikle yanı başımızda bir ateş topu var, malumunuz görüyorsunuz. Kuzeyimizde savaşlar var, doğumuzda savaş var, güneyimizde öyle. Bugün özellikle Kafkaslar özelinde İran’dan aşağı doğru Körfez ülkelerine indiğimizde yine neyi görüyoruz? Bu coğrafyada en güvenilir, en inanılır; demokrasisi hâlâ gelişmiş ve bununla beraber binlerce yıllık devlet kültürü ve geleneğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir merkez memleket olduğunu görebiliyoruz. Bununla birlikte ben şuna inanıyorum: Belki etrafımızda olup bitenlere de baktığımızda Türkiye’nin yeniden bir cazibe merkezi olacağını öngörüyorum. Bilhassa az önce bahsettiğiniz gayrimenkul sektörü bakımından da böyle görünüyor.
Ekonomide düzlüğe çıkacağız
Bakın demokrasi, demokrasi, demokrasi diyoruz öyle değil mi? Bakın, 3-4 yıl önce Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte Rus oligarkların Avrupa bankalarındaki paralarına el konuldu. Bakın, İran, İsrail, Amerika savaşından sonra şu an Dubai’de İranlıların ikametleri iptal ediliyor. Kaldı ki Dubai’yi Dubai yapan en önemli sermayelerden bir tanesi İran sermayesidir. Peki o zaman Körfez memleketlerine bakalım. Körfez memleketlerinde de bugün ABD üsleri başta olmak üzere güvenilir nokta dahi kalmadı. Nokta vuruşlarla artık teknoloji öyle bir gelişti ki savaş başka bir yere evrildi. Bugün memleketlerin hiçbir tanesi kendisini güvende addediyor mu? Etmiyor. Peki bunu o insanlar bilmiyor mu? Biliyor. Bütün bunlardan mütevellit merkez memleket hangi memlekettir dediğinizde yine Türkiye’dir, yine Türkiye’dir, yine Türkiye’dir. Dolayısıyla ben Sayın Cumhurbaşkanımızın feraseti, engin bilgisi ve donanımıyla ve ekonomik kadromuzun da şu an meyvelerini verme arifesinde olduğu programla birlikte inşallah 2026 ve 2027’de ziyadesiyle ekonomik manada bir düzlüğe çıkacağımızı Allah’ın izniyle öngörüyor ve bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum.
Erken seçim olmaz
Erken seçimle ilgili bir öngörünüz var mı?
Bir defa çok önemli olduğunu söyleyeyim. Yüksek katılımı önemsiyorum. Bundan mütevellit ben erken bir seçim öngörmüyorum. Birkaç ay erken, yani öne alınmış bir seçim söz konusu olabilir ama zamanında seçim yapılacağını görüyorum.
Alternatifler değerlendirilmeli
Esenyurt bugün bir kayyum tarafından yönetiliyor. Sizin de zaman zaman kayyuma eleştirel ifadelerinizi, açıklamalarınızı gözlemliyoruz. Son günlerde Esenyurt Recep Tayyip Erdoğan Parkı'na yapılması gündemde olan karakol binası ile ilgili düşünüyorsunuz?
Bugün kayyum yönetimini vatandaşa “AK Partili kayyum yönetimi” şeklinde pazarlayanlar bir yanılgı içerisindedir. Kayyum yönetimi, şehrin bütün unsurlarına, bütün vatandaşlarına; yani siyasi tercihi her ne ise, mezhebi, meşrebi her ne ise herkese eşit mesafede davranıp hizmet etmek durumunda olan yönetimlerdir. Devletimizin görevlendirdiği arkadaşlarımızdır. Müspet her bir hizmetlerine biz elbette destek veririz. Ama şehre olası herhangi bir zarar vermeye veya şehir insanını incitecek herhangi bir uygulamaya elbette evet demeyiz, diyemeyiz. Dolayısıyla siz bahsi geçen Emniyet Müdürlüğü binasından kasıtla söylüyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan Parkı’nın, özellikle bizim Fatih Sanayi Sitesi diye ifade ettiğimiz bulvardan denk gelen köşesine konumlandırılmak suretiyle böylesi bir hizmet Esenyurt’a getirilmek isteniyor. Her şeyden evvel böyle bir hizmetin şehrimize geliyor olmasından dolayı mevcut yönetime, aracılara veya buna sebep olan herkese teşekkür etmemiz lazım. Çünkü şehrimize gelen her bir hizmet en nihayetinde şehrimizin tüm insanına hizmet edeceğinden hepimizin teşekkür etmesi lazım. Ama burada mesele şu: Eğer bu hizmetin konumlandırılacağı başkaca adreslerimiz, alternatiflerimiz var ise illa buraya konumlandırılmasından yana da bir şart koşulmaması lazım.
Arkadaşlarımız sunumları farklı anladı...
Ben de bu konuda geçenlerde ziyaretime gelen Kent Konseyi’ndeki arkadaşlarımıza şunu söyledim: “Arkadaşlar, evvela bu hizmeti getiren bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Esenyurtumuza en ufak bir dokunuşta bulunan her bir insanımıza ayrıca teşekkür edeceğiz. Bunu parti ayırt etmeksizin söylüyorum. Ancak bahsi geçen Emniyet Müdürlüğü binasıyla alakalı farklı alternatifler söz konusu olabilir. Bunlar da mevcut arkadaşlarımızla, karar vericilerle paylaşılabilir.” Fakat arkadaşlarımızın belki de sunumları biraz farklı algılandı. Sanki ben hizmete karşıymışım gibi bir algı oluştu. Bu doğru değil. Bunu ben doğru bulmuyorum. Çünkü ben eşimizi, dostumuzu ağırlarken büyük bir saygınlıkla, büyük bir itibarla ve büyük bir nezaketle ağırlıyorum. Kimseyi kırmadan, incitmeden ağırlayıp uğurluyorum. Fikrimi de beyan ederken tamamen toplumu merkeze oturtarak, insanımızın hizmetini merkeze oturtarak fikirlerimi beyan ediyorum. Dolayısıyla bugün bu hizmet çok değerli bir hizmettir. Getiren dostlarımıza teşekkür ederiz. Adresiyle alakalı, tekrardan ilçemiz özelinde sizin vasıtanızla da farklı bir alternatif oluşturmaya yönelik yeniden bakmalarını kendilerinden rica ediyorum. Teşekkür ediyoruz.
Nezaketimden taviz vermem
Son olarak halkımıza, bölgemize iletmek istediğiniz mesajınız var mı?
Bir defa bütün dostlarımız, yani bölge insanımız başta olmak üzere şunu bilsinler: Seyithan İzsiz hiçbir zaman saygısından, muhabbetinden, sevgisinden, nezaketinden taviz vermeyecek. Hiçbir zaman Seyithan İzsiz bir yalanla, bir gariplikle, birtakım ihalelerle, nezaket dışı siyasetin kabul görmediği hadiselerle anılmayacak. Ben doğru bildiğimi her zaman seslendiren bir insan olacağım ve her zaman da hizmetkâr olacağım. Çünkü ben AK Parti’nin temel siyasi doğrularında, Sayın Cumhurbaşkanımızın bize açtığı şu yolda; bizim doğruluktan, dürüstlükten, tevazudan, edepten, adaptan ve insanımıza olan muhabbetimizden, sevgimizden zinhar ayrılmamamız lazım. Çünkü bizim insanımız AK Parti teşkilatlarını böyle kabul etti, böyle bağrına bastı. 25 yıldır da bu doğruyla bizi iktidara taşıdı. Ben inanıyorum ki önümüzdeki süreçte yeniden Sayın Cumhurbaşkanımız devletin başkanı, AK Parti teşkilatları ve AK Parti kadroları da yeniden memleketimizde inşallah iktidar olacaklar. Bütün bunlarla birlikte benim insanımızdan istirhamım şu: Ben olabildiğince sahada eksik olmamaya, her bir davete katılmaya gayret ediyorum. Çarşıdan, pazardan eksik olmamaya gayret ediyorum. İnsanımızın parlamentoda ama AK Parti Genel Merkezi’nde bir hizmetkârlarının olduğunu hiçbir zaman unutmasınlar arzusundayım.
Kusurlarımız noksanlıklarımız olabilir
Hepimiz insanız, bizler de kusur işleyebiliriz. Bizim de noksanlıklarımız olabilir. Ama bilsinler ki varsa bir eksiğimiz, bir kusurumuz, inanın bu asla bilinçli değildir. Belki bir yoğunluğa gelmiştir, belki bir unutkanlığa denk gelmiştir. Yoksa aksi takdirde bizim insanımıza karşı olan muhabbetimiz, sevgimiz; onlara olan duyarlılığımız, nezaketimiz her zaman katlanarak inşallah devam edecek diyorum. Ayrıca Damga Gazetesine ve Damga TV’ye çok teşekkür ediyorum. Yayın hayatınızda üstün başarılar ve muvaffakiyetler diliyorum.Damga gazetesi, Damga TV’nin bütün çalışanlarına başarılar diliyorum. Evveliyatı itibarıyla görüştüğümüz, dostluk kurduğumuz; aynı zamanda gerçekten kendinizi mesleki manada geliştirmiş oluşunuz, içinizden ulusal gazetecilerimizin çıkmış olması ve bölgemizde, her ilçemizin tamamına olan hâkimiyetiniz beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Özellikle bunu söylemek istiyorum.
Mehmet Mert'in notu:
Ev kuzusundan koç olmaz
Sevgili arkadaşlar, bizim oralarda bir söz var: “Ev kuzusundan koç olmaz.” Yani içimizden çıkan bir kişi lider oluyorsa, başkan oluyorsa, büyük bir yere geliyorsa hep onda kusur aramaya başlıyoruz. Sorun aramaya başlıyoruz. Onu alkışlamayı öteliyoruz, onu desteklemeyi öteliyoruz. Seyithan İzsiz de içimizden çıkan bir isim. Bakın, bir telefon göstereceğim size; 35 yıllık gazeteci olarak söylüyorum. Adam sıradan bir meclis üyesi oluyor, şu telefonu açmakta imtina ediyor. Adam belediye başkanı oluyor, kendini ilah ediyor. Adam milletvekili oluyor, başka türlü davranıyor arkadaşlar. Seyithan İzsiz burada. Hanginizin telefonunu açmıyor? Hanginizin sorunuyla ilgilenmiyor? Seyithan İzsiz’in tanıdığım kadarıyla bir devlet kuruluşundan ihale aldığını ben görmedim, duymadım. Bir belediyeyle iş yaptığını görmedim. Başarılı, çalışkan ve yardımsever. Bu kişilerin artmasını insanlık adına diliyorum, umuyorum. Başarılarının devamını diliyorum. Bunları görmeniz, biraz daha bakış açınızı değiştirmek adına bu konuşmayı yaptım. Çünkü bu gözler çok şey gördü. Yani bu koltuklara oturup altından elektrik kesilenleri gördüm. Kendini başka türlü adam zannedenleri gördüm. Seyithan İzsiz de sonuçta vekilliğin hakkını veren, oy verenlerin hakkını veren bir isim. Bakın demin de söyledim; 30’u aşkın milletvekilimiz var. Kaç tanesini sokakta görüyorsunuz? Kaçını düğününüzde, cenazenizde, toplantınızda görüyorsunuz? Bu tür çalışkan, başarılı, iyi niyetli siyasilere ihtiyacımız var diyor ve bizi takip etmenizi istiyorum.”