Yazmak çok iyi geldi bana...
Hep derlerdi, yazmak içini boşaltmaktır diye.
Ben de Damga’da yazmaya başladım.
Bu günlerde deneme yazıyorum ama o bile çok iyi geliyor bana.
Düşünsenize, kendinizle konuşuyor gibisiniz.
Bunu kaleme döküyorsunuz.
Ve bu yazdıklarınızı belki de milyonlar okuyabilecek.
Harika bir şey.
Bir sporcu olarak mesela şunu söylemek istiyorum:
Bütün spor dallarına etik kurallar anayasası gelsin.
Etik dışı davranışta bulunan sporcular anında o spor dalından ihraç edilsin.
Bütün spor dallarına devletimiz altyapı desteği versin.
Yetenekli çocuklarımızı alıp eğitsin.
Ona sahip çıksın.
Maddi manevi sarsın, kucaklasın o evladımızı.
Bütün spor dalları ülkemizin her bir köşesine yayılsın.
Basket sahası olmayan köyümüz kalmasın.
Okullarımızda spor dersi mecburi olsun.
Üniversite sınavlarında centilmenlik soruları çoğalsın.
Centilmen davranış sergileyen sporcularımıza, öğrencilerimize, öğretmenlerimize üstün hizmet madalyası verilsin.
Bütün bunlar şahane olmaz mı?
Hani hep konuşuyoruz ya; centilmen olalım, kurallara uyalım, etik değerlerimizi koruyalım.
İyi de bunları söylemek kolay.
Önemli olan uygulamaya geçilmesi.
Uygulamaya geçilmesi için de teşvik gerekiyor, bazen zorlamak gerekiyor, en çok da örnek olmak gerekiyor.
Tamam, sporda centilmenlik istiyoruz da sanki siyasette centilmen miyiz?
Sanatta, ticarette centilmen miyiz?
Hayır.
O hâlde şunu dersem kimse yanlış anlamaz değil mi?
Lafa gelince hepimiz centilmeniz, icraata gelince değiliz.
Böyle olunca da en çok zararı toplum olarak biz görüyoruz.
Belki de mesele tam olarak burada başlıyor.
Kendimize söyleyemediklerimizi başkalarından bekliyoruz.
Çocuklarımıza “dürüst ol” diyoruz ama trafikte ilk fırsatta kural ihlali yapıyoruz.
Sporcuya “fair play” diyoruz ama tribünde öfkemize yeniliyoruz.
Öğrenciden saygı bekliyoruz ama birbirimizi dinlemeyi bilmiyoruz.
Oysa değişim büyük sözlerle değil, küçük adımlarla başlar.
Bir çocuğun elinden tutmakla, bir genci spora yönlendirmekle, bir hatayı kabul edebilmekle başlar.
Belki de en zoru budur; kendimizle yüzleşmek.
Yazarken fark ediyorum; insan aslında en çok kendine itiraf ediyor bazı şeyleri.
Kalem, insanın aynası gibi.
Ne saklamak isteseniz de bir yerinden sızıyor.
Ben de yazdıkça şunu anlıyorum:
Daha iyi bir toplum istiyorsak önce daha iyi bireyler olmayı denemeliyiz.
Belki kusursuz olamayız ama daha vicdanlı, daha adil, daha centilmen olabiliriz.
Ve belki o zaman, sadece sahalarda değil hayatın her alanında gerçek bir “fair play” görmeye başlarız.