Mübadeleden mücadeleye
Mübadele değiş tokuş anlamına gelen bir kelime. Lozan Antlaşmasına istinaden Yunanistan ile Türkiye arasında insan değiş tokuşu. Karşılıklı nüfus mübadelesi yapılmasının karara bağlandığı genelgenin ardından 103 yıl geçti. Dile kolay tam bir asrı aşkın bir süreç. Türk ve Rum nüfusun karşılıklı mübadelesi 1923-1930 yılları arasında gerçekleştirildi.
Söylenmek istenen şu idi; "Bendeki azınlıklarını al, sendeki azınlıkları bana gönder." Ah be! Ne kadar da basit bizimkiler gelsin sizinkiler gitsin. İnsan ticaretinin, komşu bağlarının ve yüreklerde yaşatılan sevgilerin bitiriliş hali. Siyaseten halka, millette ve hürriyete bak sahip çıkıyoruz demek. Emir terakkisi olarak çocukluğunu, ergenliğini ve büyüdüğün yetiştiğin yurt bildiğin toprakları bir anlaşmayla terk etmeniz tebliğ ediliyor.
Geçtiğimiz hafta Ayvalık belediye başkanım Mesut Ergin’in davetlisi olarak mübadelenin 103'üncü yıl dönümü anma etkinliklerine davet edildim. Katıldığım programda o kadar trajik hayatlara şahit oldum ki; insan insana bunu yapmamalı dedim. Ayvalık’taki Rumlar iki satır genelgeyle Yunanistan’a göç etmek zorunda bırakılıyor. Yunanistan’daki Türkler de ülkemiz topraklarına. Yurdun muhtelif yerlerine yerleşiyorlar. Artık burada yaşayacaksınız emri hasıl oluyor.
Doğduğun, büyüdüğün ve en güzel çocukluk anılarının geçtiği toprakları bırakıp başka bir yere gönderiliyorsun. Bilmediğin görmediğin yerlere göçe zorlanıyorsun. Dedenin mezarını bırakıp, annenin, babanın, hatta ölmüş kardeşlerinin mezarını bırakıp başka topraklara göçe zorlanıyorsun. Yaşanmışlıklarını sevdanı heybene koyup uzak diyarlara doğru yol alıyorsun. Memleket ve vatan denilen hiç görmediğin bir yerde yaşamaya mecbur bırakılıyorsun.
Dünyanın özgürce yaşayabileceğimiz toprak parçası olmadığını iki satır kararla anlıyoruz. Komşumuz Metilde seni özleyeceğim. Aşkım Yorgi bir daha seni görebilecek miyim? Ahmet beni unutma! Yürek burkan vedalardan çıkan sesler bunlar. Bilemiyorum karamsar ve bir o kadar da acı dolu anlara şahit oluyoruz. Rum Türk kaynaşmış geçinip gidiyor. Milliyetçilik ve ırkçılık hırsı iki toplum insanını infilaka sürüklüyor.
Mübadele bir veda öyküsüdür
Mübadele ne kadar milliyetçilik duyguları taşısa da bir veda bir ayrılık öyküsüdür. İnsanları birbirinden ayırmanın somut halidir. Zalim her yerde zalimdir. Devletçe ve milletçe ülkeler arası zulme engel olamadık. Heybesine çocukluğunu, aşkını ve komşuluk anılarını alanlar bilinmez yollara koyuldu. Ve sonuç olarak adına “mübadele” dediğimiz ayrılıklar acılar bırakarak doğduğu ve büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda bırakıldılar.
Şimdi aklımız yeni başımıza geliyor. Rumlar Ayvalık’ta ve yurdumuzun birçok bölgesinde dedelerinin topraklarını evlerini ziyarete geliyorlar. Anılar depreşiyor göz yaşı sel oluyor. "Bak eskiden ben bu evde doğmuşum" cümlesi insanı insanlığından alıyor. Eski ebeveynlerinin yaşadıkları evleri saygıyla ziyaret ediyorlar. Türkler de Yunanistan’a gidip geçmişlerini yad ediyor. Atalarının kabirlerini ziyaret ediyor. Değişen bir şey yok herkes kaldığı yerden mecbur bırakıldığı yaşam alanlarına alışmaya çalışıyor. Bir yanı hasret bir yanı özlem ve içinden geçmişlerine bir ah çekiyorlar. "Burası dünya. Ne çok kıymetlendirdik! Oysa bir tarla idi. Ekip biçip gidecektik."
Ve dilden ister istemez bir Nazım şiiri dökülüyor; Camların arkasında gece ve kar. Beyaz karanlıkta parlayan raylar. Umutsuz çaresiz sallanan eller
Kavuşulmamayı anlatıyorlar. Bir türkü söylüyorlardı içerde. Bu giden kardeşimin türküsüydü.
Arkadaşlar bakmayın gözlerime bu milyonların gerçek öyküsüydü…
Sağlıcakla…