Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
11°
Ara

Bu bayram yine evde oturacağız

YAYINLAMA:
Bu bayram yine evde oturacağız

Dokuz gün. Kulağa ne kadar da hoş geliyor değil mi? Uzun bir nefes, şehirden kaçış, sevdiklerinle geçirilen zaman… Ama bu tatil artık birçok vatandaş için dinlenme değil, adeta bir ekonomik sınav haline geldi.
 

Eskiden bayram demek, yola çıkmak demekti. Memlekete gidilir, büyüklerin eli öpülür, sofralar kurulur, çocuklar harçlık heyecanı yaşardı. Şimdi ise insanlar daha yola çıkmadan hesap makinesine sarılıyor. Otobüs biletleri uçmuş, akaryakıt fiyatları zaten malum, konaklama desen ayrı bir dert. Tatil planı yapmak, neredeyse küçük çaplı bir yatırım kararına dönüşmüş durumda.
 

***

Dokuz günlük tatil ilan edildiğinde, turizm sektörü için bu bir fırsat olarak görülüyor. Oteller doluyor, sahil bölgeleri hareketleniyor. Ancak aynı tablo, vatandaşın cebine bakıldığında çok farklı bir hikâyeye dönüşüyor. Çünkü bu tatilin maliyeti, birçok aile için karşılanabilir olmaktan çıkmış durumda. Birkaç günlüğüne şehir değiştirmek bile ciddi bir bütçe gerektiriyor.
Hal böyle olunca bayramın ruhu da değişiyor. Ziyaretler azalıyor, yolculuklar erteleniyor. İnsanlar “gitmek istiyoruz ama gidemiyoruz” cümlesini daha sık kurar hale geldi. Tatil uzadıkça, aslında ekonomik baskı da uzuyor. Çünkü tatil demek, sadece dinlenmek değil; aynı zamanda harcamak demek.
 

Çalışan kesimin önemli bir bölümü için bu uzun tatil, gelir kaybı anlamına geliyor. Günlük çalışanlar, küçük esnaf, serbest meslek sahipleri… Onlar için bayram tatili, kazancın durduğu bir dönem demek. Yani bir yanda tatil yapamayanlar, diğer yanda tatil yüzünden kazanamayanlar var.
Peki çözüm ne? Tatil sürelerini uzatmak mı, yoksa insanların bu tatili gerçekten yaşayabileceği ekonomik koşulları sağlamak mı? Asıl mesele burada düğümleniyor. Çünkü bayramın anlamı, resmi tatil günlerinin sayısıyla ölçülemez. Bayram, paylaşabilmekle, bir araya gelebilmekle anlam kazanır.

***

Bugün gelinen noktada, bayram tatili birçok kişi için bir ayrıcalığa dönüşmüş durumda. Oysa bayramlar, ayrıştıran değil birleştiren günler olmalı. İnsanların sevdiklerine ulaşabildiği, sofraların 

gerçekten kurulabildiği, yüzlerin içten gülebildiği zamanlar…
 

Dokuz gün tatil var, evet. Ama kaç kişi gerçekten tatil yapabiliyor? 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *