Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
27°
Ara

Türkiye için ulusal sıcak hava eylem planı ve yüz yıllık iklim dirençli şehircilik önerisi (2)

YAYINLAMA:
Türkiye için ulusal sıcak hava eylem planı ve yüz yıllık iklim dirençli şehircilik önerisi (2)

Şehirlerde yağmur suyunun tamamının hızla uzaklaştırılması yerine, uygun sistemlerle toplanarak yeşil alanların sulanmasında ve kontrollü hayvan su noktalarının desteklenmesinde kullanılması değerlendirilebilir. Ancak su kalitesi ve canlı sağlığı sürekli denetlenmelidir.

Küresel ısınmayla mücadele yalnızca insanların konforunu koruma meselesi değildir. Gezegen üzerindeki bütün canlıların yaşam hakkını, suya erişimini ve ekosistemlerin devamlılığını güvence altına alma sorumluluğudur.

Bir şehrin iklim direnci, yalnızca insanlara sunduğu serinleme merkezleriyle değil; hayvanları, kuşları, bitki örtüsünü ve doğal yaşamı ne ölçüde koruyabildiğiyle de değerlendirilmelidir.

Okullar, Hastaneler ve Bakım Merkezleri Öncelikli Olmalıdır

Sıcak hava dalgalarında hastaneler, huzurevleri, bakım merkezleri, kreşler ve okullar özel risk altındadır. Bu kurumlarda yeterli soğutma kapasitesi, temiz su erişimi, yedek enerji sistemi ve sıcaklık acil durum planı bulunmalıdır.

Hastanelerde sıcaklık bağlantılı başvurular öngörülerek personel ve yatak planlaması yapılabilir. Ambulans ekipleri ve aile sağlığı merkezleri, yüksek riskli günlerde hassas gruplara yönelik hazırlık seviyesini artırabilir.

Okullarda ders, sınav ve açık alan etkinliği saatleri bölgesel sıcaklık riskine göre düzenlenebilmelidir. Çocukların aşırı sıcak sınıflarda eğitim görmesi veya uzun süre doğrudan güneş altında tutulması normal kabul edilmemelidir.

Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa’da sağlık tesislerinin kent ısı adası etkisi nedeniyle aşırı ısınabildiğini; enerji, soğutma ve bilgi işlem sistemlerinin bu nedenle aksayabildiğini belirtmektedir. Bu durum sağlık kurumlarının yalnızca hizmet veren yapılar değil, iklim koşullarına dayanıklı kritik altyapılar olarak yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Enerji, Su ve Sağlık Güvenliği Birlikte Ele Alınmalıdır

Aşırı sıcak günlerde elektrik ve su talebi aynı anda artabilir. Soğutma sistemlerinin yaygın kullanımı enerji şebekesini zorlarken, kuraklık su kaynakları üzerinde baskı oluşturabilir. Elektrik kesintileri su pompalarını, hastaneleri, haberleşmeyi, toplu taşımayı ve bakım merkezlerini etkileyebilir.

Bu nedenle enerji dağıtım şirketleri yüksek sıcaklık dönemleri için özel işletme planları hazırlamalı; hastaneler, su tesisleri, bakım merkezleri ve serinleme alanları kritik altyapı olarak önceliklendirilmelidir. Güneş enerjisi, enerji depolama sistemleri ve yedek güç kaynakları özellikle kamu binalarında yaygınlaştırılmalıdır.

Kentlerin yeşillendirilmesi planlanırken su kıtlığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Yerel iklime dayanıklı bitkiler, verimli sulama sistemleri, yağmur suyu hasadı ve uygun şartlarda geri kazanılmış su kullanımı birlikte değerlendirilmelidir.

İklim direnci, bir sorunu çözerken başka bir kaynak krizini büyütmemeyi gerektirir.

Başarı Termometreyle Değil, Korunan Canlarla Ölçülmelidir

Sıcak hava dalgaları tamamen engellenemeyebilir; fakat insanların ve diğer canlıların bu sıcaklık karşısındaki korunmasızlığı azaltılabilir.

Başarılı bir sıcaklık politikası yalnızca kaç uyarı mesajı gönderildiğiyle ölçülmemelidir. Sıcaklığa bağlı ölümlerin, hastane başvurularının ve iş kazalarının azalıp azalmadığı izlenmelidir. Kaç mahallede serinleme alanı oluşturulduğu, kaç yaşlıya ulaşıldığı, açık alan çalışanlarının ne ölçüde korunduğu, gölgeli yaya yollarının ne kadar artırıldığı ve hayvanların temiz suya erişiminin nasıl sağlandığı değerlendirilmelidir.

Veri toplanmadan ve sonuçlar ölçülmeden hazırlanan eylem planları, iyi niyetli belgeler olarak kalabilir. Bu nedenle sağlık istatistikleri, sıcaklık haritaları, acil servis başvuruları, enerji kesintileri, sosyal kırılganlık ve çevresel veriler kişisel verilerin korunması şartıyla ortak bir karar destek sisteminde değerlendirilmelidir.

Avrupa’da son dört yılda sıcaklığın 200 binden fazla can aldığı ve sıcaklık bağlantılı ölüm oranının son yirmi yılda yüzde 30 yükseldiği bildirilmektedir. Bununla birlikte WHO, bu ölümlerin büyük bölümünün erken uyarı, serinleme merkezleri, gölge ve suya erişim, kırılgan kişilerin takibi ve hazırlıklı sağlık sistemleriyle önlenebileceğini vurgulamaktadır.

Sonuç;

Aşırı sıcaklıklar artık birkaç gün süren rahatsız edici hava koşulları değildir. İnsan sağlığını, çalışma hayatını, enerji güvenliğini, su kaynaklarını, şehir altyapısını, hayvanları ve ekosistemleri etkileyen yeni bir afet biçimidir.

Türkiye’nin buna vereceği cevap, yalnızca vatandaşlara su içmelerini ve güneşe çıkmamalarını hatırlatmak olamaz. Şehirlerin daha az ısındığı, insanların gölgeye ve serin alanlara ulaşabildiği, çalışanların korunduğu, yaşlıların takip edildiği, hayvanların temiz su bulabildiği ve kamu kurumlarının risk seviyesine göre birlikte hareket ettiği kalıcı bir sisteme ihtiyaç vardır.

Ulusal Sıcak Hava Eylem Planı, yalnızca sağlık alanında hazırlanacak bir tedbir belgesi değil; şehircilik, çalışma hayatı, sosyal hizmet, enerji, su yönetimi, çevre ve afet yönetimini bir araya getiren stratejik bir kamu politikası olmalıdır.

Dünya artık şehirlerini geçmişin iklim değerlerine göre değil, gelecek yüzyılın bilimsel iklim senaryolarına göre planlamalıdır. Bugün alınan imar, altyapı ve yatırım kararları yalnızca bugünün insanlarını değil, henüz doğmamış kuşakların yaşayacağı çevreyi de belirleyecektir.

İklim değişikliği sınır tanımadığı için bu dönüşüm yalnızca ulusal düzeyde kalmamalıdır. Bilimsel veriye dayalı şehircilik, sıcaklık-sağlık eylem planları, canlıların suya erişimi ve uzun vadeli iklim uyumu dünya genelinde ortak bir sorumluluk olarak kabul edilmelidir.

Çünkü bir sıcak hava dalgası başladığında yalnızca termometredeki değer yükselmez. Eşitsizlikler görünür hâle gelir, altyapıların dayanıklılığı sınanır ve şehirlerin yaşamı ne ölçüde koruyabildiği ortaya çıkar.

Geleceğin dirençli şehirleri; yalnızca sağlam binalarla değil, gölgesiyle, suyuyla, yeşil alanıyla, bilimsel planlamasıyla ve bütün canlıların yaşam hakkını koruyan anlayışıyla kurulacaktır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *