Hiç kimsenin nefsi davamızdan daha büyük değildir
Davaya sadakat, lidere bağlılık; makamdan güç almak değil, makama güç katabilmektir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce Samsun mitinginde söylediği, “Vallahi sevmek için bu yola çıktık, billahi sevmek için bu yola çıktık.” sözleri, yalnızca bir siyasi söylem değil, aynı zamanda bir davanın, bir inancın ve millete adanmışlığın en güçlü ifadesidir.
AK Parti, kurulduğu günden bu yana milletin desteğiyle büyümüş, güçlenmiş ve Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca insanın umudu olmuştur. Bugün farklı siyasi partilerden yeni isimlerin bu büyük aileye katılması da milletimizin bu davaya olan güveninin en açık göstergelerinden biridir.
Ancak burada asıl mesele makamlar, koltuklar ve siyasi hesaplar değildir. Asıl mesele; davaya sadakat, lidere bağlılık ve millete hizmet anlayışıdır.
İyi bilinmelidir ki; hiçbir makam, hiçbir mevki ve hiçbir kişi davanın ve liderin üstünde değildir. Bu hareketin temelinde kişisel çıkarlar değil, millet sevdası vardır. Bu davada esas olan isimler değil, milletin iradesi ve liderin ortaya koyduğu vizyondur.
Kendini, makamını ve nefsini davadan üstün görenler, tarihi bir gafletin içerisindedir. Hiç kimsenin nefsi davamızdan daha büyük değildir. Hiçbir koltuk sonsuza kadar kimsenin değildir. Makamlar gelip geçicidir; kalıcı olan ise bırakılan iz, gösterilen vefa ve ortaya konulan mücadeledir.
Herkes şunu çok iyi bilmelidir ki; her kişi makamdan güç alan değil, makama güç katandır. Makama güç katan, aynı zamanda davaya da güç katar. Ancak bütün hesabını kişisel çıkarları, siyasi ikballeri ve kirli planları üzerine kuranlar, günü geldiğinde milletin vicdanında bir kez daha yer bulamayacaklardır.
Bu dava; kişisel hesapların, makam hırsının ve geçici menfaatlerin değil; fedakârlığın, samimiyetin ve millet aşkının davasıdır. Zor zamanlarda omuz omuza yürümeyi, gerektiğinde bedel ödemeyi ve milletin menfaatlerini her şeyin üstünde tutmayı gerektirir.
Tarih boyunca görülmüştür ki, zor günlerde yanında duranlarla ilk fırsatta sırtını dönenler milletin hafızasında her zaman farklı yerlerde anılmıştır. Vefanın olduğu yerde birlik vardır, sadakatin olmadığı yerde ise hiçbir yol arkadaşlığı uzun ömürlü olmaz.
Unutulmamalıdır ki siyaset gelip geçer, makamlar değişir; ancak millet, kendisine hizmet edeni de, emanete sahip çıkanı da, emanete ihanet edeni de asla unutmaz.
Çünkü bu kutlu yürüyüşte sadakat bir tercih değil, bir sorumluluktur. Davaya sadakat, lidere bağlılık ve millete hizmet anlayışı, her türlü makamın ve kişisel hesabın üzerindedir. Çünkü hiç kimsenin nefsi, bu davadan daha büyük değildir.
Böyle biline…