Unutulan deprem gerçeği
Son günlerde Haluk Levent’in gözaltına alınması ile başlayan tartışmalar hepimize 2023’te yaşanan deprem felaketini bir kez daha hatırlattı. 2023 Şubat’ında 11 ilimizi etkileyen depremde on binlerce insanımızı kaybettik, kapanması zor yaralar aldık. Bu depremlerin ekonomik bilançosu da ekonomimizi sarstı. Meclis Deprem Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan rapora göre 2023 depremlerinin maliyeti 148,8 milyar dolar; bu miktar 1999 Marmara Depremi’nin maliyetinin 6 katından fazla. Hem maddi hem manevi olarak bizi bu denli etkileyen felaketten ne kadar ders çıkardığımız ise koca bir soru işareti.
6 Şubat’ta kelimenin tam anlamıyla yıkımı yaşadık. Çok ağır kayıplar verdik, bölgeye ulaşmada sıkıntılar yaşandı. Depreme hazır olmadığımızı çok acı bir şekilde tecrübe ettik. Herkes bölgeye yardım ulaştırmak için uğraştı, bağışlar yapıldı; gönüllü ekipler bölgeye gitti. Toplumsal dayanışma sağlanırken bu noktaya gelene kadar neden önlem alınmadığını, bir deprem ülkesinde niçin depreme hazır olunmadığını o günlerde sormaya başladık.
Kamuoyunda Deprem Vergisi olarak bilinen, 1999 Marmara Depremi’nden sonra yasalaşan Özel İletişim Vergisi tartışılmaya başlandı. Yıkılan yeni inşa edilmiş binalar, hastaneler müteahhitlerin güvenirliğini sorgulatırken; AK Parti döneminde çıkartılan 9 imar affı da tartışmaların merkezine oturdu. İnşaat firması sahipleri, müteahhitler tutuklanmaya başladı. Ancak bu kanunsuz inşa edilen binalara ruhsat veren belediyeler, özel şirketlere yetki veren kamu kuruluşları ve en önemlisi sistematik denetimsizlik sorgulanmadı.
AFAD’ın bölgeye müdahale ederken yaşadığı koordinasyonsuzluk, bazı illere çok geç müdahale edilmesi de çok tartışıldı. AFAD’ın personel yetersizliği, bütçe sorunları da gün yüzüne çıkmış oldu. Tüm bunlar olurken Kızılay’ın AHBAP’a 46 milyon TL’lik çadır satması herkesi şok etti. Dönemin Kızılay Başkanı Kerem Kınık, çadırları maliyeti fiyatına sattıklarını ve bölgeye halihazırda çadır gönderildiğini söyledikten kısa süre sonra görevinden ayrıldı.
Depremin ilk gününde sosyal medyaya kısıtlama getirildi. İletişimin hayati olduğu kritik saatlerde yaşanan bu bant daralması herkesin tepkisini çekti. Depremden sonra bölgede yaşanan şebeke yetersizliği nedeniyle SMS ve arama üzerinden iletişim kurmak mümkün olmadı. Kesintisiz iletişim vaat eden dev GSM operatörleri adeta sınıfta kaldı; kamuoyunda söz konusu operatörlere yönelik boykot çağrıları yapıldı.
Fakat her şey gibi deprem de gündemden düştüğünde çıkarılan dersler de unutuldu. Seçim döneminde vaat edilen konutlara rağmen bölgede hala konteynerde yaşayan insanlar olduğunu biliyoruz. Kentlerde altyapı sorunları sürüyor; hayat hala normalleşemedi. 6 Şubat’ta felaketi yaşayan insanlar hala hayatın normalleşmesi için mücadele ediyorlar.
Sonuç olarak, AHBAP tartışılırken depremi yeniden hatırlasak da deprem gerçeğiyle nasıl mücadele edeceğimizi hala bilmiyoruz. Bir depremi afet yapanın insan olduğunu, sorumlulardan hesap sormazsak aynı şeyleri tekrar yaşamaktan kaçamayacağımızı öğrenemedik. Olası bir Marmara depremi kapıdayken çıkarılmayan dersler yine bizi yıkıma götürecektir.