Yedi aday yarışıyor
Yıllardır, bu kurumun önemindeki dramatik düşüşten şikayet ediliyor. Mevcut yapısıyla özellikle Güvenlik Konseyi, 21. yüzyılın jeopolitik gerçeklerini artık yansıtmamakta. Dünya ve jeopolitik gerçekleri, BM Şartı'nın kabul edildiği 1945 yılından çok farklı. BM'nin en yüksek organındaki gerçek güç, beş daimi üyenin elinde. Onların onayı veya en azından zımni onayı olmadan hiçbir şeye karar verilemiyor. Biri herhangi bir şeyi engelleyebiliyor.
* * *
Kuruluşunun üzerinden seksen yıl geçtikten sonra, BM‘nin en önemli organı Güvenlik Konseyi eski dünya düzenini yansıtmakta. Daimi üyeler veto yetkilerini kullanarak BM Güvenlik Konseyi'nin işlevsizliğini sağlıyor. Bu BM için reform ihtiyacının ne kadar büyük olduğunu göstermekte. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, zaten yıllardır ‘Dünya beşten büyüktür‘ diyerek bu konuyu işaret etmekte.
* * *
BM‘in şu anki Genel Sekreteri António Guterres'in görev süresi 31 Aralık'ta sona eriyor. Şimdi onun yerine geçmek için yedi aday yarışıyor. Bu sadece bir aday seçimi değil, aynı zamanda kurumun gelecekteki önemiyle de ilgili sanırım. Seçimin belirleyici aşaması 30 Temmuz Perşembe günü, Güvenlik Konseyi'nde başladı. İlk gayri resmi yoklamalar, yedi adaydan hangisinin gerçekçi bir şansa sahip olduğunu ortaya koyacak.
* * *
Aslında gayri resmi seçim süreci Kasım 2025'ten beri devam ediyor. Önümüzdeki haftalarda, Güvenlik Konseyi'nin on beş üyesi, hangi adayların yeterli desteğe sahip olduğunu belirlemek için birkaç gizli ön oylama yapacak. Güvenlik Konseyi, yıl sonundan önce üzerinde uzlaşılan bir aday ortaya çıkarabilirse resmi bir oylama yapacak. Bunun ardından Konsey, geleneksel olarak kararı onaylayan Genel Kurul'a tek bir isim önerecek.
* * *
AFP haber ajansının diplomatlara dayandırdığı bir habere göre, ön oylamada, Kosta Rikalı Rebeca Grynspan en çok oyu almış. 70 yaşındaki Grynspan, Cenevre'deki Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın başkanı. İkinci sırada Guyana'nın eski dışişleri bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett yer almış. Üçüncü ise şu anda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın başkanlığını yürüten Arjantinli Rafael Grossi olmuş. Ne kadar doğru acaba?
* * *
15 üyeli Konseyde yapılacak kapalı oturumlarda en az 9 "evet" oyu alan ve daimi üyeler ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa'nın vetosuna takılmayan aday, Genel Kurul‘un onayına sunulacak. 193 üyeli Genel Kurulda çoğunluğun onayını alan aday, 1 Ocak 2027'de 5 yıllığına görevine başlayacak. BM'deki resmi olmayan yerleşik rotasyon teamülü gereği bu dönemde Genel Sekreter‘in Latin Amerika ve Karayipler Grubu'ndan çıkması bekleniyor.
* * *
Aday havuzu bu kez her zamankinden daha çeşitli: yedi adaydan dördü kadın; bu da ilk kez bir kadın Genel Sekreterin şansının gerçek anlamda yüksek. Dört kadın ve üç erkek aday Arjantin, Şili, Kosta Rika, Ekvador, Guyana, Uganda ve Senegal’den. Ön oylamalar, veto yetkisine sahip ülkelerin hangi öncelikleri kabul edilebilir bulduğunu ve siyasi kırmızı çizgilerinin nerede olduğunu ortaya koyacak deniliyor.
* * *
Adayların profilleri çok farklı. Bu da BM'in şu an karşı karşıya kaldığı temel çatışma hatlarını da yansıtıyor sanki. Yeni genel sekreter öncelikle büyük güçler arasındaki jeopolitik krizlere arabuluculuk mu yapmalı? Uluslararası kurumları ve küresel finansal yapıyı reforme etmeye mi odaklanmalı? Uluslararası hukuk için daha güçlü bir ses mi olmalı, yoksa sanayileşmiş, yükselen ve gelişmekte olan ülkeler arasında köprüler mi kurmalı? Beklentiler çok farklı...
* * *
BM’in bugün geldiği nokta geçmişe bakmadan anlaşılamaz. 24 Ekim 1945'te, II. Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle, Milletler Cemiyeti'nin halefi olarak kurulmuş. Milletler Cemiyeti'nin etkisizliğinden ders çıkararak BM Şart’na göre Güvenlik Konseyi kurulmuş ama beş galip güce (ABD, Sovyetler Birliği, Çin, Fransa ve Büyük Britanya) daimi üye veto yetkisi verilmiş. Bu da Milletler Cemiyeti'nin kaçınmaya çalıştığı şeye, yani işlevsizliğe neden oluyor.
* * *
BM Şartı (Birleşmiş Milletler Antlaşması), Birleşmiş Milletler’in kuruluşunu ve işleyiş kurallarını belirleyen temel uluslararası antlaşma. 26 Haziran 1945 tarihinde San Francisco'da imzalanmış O gün New York Times şöyle yazmış : "Bu Şart ya büyük yeni bir dünyanın ruhu olacak ya da sadece bir kağıt parçası olarak kalacak." Geriye dönüp bakıldığında, sanki ikisinin de gerçekleşmediği apaçık.