Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
13°
Ara

Göz yaşartıcı gaz ve alışmak!

YAYINLAMA:
Göz yaşartıcı gaz ve alışmak!

Yurttaş anayasanın 34. Maddesine göre “ önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” der. Son yıllarda yurttaşın hak arama istekleri giderek yoğunlaşmış durumda. Neden? Sonuçtan gidelim; bilinen tüm verilere göre asgari ücret açlık sınırı ile başa baş gitmekte. Çalışanların hemen hepsi yoksulluk ücretinin altında maaş/ücret alıp, emekliler de açlık sınırının altında yaşamlarını sürdürmekte. Birde ülkenin hemen her yeri maden arama sahası haline getirildi. Üstünde yaşamımızı idame ettiğimiz bu topraklar yüzyıllardır yurttaşın ekip biçtiği, doğup büyüdüğü yerler. Bu topraklarda tarım ve hayvancılık yapılmakta yani yurttaşın geçim ve yaşam kaynağı burası. Birilerinin zenginliği için yurttaşın yurt yaptığı yerler hem de devlet eliyle talan edilmeye izin verilmekte. Sadece izin verilmekle bitmiyor karşı çıkan kim varsa yine devletin kolluk kuvvetleri tarafından güç kullanılıp darp ediliyor. Ardından gözaltı, sorgulama, tutuklama ve “fişleme”.

Ülkenin doğal bitki örtüsünü koruyup kollamak ve büyütmekle yetkili organ devlet ve kurumlarıdır. Yurttaşı ve ülke topraklarını korumak ve kollamak yine devletin yetkisinde. Peki devlet ne yapıyor?

Devlet yani iktidar ne yapıyor?

İktidarı elinde bulunduran güç yasama, yürütme, yargı başta olmak üzere kendi lehine karar aldırmakta. Bir de bunlara “yakası kalkık, omuzu kalabalık ve beli silahlı” devlet içindeki “yetkililer” ki kendi çıkar ve küpleri için kullandıkları gün gibi gerçek.  “Devlet” başlı başına bir erk değil, “kurulu sistemin” yani güçlülerin seçilen ya da atanan her kimse babasının malı gibi kullandığı bir yer. Seçilen ya da atanan çıkarları birbiriyle örtüşenler için bulunmaz bir kurum. Birde bunların arasında ne seçilen ne de atanan var ki hiç bir sorumluluk sahibi olmayıp kimine yüzde on ya da yüzde elli,  kimine seçilecek ve seçilenlere kampanyalarında her türlü desteği veren, yapacaklarına yasal zemin hazırlayan kişileri atayan yani çıkarı için sus payı dağıtan birde ağa babaları da var.

Devlet kendi içinde belli bir kuralları yasaları olsa bile seçilen ve atanan yöneticiler, çıkarları için kuralları ihlal ettiği açıkça görülmekte. Atanacak kişiler kurallara yani liyakate uygun olmasa bile geçici yasayla yasa bypass edilerek kullanacak kişiler atanmakta. Atanan kişiler seçilecek kişinin önündeki engelleri kaldırdığı gibi muhalif ya da ona alternatif olacak kişileri çeşitli bahaneler ile soruşturma açılıp tutuklayıp yargılamakta. Bu kural ve kaide “kurulu sistemin” devamını sağlamakta.

İktidarın etlisine ve sütlüsüne karışmayan ama ondan büyük oranda çıkarları için birileri yararlanmakta. Çalışanların servisi, yemeği ve giyim kuşamlarının temini hangi şirketler yapıyor? Kamu kurumlarına, malzemeyi kim temin etmekte? Kullandıkları araç ve diğer gereçleri hangi firmadan alınmakta? Kara, deniz ve havada kullanılan araçlar nasıl temin edilmekte? Devletin kamusal malı, mülkü ve gücü varken neden bunlar kiralanmakta? Kim bu firma ve kişiler? Bu şirketlere devlet yani iktidar vergilerini silip, ithalat ve ihracatta neden iltimas ve kolaylık sağlamakta?

Kurum ve kuruluşlar mutlak suretle işlerini yapacak çalışan bulmak zorunda.  Çalışan yani emekçi olmadan üretim ve hizmet yapılamaz. Başta demiştim yurttaş anayasal haklarını bilmeli ve kullanmalı. 33. ve 34 maddeler örgütlenme, toplantı ve gösteri; 51. madde çalışanların sendika kurma ve örgütlenme; bir de 90. madde var ki genel bağlayıcı hükmü var. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yer almakta.

17 milyon çalışan var, 3 milyonu sendikalı, çalışanlar öğütlenebiliyor mu? Diğerleri nerede?

Sendikalı çalışanlar çok mu mutlu?

Sosyal ve ekonomik hakları savunan sendika yöneticileri “ikiyüzlü”. Çalışanların demokratik ve ekonomik hak talepleri konusunda bu yöneticiler işveren ve devlet yöneticisinin yanında başka üyesine başka konuşmakta. Devlet yani iktidar yani seçilen ve atanan yöneticiler yurttaşı çalışanı emekçiyi yani büyük çoğunluğu korumak ve kollamak ile görevli değil mi? Çok eski bir tarihe gitmeye gerek yok 300 kişinin öldüğü Soma maden kazasında hak talep eden madencilere tekme atıp göz yaşartıcı gazı kim kullandı? Artvin'de doğa ve dereleri korumak için demokratik hakkını koruyana su ve göz yaşartıcı gaz boğulan öğretmen Metin Lokumcu'nun ölümüne kim sebep oldu? Bergama ve Ege’nin birçok köy ve kasabasında zeytin ve meyve bahçelerini maden arama için kim izin verdi ve karşı çıkan köylülere kim zor kullandı?

Başkente kadar yürüyüp sorunları ilgililere anlatmaya çalışan işçi ve köylülere kim zor kullanıp göz yaşartıcı gaz sıktı? İstanbul’un orta yeri Gezi Parkı'ndaki ağaçları sökmeye çalışan görevlilere direnen yurttaşa su ve gaz yanında plastik mermi kullanıldı. Doğayı, dereleri ve ağacı korumak suç mu? Ekonomik ve demokratik hakkını arayan madenciye hele birde açlık grevindeyken gözüne gaz neden sıkıldı? 1 Mayıs alanına (Taksim’e) girmeye çalışanlara su ve göz yaşartıcı gaz niye sıkıldı?
Neden temel insani ve demokratik hakkını arayana bu muamele edilmekte? İhale alan, yüzdelik komisyon veren işveren iktidara destek verdiğinden mi kollanmakta? Düşünen, sorgulayan ve hakkını aradığı için mi yurttaşa göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su layık görülmekte? Çalışan ve emeklilerin aldığı maaş ve ücret yemek yemeye ve uyumaya bile yetmiyor, bu durum nedir? Yurttaşın ekonomik ve politik temelde hak ve özgürlüğünü araması ne zamandır suç olmakta?
Mevcut anayasa göre göz yaşartıcı gaz, tazyikli su sıkma, baskı ve zor kullanma ne zaman yasaklanacak?

Alışıyoruz…

Yavaş yavaş ve neredeyse fark edilmez bir biçimde yoksulluğa alışıyoruz. Aynı paraya daha az ürün
ve daha düşük kaliteye. Fakat sorun sadece para değil. Sorun, bu durumu normal olarak kabul etmeye başlıyoruz. Çünkü sesimizi çıkarmamış, örgütlü olamamışız. Ve en tehlikelisi de, yoksullaşmak değil, huzursuzluğa, boyun eğmeye Sessizce kabullenmeye alışmak...”

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *