Mert 10 Mayıs'ta Eskişehir'de
Gazeteci Mert, ilk kitabı Manşet'e Giden Yol ile bu haftasonu Eskişehir'de okurlarıyla buluşuyor. Gazeteciliğe meraklı tüm gençleri ve dostlarını imza gününe davet eden Mert “10 Mayıs Pazar günü Eskişehir TÜYAP'ta imza günüm var. Ben haftayı beklemeden eşimle birlikte Nevşehir, Konya, Ankara ve Eskişehir olmak üzere Anadolu tutuna çıkıyorum. Tüm okurlarımı Eskişehir'e bekliyorum. Orada hem söyleşi yapıp hem kitaplarımı imzalayacağım. Çok keyifli bir şey. Hani kitap yazmak tabii ki keyifli ama böyle söyleşilerde, imza günlerinde, yazdığını, çizdiğini okurlarınla, dostlarınla, tanıdıklarla hatta gazeteciliğe meraklı gençlerle paylaşmak çok hoş” diye konuştu.
Yeni değil 40 yıllık düzen
Arzu hanım bu başlık ve aşağıdaki akgün ile devam eden başlığı aynı bölüm içerisinde verirsiniz ben uzun diye ara başlık attım ama konu aynı
Tutuklu bulunan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün'ün 11 ay sonra hazırlanan iddianamesini okuduğunu ifade eden Mert, dosyada dikkat çeken ayrıntıları değerlendirdi: 3093 sayfalık iddianameyi okudum hatta gazetemizde de manşet yaptık. Köşe yazımda da dedim “Akgün'ün iddianamesi bize ne açıklıyor?” Şunu açıklıyor arkadaşlar. Öncelikle ben 40 yıla yakındır Büyükçekmece'de yaşıyorum. 35 yıldır gazetecilik yapıyorum. Hasan Akgün de 40 yıla yakındır belediye başkanı ve Büyükçekmece'de yaşıyor. Aslında bu iddianamede geçenler yeni değil bilindik bir düzen. 40 yıldır devam eden bir belediyecilik düzeni. Eskiden beri mesela bu belde belediyeleri vakıflar kurarlardı. Vakıfa yardım adı altında o parayı e kendileri harcardı.
Nasıl oluyorsa işte belediyeler iflas ederdi. Belediye başkanları zenginleşirdi. Hasan Bey de spor kulübü kurmuş. “Kulübe yardım, basketbolcu alacağım, para lazım” diyerek paralar toplamış. Bunların içerisinde Kemal Şahin, tanıdık bir iş insanı... Almanya'da yatırımları var. Kalkmış konuşmuş demiş ki, "Kardeşim ben inşaat yapacaktım, proje yapacaktım. Hasan Bey bana geldi, aradı dedi ki, 'Kulübe yardım etmezsen, şu kadar parayı vermezsen senin işlerin yürümez.' Ben de vermek zorunda kaldım.” Verdiği rakam da 40 milyon. 45 yıl önceki rakamlar. Daha sonra Kemal Şahin'le başlayan bu zincir devam etmiş. Büyükçekmece'de inşaat yapan ne kadar firma varsa projeleri, ruhsatları rahat ilerlesin diye para yatırmışlar. İçlerinden bir iki tanesi yatırdığı paraya ruhsat numarası, proje numarası da vermiş. Bunları da savcılık çok net olarak rüşvet olarak algılamış. Bir tane dosya bu aslında. İddianame şu anda mahkemeye gönderildi ama mahkemenin kabul edip etmediğini bilmiyoruz.Duruşma tarihi belirleyecek.
Akgün'ün yeniden başkan olma ihtimali yok
Hasan Bey'in çocuklarının üzerinde bulunan evler, villalar, araziler, arsalar, benzin istasyonları, işletmeler. İfadeleri okudum. Çocuklar diyor ki “Biz ailecek zenginiz. Babam bunları belediyeden almadı, vermedi. Ben ailemin yardımıyla, birisi diyor düğün takımla, öbürü diyor destekle, öbürü diyor borçla ev aldım. Ev nedir? Bugün 40-50 milyon değerinde en azı villalar hayatın olağan akışına uygun değil. 22 yaşında birdenbire 7 tane villa sahibi oluyorsunuz. Savcılık bunları koymuş dosyaya. İşte Ali Nuhoğlu var. Şunu verdim, şu evi verdim, bunu aldım. Burda ben, üzen şey bu yeni bir şey değil ki. Yıllardır yani 50 yıldır, 100 yıldır devam eden belediyecilik olayları. Eğer bugün İBB operasyonu olmasaydı, Ekrem İmamoğlu operasyonu olmasaydı bunlar olmayacaktı. Hasan Bey yine alışılmış düzeni devam ettirecekti ve Hasan Bey'in en son belediye meclisinde ben hatırlıyorum geçen yıl bu zamanlar elinde Büyükçekmece'nin 50 yıllık projesi diye kitapçık vardı. Yani 50 yıl daha büyük çekmeceyi yönetmeyi düşünüyordu. İBB operasyonu oldu. Hasan Bey şu an tutuklu. Geri gelme ihtimali zayıf. Yeniden belediye başkanı olma ihtimali zayıf. Hasan Akgün gibi bugün İstanbul'da, Türkiye'de birçok belediye başkanı bu yöntemlerle başkanlık yapıyor.
Kayyumları başarılı buluyorum
Mert, Esenyurt'ta kayyum belediye başanlığının gayet iyi gittiğini söyleyerek “ Esenyurt'ta bir belediye başkanı alındı. Kayyum yönetimini ben çok beğeniyorum arkadaşlar. Kayyum olağanüstü bir yönetim sergiliyor. Büyükçekmece'de Hasan Akgün içeride ama son bir yıldır bana maaş alamıyorum şikayeti gelmiyor. Belediyede şunlar oluyor, bunlar oluyor, yolsuzluk oluyor şikayeti gelmiyor. İyi tarafından da bakmak lazım. Kimse kusura bakmasın. Belediyede orada işte 2000 tane adam çalışıyor. Gidin anket yapın. Son bir yıllık yönetimden çalışanlar memnun. Çevre halkı memnun, insanlar memnun. Üzgünüm” dedi.
CHP ikinci partilikten kurtulamaz
Mert, Arif Kocabıy'ın CHP'ye katıldıktan sonra üyeliğinin dondurulması konusunu şu sözlerle değerlendirdi: İşte hep eleştiriyoruz ya CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i, partinin doğru yönetilmediğini, bir dernek mantığıyla yönetildiğini, bir sistemi olmadığını, bir akıl yönetimi olmadığını,disiplin kurulu olmadığını... Millete rezil olduktan sonra da 'vay efendim biz bu adamın bilmiyorduk böyle olduğunu. Üyeliğini dondurduk' Günaydın. Sen ana muhalefet partisisin. Yarın belki de ülkeyi yöneteceksin ya da yönetmeye adaysın. Daha bir üyenin kim olduğunu bulamıyorsun, bilemiyorsun. Toplumdan tepki aldığın için üyeliğini dondurdun. Bunu şu açıdan bakmak lazım. Siyasi mesajı falan filan boş ver. Tıpkı Fenerbahçe'de olduğu gibi iyi yönetilmediği için bu sene de şampiyonluğu kaybettiler. CHP'de iyi yönetilmiyor. Sırf AKP ve Tayyip Erdoğan tepkisinden dolayı bu oylar oraya gidiyor ve o oylar o siyasi partiyi ikincilikten kurtarmaz.
Gül'ün de sonu diğerleri gibi olur
Abdullah Gül'ün yeniden parti kurmaya çalıştığı iddiaları ve bunun ülke siyasitene yansımalarının çok güçlü olmayacağını ifade eden Mert şu yorumu yaptı: Bu memlekete yeniden parti kuran Ahmet Davutoğluları, Ali Babacanlar, Muharrem İnceler, Mustafa Sarıller ne hale geldiyse Abdullah Gül de kursa o hale gelir. Mesela şey Yavuz Ağır Alioğlu Anahtar Partisi'ni kurdu. İYİ Parti'nin içerisinden çıkan bir parti fakat iktidara çalışan, iktidara yaramaya çalışan. Neden? Bunun sonucu da işte ülke genelindeki bir iki ay içerisinde teşkilatlanma, kira bulma, para bulma bunlar kolay şeyler değil. Katılıyorum. Bu arada ben Yavuz Bey'i beğenirim. O ayrı bir şey. Fakat maalesef biz bu ülkede çok şeyleri gördük. Dolayısıyla Abdullah Gül'ün de böyle bir fikri olduğunu düşünmüyorum. Fehmi Koru gibi biraz Abdullah Gül'e yakın, Tayyip Erdoğan'a uzak insanların ortaya attıkları Bülent Arınç gibi isimşerin 'ortalığı biraz karıştırayım' geçişleri. Abdullah Gül'den istifade eden isimlerin ortaya attığı, getirdiği bir söylenti olduğunu düşünüyorum.
Sadettin Saran neden aday oldun?
Fenerbahçe'deki yaklaşan seçim sürecinde başkan adaylarını ve kulüp için en doğru tercihin kim olacağı sorusunu yanıtlayan Mert “Çok net görüldü ki Saadettin Saran tam bir fiyasko çıktı. Kulübün bir yılını yedi. Birdenbire hakkında bir sürü olaylar çıktı. Hapse girme korkusu çıktı. Arkadaş senin madem böyle bir sorunların vardı, niye aday oluyorsun? Niye Fenerbahçe'yi meşgul ediyorsun? Yani mesela ona oy verenler şimdi bugün gidip kulübü bassa, 'Saran biz sana bunun için mi oy verdik?' dese. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Geliyorsunuz başkan seçiliyorsunuz 6 ay sonra ben yokum. Niye oldun kardeş o zaman? Niye aday oldun? Niye gelip insanları kandırdın? Niye o kadar kürsülere çıkıp böyle ağzından alev çıkar gibi kükredin? Şimdi yoksun. Açıkça şimdiye kadarki aday adayları içerisinde ben en çok Mehmet Ali Aydınları beğendim. Konuşmasını, ekibini, çalışmasını, dizaynını. Ha burada söylentiler var. İşte Mehmet Aydınlar Tayyip Erdoğan'ın adamıdır.
Bilal Erdoğan'la çalışıyor. Bilal Erdoğan'ın Katar'da iş adamı arkadaşları var. Katar'dan fon getirecekler. Kulübü ele geçirecekler. Arkadaşlar şimdi Fenerbahçe Türkiye'de bir siyasi oluşumda, bir herhangi bir olumsuzlukta en büyük sivil toplum örgütü refleksi gösteren bir topluluktur. Fenerbahçe Cumhuriyetidir. İktidar da böyle bir eee etkiyi elinde tutmak istiyor. Bu normal bir davranış. Yani ben de Bilal Erdoğan olsam, Tayyip Erdoğan olsam tabii ki Fenerbahçe'yi kontrolünde tutmak isterim. İstemek başka bir şey. Sen Fenerbahçesin kardeşim. Sen kongre üyesisin. Sen gideceksin düzgün yönetim seçeceksin. Çatır çatır futbolcular alacaksın. Şampiyon olacaksın. Yürüyeceksin. Ben açık söyleyeyim Fenerbahçe'yi bir süre daha zor günler bekliyor.
Ne kiracı memnun ne ev sahibi
TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verileri ile birlikte yeni kira zam oranı %32.43 olarak açıklandı. Mert, bu oranlara hem kiracı hem ev sahibi açısıdan değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek “Kiracı maaşı enflasyonun altında eziliyor. Kira artışına yetişemiyor. Ev sahibi elinde bir tane evi var. Aldığı kira bir işe yaramıyor. Artışlar enflasyonun altında eziliyor. Yani hiçbir taraf mutlu değil. Buradaki sorun artış değil. Sorun konut arzı yetersizliği, enflasyonun yüksekliği, kiracıların, vatandaşın maaşının yetersizliği. Bunu ortadan kaldırmadan yani bataklığı kurutmadan sinek ortadan gitmez. Bataklık nedir? Enflasyonu düşüreceksiniz. Konut arzını yükselteceksiniz. Halkın gelirini artıracaksınız. İnsanların gelirini artıracaksınız. Bunlar ortadan kalkmadan üzgünüm.
Oranlar belki değişir. %30 olur, 40 olur, 35 olur ama sorunlar ortadan kalkmaz.
İlişkilerde denge olmalı
Birincisi sağlıklı ilişkilerde bakın işin ucunda aşk olsun, arkadaşlık olsun, dostluk olsun sağlıklı ilişkilerde bunlar olmaz. Sağlıklı ilişki ne demektir? Dengedir. Dengede tutacaksınız. Sevgilinizle dengede, arkadaşınızla, ailenizle, ananızla, babanızla, çevrenizle. Şimdi sadece arkadaşlığı unutulmuyor. Dengesiz ilişkiler ne yapıyorlar? Kadın olsun, erkek olsun bir takım yasaklar koyuyorlar. Şununla görüşmeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu aramayacaksın. Bu ilişki midir Allah'ını seversen? Ve bu tür ilişkilere bakıyoruz uzun soluklu olmuyorlar. Şimdi düşünsenize ben bir bekarım. Sevgili buldum. Sevgilimin şartları var. Arkadaşlarımı aramıyorum. Her zaman gittiğim yere gitmiyorum. Her zamanki dostlarımla buluşmuyorum. Bu aşk yürümez arkadaş. Bu aşk yürümez. Bakın kendimden biliyorum. 30 yılı aşkındır aynı kadınla evliyim. İki evladım var.
Ne zaman başımız sıkışsa, ne zaman bir sorun yaşasak, ilk kapısını çaldığımız yer dostlarımızdır, arkadaşlarımızdır. Arkadaşlık, dostluk böyle kıymetlidir. Eğer sevgili yüzünden arkadaşını, dostunu ikinci plana atan bir ilişki varsa o ilişkiden de hayır beklemezsiniz.
Kimlikle sigara satışı uygulaması delinir
Türkiye'de sigaranın kimlikle satışının doğru bir karar olduğunu fakat kapalı yerlerde sigara içme yasağının sağlıklı bir şekilde kontrol edilemediği gibi bununda mümkün olmayacağını ifade etti:
Bir takım adımlar geliyor. Orada bir sorun yok. Uyuşturucunun yasaklanması için, sigaranın yasaklanması için... Hatta 2040'a doğru sigaranın tamamen yasaklanması da gündemde Birincisi, bizim ülkemizde 18 yaş altına sigara satılmıyor diyoruz. Oysa bizim halkımız bir yolunu buluyor.
E 18 yaş altına da sigara satılıyor. Herkese de satılıyor. Kimlik olsa da buna bir kulp bulunucaktır. Bir fiyat dengesi düzeni getirilebilir diye düşünülmüştür. Mesela birtım engellerle, yasaklarla sigarayı engellemek yerine insanlara daha yapıcı anlatımlarla, ailelerde sigaranın zararlarının anlatımıyla, okullarda sigaranın zararının anlatımıyla veya kültürün anlatımıyla daha başarılı olunacağını düşünüyorum. Yine yasağa rağmen hala bu ülkede mekanlarda sigara rahat içiliyor. Arabalarda, taksilerde içiliyor. Otellerde içiliyor. E bunlar ortadan kaldırdı mı bu yasaklar?
Dolayısıyla kimlikle satışla kaldırmayacak. Ha gene de iyi tarafından bakalım biz. Bir şeyler düşünülmüştür, yapılmaya çalışılıyordur. Gençleri daha sağlıklı ortamlarda yaşatmak için doğru bir adım diye düşünüyorum.”