Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
5°
Ara

Mirasın kalbine beton

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Mirasın kalbine beton

Bir kentin hafızası taşlarında saklıdır. Binlerce yıl öncesinden bugüne kalan her sütun, her yazıt, her kırık seramik bir arkeolojik bulgu değil; insanlığın ortak hikâyesidir. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Efes Antik Kenti, tüm dünyanın emanetidir. Ancak bugün bu emanet, göz göre göre talan ediliyor.

Büyük Tiyatro’nun basamaklarında binlerce yılın sesi vardır. Ancak bugün Efes, tarihin yükünü değil; ihmalkârlığın, denetimsizliğin ve göz yumulan talanın ağırlığını taşımaktadır.
Ağaç dikmek dahi yasakken bugün tarihin ve insanlık mirasının tam kalbine beton dökülmektedir. Definecilerden kaçak kazılara, kontrolsüz ziyaretlerden rant odaklı projelere kadar uzanan bu tablo, Efes’i bir açık hava müzesinden çok savunmasız bir alan haline getiriyor. Her kırılan taş, yerinden oynatılan her parça yalnızca bir kalıntının değil, geçmişle kurduğumuz bağın da koparılması anlamına geliyor. UNESCO etiketi, ne yazık ki tek başına koruyucu bir kalkan olmuyor; bu mirası koruyacak irade ve kararlılık olmadan, liste yalnızca bir vitrin süsü olarak kalıyor.

Efes’teki talan yalnızca fiziki yıkımla sınırlı değil. Bilimsel kazıların yavaşlatılması, uzman görüşlerinin göz ardı edilmesi ve koruma-kullanma dengesinin bozulması da bu kültürel erozyonun bir parçası. Turizm gelirleri uğruna tarih hızla tüketiliyor; kalabalıkların ayak izleri, binlerce yıllık taşların üzerinde geri dönülmez izler bırakıyor. Oysa kültürel miras, tüketilecek bir meta değil; korunacak, gelecek kuşaklara aktarılacak bir emanettir.

Bu noktada sorumluluk yalnızca devlete ya da yerel yönetimlere ait değildir. Toplum olarak, “taş üstüne taş koymak” ile “taşı yerinden sökmek” arasındaki farkı idrak etmek zorundayız. Denetimlerin artırılması, kaçak kazılara karşı caydırıcı cezaların uygulanması ve koruma politikalarının bilimsel temelde yürütülmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.

Efes susuyor; ama bu sessizlik bir kabulleniş değil, bir uyarıdır. Eğer bugün bu talana dur demezsek, yarın çocuklarımıza anlatacak bir Efes hikâyesi bile kalmayabilir. UNESCO mirası olmak, bir ayrıcalık değil; ağır bir sorumluluktur. Ve bu sorumluluk, hepimizin omuzlarındadır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *