Bir annenin ardında bıraktığı millet!
Bazı isimler vardır; bir milletin hafızasında sadece bir kişi olarak değil, bir değerin, bir duruşun, bir direncin adı olarak yaşar. Zübeyde Hanım işte o isimlerden biridir. Onu anmak, yalnızca Mustafa Kemal Atatürk’ün annesini hatırlamak değildir; aynı zamanda bir milletin yeniden doğuşunda emeği olan görünmez bir kahramanı saygıyla selamlamaktır.
Zübeyde Hanım, Osmanlı’nın çözülme döneminde, yoklukların ve belirsizliklerin içinde evlat yetiştiren bir Anadolu kadınıydı. Hayatın ona sunduğu acılar az değildi; evlat kayıpları, göçler, savaşların gölgesi… Ama o, bütün bu zorluklara rağmen dimdik durmayı başardı. İnancı, sabrı ve kararlılığıyla sadece bir evlat değil, geleceğin liderini yetiştirdi.
Mustafa Kemal’in kişiliğinde gördüğümüz cesaret, vatan sevgisi ve bağımsızlık tutkusu tesadüf değildir. Zübeyde Hanım’ın verdiği terbiye, aşıladığı ahlak ve özgür düşünce anlayışı, onun karakterinin temel taşlarını oluşturmuştur. Zübeyde Hanım, oğluna sadece okuma yazmayı, dini bilgileri ya da gelenekleri öğretmedi; en önemlisi haysiyetli bir duruşu, doğru bildiğinden vazgeçmemeyi ve milletine karşı sorumluluğu öğretti.
Bugün Zübeyde Hanım’ı ölümünün 103’üncü yılında anarken, aslında tüm fedakâr anneleri de anıyoruz. Cepheye evlat gönderen, yoklukta çocuk büyüten, sessizce ama onurla mücadele eden kadınları… Çünkü bu ülkenin temelleri sadece cephede atılan kurşunlarla değil, evlerde verilen emekle, anaların duasıyla ve sabrıyla da atılmıştır.
Zübeyde Hanım’ın mezarı başında edilen her dua, geçmişle bugün arasında kurulan bir köprüdür. O köprü bize şunu hatırlatır: Büyük liderler, güçlü annelerin eseridir. Bir milletin kaderi bazen bir annenin dizinin dibinde şekillenir.
Zübeyde Hanım’ın hayatı, kadının toplum içindeki yerini ve gücünü de en yalın haliyle anlatır. O, dönemin tüm baskılarına ve sınırlamalarına rağmen aklıyla, sezgisiyle ve iradesiyle hareket etmiş; evladının çağın ilerisinde bir eğitim alması için mücadele etmiştir. Kimi zaman eleştirilmiş, kimi zaman yalnız bırakılmış ama doğru bildiği yoldan sapmamıştır. Bu yönüyle Zübeyde Hanım, yalnızca bir anne değil, aynı zamanda sessiz bir aydınlanma meşalesidir.
Bugün Zübeyde Hanım’ı anmak, geçmişe dönük bir vefa borcunu yerine getirmenin ötesinde anlam taşır. Bu anma, annelerin toplumun geleceğini şekillendirmedeki rolünü yeniden hatırlamak ve onlara hak ettikleri değeri vermek çağrısıdır. Zübeyde Hanım’ın bıraktığı miras; güçlü bireyler yetiştiren, sorgulayan, düşünen ve özgür nesiller idealidir. Onu anarken, bu mirasa sahip çıkmak da hepimizin ortak sorumluluğudur.
Onu saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Zübeyde Hanım, sadece Atatürk’ün annesi değil; bu toprakların vicdanı, Anadolu kadınının asaleti ve bir milletin geleceğine atılan sessiz ama güçlü bir imzadır.