Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
4°
Ara

Boğazın dört manevi bekçisi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Boğazın dört  manevi bekçisi

İstanbul Boğazı… Bir yanda Karadeniz’in hırçın soluğu, diğer yanda Marmara’nın ağırbaşlı sakinliği. İki deniz arasında gidip gelen akıntıların, rüzgârların, sislerin bildiği bir sır vardır burada: Denizcilerin yüzyıllardır inandığı dört manevi bekçi. Aziz Mahmud Hüdayi, Yuşa Hazretleri, Telli Baba ve Yahya Efendi… Boğaz’ın görünmeyen, ama varlığı hissedilen koruyucu hattı.

Bu inanç, bir masal gibi anlatılır. “Boğaz dalgalanır, ama yalnız bırakmaz kimseyi,” der eskiler. Çünkü bir gemi kaptanı gece seferine çıkarken rotasını yalnız pusulayla değil, gönlünün bildiği bu dört noktaya selam vererek çizer.

Aziz Mahmud Hüdayi, Üsküdar’ın ruhuna işlemiş bir isimdir. Rivayet edilir ki, sulara bakarken dualarıyla denizcilerin yoluna ışık olurmuş. Neyin kırılacağını, neyin sakinleşeceğini bilen bilge bir el gibi hissedilir. Üsküdar kıyılarında rüzgârın bir anda yön değiştirmesi bile Hüdayi’nin sessizce “yolunuz açık olsun” deyişi gibi yorumlanır.

Boğazın kuzeyine doğru çıktığınızda, tüm şehri yukarıdan izleyen Yuşa Tepesi belirir. Yuşa Hazretleri’nin türbesi, bir tepenin üzerindeki uzun, dingin bir çizgi gibi… Denizciler ona yüksekten bakan bir göz, fırtınada bile rehberliğini eksik etmeyen bir zirve olarak bakar. Belki de bu yüzden, boğazın üzerinde dolaşan sis bulutları Yuşa Tepesi’ne yaklaşırken hep bir saygı gösterirmiş gibi yavaşlar.

Sarıyer kıyılarında ise bambaşka bir hikâye saklıdır: Telli Baba… Rivayetlerin en romantik olanı. Onun türbesi, hem denizciler hem de dilek sahipleri tarafından ayrı bir sevgiyle anılır. Bir düğüm, bir tel, bir dua… Denizciler Telli Baba’yı Boğaz’ın şefkatli eli gibi görür. Bir fırtına geldiğinde bile, o kıyıya yaklaşmanın içlerini rahatlattığını söylerler.

Ve elbette Yahya Efendi Hazretleri… Beşiktaş sırtlarında, çınarların gölgesine emanet edilmiş bir sükûnet noktası. Osmanlı’nın sultanlarıyla konuşmuş bir alim, ama aynı zamanda denizcilerin gönlünde Boğaz’ın adil, dengeli hakemi. Akıntıların burada neden sakinleştiğini kimse bilimle açıklamaya çalışmaz; herkes Yahya Efendi’nin duasına yorar.

İstanbul Boğazı’nın dört manevi bekçisi… Belki kimine göre yalnızca güzel anlatılmış bir efsane. Ama Boğaz’da çalışan, seyreden, sefer yapan herkes bilir ki bu inanç, suyun üzerindeki görünmez bir ağırlığı hafifletir. Bir gemi, köprülerin altından geçerken bu dört noktadan birine mutlaka göz ucuyla bakar; o bakışta hem saygı hem de yılların denizci geleneği vardır.

Belki de Boğaz’ı diğer tüm su yollarından ayıran tam da budur: Burada dalgalar sadece coğrafyayla değil, insan hafızasıyla da konuşur. Rüzgârın taşıdığı dualar, kıyılara sarılmış türbeler ve denizcilerin gönlünde iz bırakan bu dört manevi bekçi…

Boğaz, bu sessiz bekçiler sayesinde yalnızca bir su yolu değil; kuşaklar boyu süren bir inancın, bir güven hissinin ve İstanbul’a özgü bir derinliğin mekânıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *