Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
23°
Ara

CHP’nin hikayesi artık sadece seçim sonuçlarıyla değil, kriz yönetimiyle de yazılıyor…

YAYINLAMA:
CHP’nin hikayesi artık sadece seçim sonuçlarıyla değil, kriz yönetimiyle de yazılıyor…

1977’de Bülent Ecevit liderliğinde yüzde 42 oy alarak rekor kıran CHP, o günden bu yana iktidar yürüyüşünü yeniden başlatmanın arayışı içinde. 2000’li yıllarda Deniz Baykal ile toparlanma sinyalleri veren parti, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde yüzde 25 bandını aşarak önemli bir eşiği geride bıraktı.

Ancak ne olduysa bundan sonra oldu.

2018’de ittifak siyasetiyle girilen seçimler, 2023’te zirve yaptı ama sonuç değişmedi. Millet İttifakı genişledi, oylar arttı, fakat iktidar değişmedi. CHP, sayısal olarak büyürken siyasal olarak iktidar alternatifi olmayı başaramadı.

Ve şimdi 2026…

Bugün tablo sadece bir seçim başarısızlığı değil; çok daha derin bir güven krizi.

Bir yanda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte çok sayıda belediye başkanı ve bürokratın mahkeme süreçleriyle gündeme gelmesi…
Diğer yanda parti içinde bitmek bilmeyen hizip savaşları…

Ortaya çıkan manzara, seçmene umut değil, belirsizlik veriyor.

Bir yanda Butlancılar, diğer tarafta Şutlancılar

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı sonrası yaşanan “butlan” tartışmaları, partiyi adeta ikiye böldü. Bir tarafta “Butlancı” olarak anılan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi… Diğer tarafta bugün “Şutlancı” eleştirilerinin hedefinde olan Özgür Özel liderliğindeki yeni yönetim…

Dün değişim diyenler bugün tasfiye ile suçlanıyor, dün eski yönetimi eleştirenler bugün aynı yöntemlerle itham ediliyor.

Kısacası CHP, kendi içinde bir siyasi hesaplaşmayı kamuoyu önünde yaşamaya devam ediyor.

Oysa bu tablo CHP için yeni değil. Daha derinde, yıllara yayılan bir alışkanlık var.

CHP’nin uzun yıllardır muhalefetin doğal merkezi olmanın verdiği refleksle, kendisini diğer tüm yapılardan daha yukarıda konumlandırdığı yönünde güçlü bir eleştiri var. Bu yaklaşım zamanla partiyi, eleştirdiği siyasi yapılara benzeten bir süreci de beraberinde getirdi.

Bugün gelinen noktada ise tablo daha çarpıcı:
Bırakın toplumun farklı kesimlerini aynı masa etrafında toplamayı, aynı rozeti taşıyan, aynı partiye gönül vermiş insanlar bile farklı fikirlerle bir araya gelemiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’cular, Özgür Özel’ciler, Ekrem İmamoğlu’cular…

Ortaya çıkan bu ayrışma sadece isimler üzerinden okunacak bir tablo değil. Bu, yıllardır ilke siyaseti yerine kişi siyasetine teslim olunmasının doğal sonucu.

Çünkü CHP’de siyaset kişiler üzerinden yürütüldü, fikirler geri plana itildi.
Fikirler geri çekildiğinde ise geriye sadece güç mücadelesi kaldı.

Bugün toplumun gördüğü de tam olarak bu:
Birbirini dinleyen kadrolar değil, birbirinin üzerine basarak yükselmeye çalışan gruplar…

Bu görüntüden sonra sorulması gereken soru çok net:
CHP, halkın karşısına hangi “birlik” söylemiyle çıkacak?

Birlik ve beraberlik vurgusu yapan bir siyasi hareketin, önce kendi içinde bu samimiyeti ve tutarlılığı göstermesi gerekmez mi?

Türkiye’de milyonlarca insanın tek derdi daha iyi yaşamak, adil bir düzen görmek.
Ancak aynı insanlar bugün şu soruyu soruyor:
“Kendi içinde uzlaşamayan bir yapı, ülkeyi nasıl uzlaştıracak?”

Ayrımsız, gayrımsız herkesin zihninde oluşan bu soru, aslında CHP’nin bugün karşı karşıya olduğu en büyük siyasi sınavdır.

En yüksek oy oranından koşar adım tarihinin en düşük güven seviyesine…

CHP, tarihinin en yüksek oy oranlarından birine ulaşmış olabilir. Ama aynı anda, belki de tarihinin en düşük güven seviyelerinden birine doğru sürükleniyor.

Siyaset sadece oy oranı değildir.
Algıdır, güvendir, istikrardır.

Ve en önemlisi, seçmene umut verebilmektir.

Bugün CHP’nin en büyük sorunu: Umut olmak yerine, kendi iç krizlerinin gölgesinde umutsuzluk üreten bir görüntü vermesi.

Eğer bu tablo değişmezse, sorun sadece bir seçim kaybı olmayacak…
Bir siyasi kimlik erozyonuna dönüşecek.

Siyaset boşluk kabul etmez.
Ve seçmen, kendi kavgasını bitiremeyenlere ülkenin kavgasını teslim etmez.

-- 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *