Oscarlık oyuncular (2)
Oyuncu ses, beden, jest ve mimiklerini kullanarak bir karakteri ya da durumu canlandıran meslek grubuna verilen unvandır. Bunlar tiyatro, film, televizyon, radyo ve diğer sahne sanatları mecralarında görev alırlar. Görsel sanat oyuncuları oyun bittiğinde her günkü gibi gündelik yaşamlarına devam eder. Gündelik yaşamlarını aldıkları ücret ile idame ettirirler. Oyuncu yaşamını ve mesleğini geliştirmek için bu ücreti hak ettiğini bilir. Oynadığı oyuna kendini kaptırmadığı gibi toplumsal yaşamdan da ayrı kalmaz.
Kimi oyuncular var ki oynadı role kendini kaptırmakta. Rolün gereği kimi silahşor, komutan, kral ya da kraliçe kimi vatan kurtaran, çağ atlatan olarak oynar. Rolü iyi ya da kötü karakterli olabilir ama onu iyi oynayan aktör seyirci ve dinleyici tarafından geri dönüş beğeni ve alkış alır takdir edilir.
Toplumsal yaşamda roller gerçektir kimse oyun yapmaz provası bile yoktur. Ağızdan çıkan bir söz, yapılan bir mimik hareketi, kaleme alınan yazı, olaylara müdahale edenin kişilik karakterini ortaya çıkarır. Derste öğretmenin sorduğu soruya hemen yanıt veren ile ilgisiz kalan öğrenci öğretmen tarafından dikkatle izlenir. Okulda, çalışma yaşamında ya da yaşamın herhangi bir yerinde öğreticinin bir kere gösterdiğini veya söylediğini tekrar etmeden yapan öğrenci öğretici tarafından dikkate alınır. Dahası bir kere söylenip gösterildiğini hafızasına kazıyan keza ona geçmiş bilgi ve becerilerini de katarak içerik ve biçim veren daha da dikkatli izlenir. Oyuncu bu üç durumun hangisi olursa olsun ona kendinden bir şeyler katarsa değerli olur.
Dünden bugüne seçilen veya atanan politikacı, akademisyen, yazar ya da toplumsal yaşamda görev üstlenen kişi kendine gerçek bir rol biçmiştir. Oynadıkları gerçek bir yaşamdır. Hangi görevi üstlenirlerse üstlensinler yaşamda prova yoktur, arkadan kimse replik vermez. Dün yaptığını bugün inkâr etmek ya da dün dünde kaldı bugüne bakalım demek omurgasızlığın en belirgin halidir.
Çok uzaklara gitmeye gerek yok kurulu sistemin ekran yüzlerini her geçen gün açıkça görülmekte. Kendini pazarlamak için hemen her şeyi yapanlar adli soruşturma olduğunda hemencecik suratları değişmekte. Toplumun bir kesiminin inandığı değerleri ağzına alıp sonrada “beni kandırdılar” demekte.
Kurulu sistemin seçilen veya atanan kişileri özellikle son birkaç yıldır her yılbaşı geldiğinde o yıla bir anlam yüklemekte. Kadın ve kızları koruma yılı dediler ama onları koruyamadılar ve hala ölümleri devam etmekte. Emekli yılı dediler “tüik’in” enflasyonu bile yüzde 40’larda iken yüzde yirmiyi bu yıl ise yüzde 12’yi layık gördü. Aile yılı deyip toplumun en küçük çekirdeğini bile yaşamını idame edememe durumuna getirdi.
İktidara muhalif parti oylarıyla seçilenler son günlerde iktidara koşar adım gitmekte. Dün iktidara muhalif olan parti ve kişiler bugün onun “müttefiki” ya da “emir eri” olmuş. Hatta kimileri onun bakanı ve meclis başkanı olduğu bir gerçek. Bir gerçek daha var ki evlere şenlik. 12 Mart ve 12 Eylül askeri faşist darbelerinde mağdur olduğunu söyleyen birileri kimlere destek verdiklerini gayet iyi biliyor. Askeri Faşist Darbelerin büyütüp beslediği kurulu sistemin parçasına “yetmez ama evet” diyen kim? Onlara şarkı türkü yazıp söyleyen kim? Onları şirin göstermek için toplumsal mücadelenin bedel ödemiş kararlı ve inançlı kişileriyle aynı kefeye koyan kim?
Yaşamlarında sorumluluk almayıp birilerinin yaptıklarına konan ama onu bile işlevli hale getirmeyip batıranlar şimdi tekrar sahnede yerini almakta. Zoru gördüğünde sıvışıp kaçan kurulu sisteme biat eden her dönemin şahısları topluma kılavuz olacakmış. Dün yaptıkları unutulmuş gibi günümüzde hangi yüzle arzı endam eder?
Geride bıraktıkları enkaz ve dağılmış ilişkiler nasıl unutulur?
Seçilen, atanan ya da kendince sorumluluk alan birileri çıkarları için rol yapmaya hala devam etmekte.
Başta ABD başkanı olmak üzere tüm yöneticiler Oscar’a aday olmalı siz ne dersiniz?