Açlık çocukları suça sürüklüyor
Açlık, yalnızca mideyi değil; vicdanı, umudu ve geleceği de kemiren sessiz bir felaket. Bugün Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde binlerce çocuk, yeterli ve dengeli beslenemediği için hem bedenen hemde ruhen yoksun büyüyor. Daha da acısı, bu yoksunluk hali çocukları suça sürükleyen en önemli nedenlerden biri haline geliyor.
Bir çocuğun aç karnına okula gitmesi, derse odaklanamaması ya da hiç gidememesi sıradan bir istatistik değildir. Açlık; eğitimden kopuşu, sosyal hayattan dışlanmayı ve en sonunda “hayatta kalma” refleksiyle yanlış yollara sapmayı beraberinde getirir. Sokakta mendil satan, çöpten kağıt toplayan, yaşıtları parkta oynarken çalışmak zorunda kalan çocukların önemli bir kısmı, zamanla suç örgütlerinin ve çetelerin kolay hedefi haline geliyor.
Çünkü açlık, çaresizliği büyütür. Çaresizlik ise suça açılan kapıyı aralar. Bir çocuğa “yanlış” dediğimiz davranışın arkasında çoğu zaman boş bir buzdolabı, ödenemeyen faturalar ve eve götürülecek bir ekmek kaygısı vardır. Suç, bu çocuklar için bir tercih değil; çoğu zaman dayatılmış bir sonuçtur.
Sosyal devlet anlayışı tam da burada devreye girmelidir. Ancak bugün gelinen noktada, sosyal desteklerin yetersizliği, denetimsizlik ve plansızlık çocukları korumak yerine kaderleriyle baş başa bırakıyor. Okullarda ücretsiz ve nitelikli yemek uygulamalarının yaygınlaştırılmaması, ailelerin düzenli gelirden yoksun bırakılması ve çocuk işçiliğinin önüne geçilememesi, sorunun derinleşmesine neden oluyor.
Bir çocuğun suçla tanışması, sadece o çocuğun hayatının kararması değildir; toplumun geleceğinin de yara almasıdır. Bugün açlıktan suça sürüklenen çocuklar, yarın eğitimden kopmuş, travmalı ve sisteme yabancı bireyler olarak karşımıza çıkar. Bu durum, güvenlik sorunlarından sosyal çöküşe kadar uzanan zincirleme bir etki yaratır.
Unutulmamalıdır ki çocukları suçtan korumanın yolu daha fazla ceza değil, daha fazla merhamet ve adalettir. Doyan bir çocuk suça yönelmez. Okula giden, oyun oynayan, hayal kurabilen bir çocuk karanlık çevrelerin eline düşmez. Bu nedenle çözüm; sosyal yardımları artırmak, aileleri desteklemek, çocuklara eşit eğitim ve beslenme imkânı sağlamakla mümkündür.
Açlık bir kader değildir. Çocukların suça sürüklenmesi de… Asıl kader, görmezden gelmektir. Eğer bugün açlığı görmezsek, yarın suçu konuşmak zorunda kalırız. Oysa yapılması gereken bellidir: Çocukları doyurmak, korumak ve geleceğe umutla bakmalarını sağlamak. Çünkü bir ülkenin gerçek zenginliği, tok ve güvende büyüyen çocuklarıdır.