Oscarlık oyuncular (1)
Oyuncu günümüzde dramatik ya da komedi yapımda rol alan sinema, televizyon, tiyatro veya radyoda bir karakteri canlandıran sanatçıdır. Rol alan oyuncunun, ruh durumunu yaratıcı konuma getirmesi ve bunu istemli bir şekilde oluşturması amaçlanır. Bu açıdan oyuncunun o anda oynadığına gerçekmişçesine inanması gerekmektedir. Oyuncu rolüne hazırlanırken, kendi anılarından bir kaynak olarak faydalanabilir ancak, yalnızca bu duygularla değil, oynadığı rolün çevresini, koşullarını iyice araştırarak bunların hepsinin üzerine, kendi düş gücünü de koyup rolüne hazırlanır.
Sinema ve diğer görsel sanatlarda geçen yüzyılın başında ABD'de Akademi Ödülleri adıyla filmdeki sanatsal ve teknik başarıya göre ödül verilmeye başlandı. ABD de Sinema Sanatları ve Bilim Akademisi tarafından oy kullanan üyelerin değerlendirmesine göre sinematik başarıda ki mükemmelliğin tanınması amaç edinilmiş. Görsel sanatta yani sektöründeki kabul edilmiş en itibarlı olarak kabul edilir “Oscar ödülü”.
Ülkemizde 1970’li yıllarda Adana’da “altın koza”, Antalya'da “altın portakal” ödülleri verilmeye başlandı. Doğal olarak sanat olsa bile güncel ve yaşamdan olan filmler ve oyuncular seçildi. Oyuncu hem komedi hem de dramatik konularda gerçekçi olsa bile yönetmenin iyi yönetmesi ve işlenen konunun önemi değerlendirilmekte.
Oyuncu yaşamın içinde olmalı seyirciye bunu oyunuyla hissettirmeli. Eğitim ve yetenek bunlar olmaksızın oyuncu olunmaz. Konumuz oyunculuk ve oyun ama nasıl?
Son günlerde ülke gerçeğine baktığımızda sahne sanatları değil görsel yayınlarda her gün ekranda gördüklerimiz her kim olursa rol yaptığını görmekteyiz. Haber sunucusundan politikacısına kadar inandırıcılık temelinde oyun oynamakta. Birilerini özellikle iktidara yaranmak temelinde över ya da yererken o kadar inandırıcı olmakta ki sormadan edemiyoruz bu kişiler ne içti ne yedi?
Ülkenin ekonomik, politik, sanat ve sanayide hangi konumda olduklarını bilmeli. Ülke de devasa konumda adliye sarayı yapılıp hak hukuk ve adaletin olmadığını bilmeyen yok. Devasa fabrika binaları yapılır ama üretim değil depo olarak kullanılır. Ülkede değer ve inançlar temelinde eğitim kurumları açılır hatta yarışmalar yapılarak öğrenci ve eğitimcilere ödüller verilir ama inanç ve değerler yerlerde sürünür.
Devlet destekli hibe ve krediler verilir ya da alınır teknolojik üretim yapılacak diye açılışa devlet “büyükleri” bile gelir. Hatta gerçekçi olsun diye haber yapılır haberi sunan bile buna inanır. Çok yakın zamanda gelişmiş ülkeleri ardımızda bırakılacağı söylenir. Sormak gerek her il ve ilçede hatta büyük kentlerin her mahallesinde birden fazla üniversite kurarak mı başarılacak?
Devletin yetkili büyükleri devletin teknik işyerleri ve okullarına yönetici olarak yine teknik yetkin birey ve ekip getirmeli. Oysa ilgili üniversite ve kamu kurumları başına ilgisiz kişiler getirildi. Bu nedenle günümüzde çokça kullanılan “liyakat” ayaklar altında çiğnenmekte. Birilerinin itibarı korunacak diye gerçek olmayan hayali ve yalan bilgileri sunmak hangi değerlere saygılı olmayı gerektirir? Kendi eksikliklerini kapatmak için birilerinin yalan gerçek olmayan haberlerini sunmak hangi inanca sığar?
Bir dönem sözde ihracat yapıyor edasıyla sahte fatura düzenleyenler vardı. Günümüzde ise gerçek olmayan haber ve bilgileri sunan “yüksek yetkililer” var. “Yüksek yetkililer” gerçek olmayan bilgileri sunarken daha da inandırıcı olsun diye adının önünde bol sıfatları olanları, ekran yüzlerini, yakası kalkık ve apoletli kişileri yanına oturtarak inandırıcı olmakta. Bunu haber değeri taşıyor diye sunanlar gerçek olmayanın bir çığ gibi büyüdüğünü biliyor. Birde bunun üstüne sorgulama yapmayan biat eden bir kitle varsa sabun köpüğü daha da büyümekte.
Geçenlerde kendi içlerinde çıkar çatışması mal bölüşümü ayyuka çıktı. İlk önce ekran yüzleri günah keçisi oldu. Bu kişiler “değer ve inanç” temelinde yapmayacaklarını “yemin billah” beyan etseler bile cezaevlerinin soğuk duvarları, demir pencere ve karanlık koridorlarını görünce itirafçı oldular. Ekranda Barbie bebekleri gibi giyinip rakkaseler gibi yürüyenler “inançlı ve değerlere saygılı biri” olduklarının ardında yedikleri naneleri açıklamak için sıraya girdiler. Ağır abi ve ablaları suskun “yüksek yetkililer” köşelerine sinmiş beklemekte.
“Yüksek yetkililer”, ekran yüzleri ve “yanlış öğrendiklerini unutamayan, yeniden öğrenmeye değişim ve dönüşüme açık olmayan” toplumun önemli bir kesimi rol yapmaya devam etmekte. Toplumda her bir birey oyuncudur rol yapmaz. Ama yukarıda belirttiğimiz bu kişiler çıkarları gereği rollerini gerçekçi olarak yapmakta. Kurulu sistemin “yüksek yetkilileri”, ekran yüzleri ve bunlara inanıp değer verenler “rol yapan oyuncu”.
Bu kişiler “altın koza” ya da “altın portakal”a değil ABD de verilen Oscar'a adaylık oyuncular. Çok inandırıcı rol yapmakta, ülkemiz adına katılmalarını öneririm.
Siz ne dersiniz?