Sokak isimlerindeki gizem
İstanbul, sokaklarında bin yıllık imparatorlukların ayak izlerini taşıyan bir şehir… Fakat bu şehrin gizli hazinelerinden biri, çoğu zaman fark etmeden içinden geçip gittiğimiz mahalle isimleridir. Bazıları sanki eski bir masaldan kopup gelmiş, bazılarıysa modern hayatın içinde kaybolmuş birer espri gibi durur. Bir an durup bu isimlerin hikâyelerine eğildiğimizde, İstanbul’un kendine has mizahı ve karakteriyle karşılaşırız.
Mesela Kuzguncuk… Adını söyleyince bile insanın yüzünde hafif bir tebessüm beliriyor. Rivayete göre burada yaşayan bir kuzu gölgesinde uyuyan bir “kuzgun” nedeniyle köyün adı böyle kalmış. Gerçek midir bilinmez ama bugün mahallede gezinen biri, kuşların hâlâ bu hikâyeyi fısıldadığını duyabilir gibi olur.
Sonra Miskinler Tekkesi vardır. Aslında bir yer değil, bir dönem Eyüp civarındaki adak ve dua kültürünün yansıması olan eski bir kurum. Ama ismi o kadar yerleşmiş ki, hâlâ halk arasında tembellik üzerine yapılan şakaların referans noktasıdır. İstanbul bazen böyledir: Tarihin ciddi yüzüyle mahallenin sokak dilini aynı cümlede buluşturur.
Bir de Kavacık, Bostancı, İncirli, Kirazlı, Armutlu gibi, şehrin bir zamanlar ne kadar tarımsal olduğunu içtenlikle hatırlatan mahalleler vardır. Bugün gökdelenlerin gölgesinde, trafikte beklerken “Burada bir zamanlar bostan mı varmış?” diye düşünmek bile insana nostaljik bir keyif verir. Şehir hızla değişir ama isimler direnmeye devam eder; her biri geçmişe atılmış minik bir çapa gibi.
İstanbul’un mahalle isimlerinde karşılaşabileceğimiz sürprizler bununla da bitmez. Aşıklar, Göztepe, Sevgili, Mutluluk gibi romantik çağrışımlar taşıyan semtler ile Küçükmustafapaşa, Kocamustafapaşa gibi adeta bir aile hikâyesi anlatan yerler aynı şehirde yan yana yaşar. İstanbul, hiçbir şehir gibi olmak zorunda hissetmeyen bir şehir. Bir yanda mitolojiye yaslanan bir adlandırma, öte yanda tek kelimeyle mahallelinin hâlini özetleyen bir tanım…
İsimler, bir şehrin kimliği kadar insanın kendi duygusunu da etkiler. “Unkapanı”ndan geçerken ticaretin ağırlığını hissederiz; “Sütlüce”de tatlı bir yumuşaklık, “Cihangir”de bir ihtişam, “Fındıkzade”de ise çocukluğun fısıltısı vardır. Sanki İstanbul, biz farkında olmadan her mahalle ismiyle ayrı bir duygu bırakmak için uğraşır.
Kısacası, İstanbul’un mahalle isimleri yalnızca tabelalarda durmaz; şehrin ruhunda dolaşır. Bir adın ardında bazen unutulmuş bir efsane, bazen yaşanmış bir hayat, bazen de tek bir kelimeye sıkışmış koca bir tarih yatar. Bu isimler, İstanbul’un kalabalığı içinde hâlâ hikâye anlatmayı sürdüren sessiz anlatıcılardır.
Bir gün yolunuz düşerse, tabelaya şöyle bir bakın. Belki ilk kez fark edeceksiniz: İstanbul, sadece sokaklarından değil, isimlerinden de konuşuyor.