Ne vaat edildi?

Hemen hemen her seçim döneminde adaylar ve iktidar değişikliğinde yönetime gelenler üyeleri ya da topluma söz verir ya da vaat eder. İktidara yani yönetime gelindiğinde bir öncekinden daha iyi daha fazla ekonomik, sosyal ve politik umut verilir. Toplumun yönetimden beklentileri elbet olacak ve kim vaat ediyorsa oraya doğru yönelmesi doğaldır.
“Kurulu sistem” dönen çarkın hemen her zaman nalıncı keseri gibi kesilen yongalarını hep kendi tarafına yontma biçimidir.
İster taşlara ister kara kaplı kitaplara yazılan hemen hepsi mevcut yaşamın devamını ister. Mevcut yaşam güçlüye ve güce biat etmektir. Oysa herkes eşit doğar yani çıplak. Herkes eşit doğar da neden birileri sırçalı köşkte oturur birileri gün doğumundan gün batımına kadar çalışır? Aynı ter ve aynı emek verildiği halde birileri karın tokluğuna birileri aksırıncaya tıksırıncaya kadar alır neden?
İktidara aday kim varsa vaat eder. Bazıları yapamayacak olsa bile vaatlerini açıklar. Bunlar uçuk kaçık olsa bile yazılıp söylendi. Bir de gerçekten iktidar ve ana muhalefet partilerinin vaatleri yani söz verdikleri var ki hala toplumun hafızasında. 1950‘li yıllarda iktidar olan DP’nin yöneticileri “her mahallede bir milyoner olacak” demişti. (Bunlardan önce de birçok iktidar yönetici benzer kelimeleri söyledikleri bir gerçek.)
İktidarı bir avcı olarak ele alalım. Av kim olabilir? Doğal olarak günümüzde seçimlerde oy kullanacak “seçmen”. Seçmenin geneli çalışan, küçük üretici ve esnaf, bunları nasıl bir beklenti içine alalım ki oylarına talip olalım? Ücretlerini ve maaşlarını yükseltmek vergi dilimlerini daha aşağıya çekmek, eğitim ve sağlığın zorunlu ve ücretsiz olması temel alındığında beklenti karşılığını bulur.
Yaşamımızı idame ettiğimiz bu sistemde bazen sosyal ve ekonomik beklentiler yeterli olmuyor. Topluma daha büyük belirsiz kimi umutlar vaat edilmekte “cennette arsa”. Yine de toplumu beklenti içine almak kurulu sistemin temel araçlarından.
“Her mahallede bir milyoner olacak” sözünü söyleyenlerin ardılı Demirel seçim dönemlerinde “her kim ne vaat ediyorsa bir fazlasını vereceğim” der. Onun başbakanı Çiller ise günün ekonomik durumuna göre “her mahallede bir trilyoner yaratacağız” sözlerini unutmadı. Çiller döneminde her mahallede trilyoner olmadı ama 2000’li yıllarda her köşe başında “bir milyoncu” dükkânı açıldı.
Bu ekonomist başbakan seçim döneminde umutları daha da arttırdı. “Herkese iki anahtar, bir ev birde araba” derken köylüyü unutmadı “her köylüye traktör”. Nerede? Yirmi yılı aşkın iktidarda olanlar ilk geldiklerinde çalışanlardan belli bir süre istedi. Dedi ki “sizden sadece üç yıl süre istiyorum. Üç yılın sonunda istediklerinizi vereceğim.” Üç yılın sonunda vaat ettiği toplum bunu sordu. Çalışan ve memurlara söylediği söz '”dışarıda bekleyen 500 bin kişi daha var. İşine gelmeyen istifa etsin.”
Bir de beş yıl sonra beklenti çizgisini yükseltti “12 Eylül’den hesap soracağız” dedi. Ortalık büyük bir hengâme içine girdi. İktidarın çizgisi başka beklenti içinde olanlar başka bir çizgi de. Amaç muhalefeti bölmek ise her şey mubah olur. Muhalefet özellikle sol ve Kürt seçmenler üzerinde beklenti artı. Beklenti içinde olan hüzünle kabuğuna çekildi.
Toplumu beklenti içe almak umutlandırmak kurulu sistemin olmazsa olmazı. Muhalefet partilerini pek ciddiye almayalım onlarda sistemin önemi bir aparatı. Önemli olan kamusal kurum olan mesleki örgütler, sendikalar ve toplumsal değerleri ayaklar altına aldırmayan aydın ve yazarların açıklayıcı ve uyarıcı yorumları.
Kişi ve toplum olarak beklenti içinde olmak yaşam arzusunu daha da artırır. Canlıların hemen hepsi yaşamak ve türünün devamı için umudu vardır. Özellikle insan evladının toplumsal yaşamın önemli bir parçası olarak beklentisi öyle çok büyük değil. Emeğinin alın terinin hakkı, eğitim-sağlık-temel alt yapı hizmetlerinin ücretsiz verilmesi, dilini özgürce konuşması, inandığı değerleri korkmadan söylemesi, aç ve açıkta kalmayacağını bilmesi, şiddet ve baskını olmadığı bir yaşam kim vaat eder?
Bu toplum her vaat edenin ardından gitti. Sonuçta elinde ve avucunda bir şey kalmadı ekonomik ve toplumsal çöküş gittikçe arttı. Kurulu sistemin yöneticileri toplumu beklenti içine almayı biliyor. İktidar ve muhalefet partileri şimdi ne umut verecek?
Dün ne vaat ettiniz?
Bugün ne vaat ediyorsunuz?